May 6th, 2007
Son zamanlarda esrarengiz şekilde ölen arılardan sonra, bitki döllenmesinin yapılamayacak olması sonucunda pek yakında domates, salatalık, çilek vb. bir sürü sebze meyveyi ancak rüyamızda göreceğiz galiba. Yaşamımızda bu kadar önemli rol oynayan arıları acaba ne kadar tanıyoruz. Gelin Discover Magazine’de yayınlanan bazı ilginç bilgilere bir göz atalım.
* Dünyada 16.000 arı türü yaşamakta, çoğu yalnız yaşayan bu türlerin yalnızca % 5′i sosyal ve en yaygın türleri de bildiğimiz bal arısı. Farklı kökenden gelen 3 insanın kavga etmeden duramadığı dünyamızda, 80.000 kadar arı türü de tek bir kovanda huzur içinde koloni oluşturmakta. Read the rest of this entry »
Posted in Bilgimizi Kurcalayalım, Hayvanatı Kurcalayalım | 5 Comments »
April 17th, 2007
Hepiniz görmüşsünüzdür, Beyaz Show’da insanlara Helyum gazı verip, incecik bir sesle çocuk gibi konuşturduklarını… İlk başta ses bantını hızlandırdıklarını sanmıştım ama canlı yayın olduğu aklıma gelince belki ses mikseriyle yapmak mümkündür diye düşünmüştüm. Neyse ki sonradan işin aslını öğrendik. Peki bunun tersine ne dersiniz? Yani ses bantını ağır çalıyormuş gibi olanına… Bu da havadan 6 kat daha ağır olan Sülfür Heksafluorid gazıyla mümkün oluyormuş. İnanmıyorsanız videoyu izleyin ama benim ilgimi çeken asıl şey videonun devamındaki boşlukta duran şey. Biraz yaratıcılıkla SH gazının, çok güzel sihirbazlık numaraları yapma potansiyeline sahip olduğunu göreceksiniz.

Posted in Takdire şayan şeyler | No Comments »
April 14th, 2007
İşbu arkadaş epey yetenekli
Muhtemelen gözlerini birbirine bu kadar ters açılarla hareket ettirdikten sonra yarım saat ayağa kalkamamıştır. Kalksa da kesin sendelemiştir. Peki bu numarayı nasıl yaptığını bilen var mı?
Posted in Takdire şayan şeyler | No Comments »
April 13th, 2007
Evlenmeden önce çocuk yetiştirme üzerine altı teorim vardı. Şimdi altı çocuğum var ve hiç teorim yok!
Çocuklardan çok şey öğreniriz. Örneğin ne kadar sabırsız biri olduğumuzu… (Franklin P. Jones)
Çocukların sevgi görmeye ihtiyacı vardır. Özellikle de hak etmedikleri zaman…
(Harold Hulbert)
İlk başta anne ve babalarımızın çocukları, sonra çocuklarımızın anne ve babası oluruz. Daha sonra anne ve babamızın anne ve babası, en sonunda da çocuklarımızın çocukları oluruz. (Milton Greenblatt)
Çocuklar bir şekilde evliliğin devamını sağlarlar. Ve bunun için pek çok yolları vardır. Örneğin o kadar çok talepleri olur ki aileler onların ihtiyaçlarını karşılamaya çalışırken birbirlerinin hatalarını unuturlar. (Richard Armour)
Eğer bebeğiniz güzel ve mükemmelse; hiç ağlamıyor, huysuzlanmıyorsa, zamanında uyuyor ve her zaman bir melek kadar iyi niyetliyse, siz bir anneannesiniz! (Theresa Bloomingdale)
Bir anne için çocuğunun en sevimli olduğu zaman uyuduğu zamandır. ( Ralph Waldo Emerson)
Çocuklar geleceğe gönderdiğimiz ve asla göremeyeceğimiz mesajlardır. (Anonim)
Çocuk büyütürken evi temiz tutmak, kar hálá yağarken kapının önünü temizlemek gibidir. (Phyllis Diller)
Çocuğunuzun büyüdüğünü nereden anlarsınız? Size soru sormayı keserler ve tabii nereye gittiklerini söylemeyi de… ( P.J. O’Rourke)
‘Bebek gibi uyuyor’ diyenlerin muhtemelen hiç çocukları olmamıştır. (Leo J. Burke)
Bir çocuğa önce konuşmayı öğretirsiniz, sonra da susmayı… (Prochnow)

Posted in Takdire şayan şeyler | No Comments »
April 12th, 2007
Dünyada başkenti olmayan ülke de var deseler dünyada inanmazdım, bu günleri de görecekmişiz demek ki. 
Avustralyanın kuzeydoğusundaki dünyanın en küçük ada devleti Nauru’nun başkenti yok , çünkü sadece bir kenti var : Nauru (şehrin adının böyle olması pek şaşırtıcı değil sanırım). Ancak Nauru kenti kayıtlarda başkent olarak da geçmiyor. Adanın toplam nüfusu 13.048
Zamanında ana geçim kaynağı fosfat madenciliği imiş ve 1888′de Almanlar burayı sömürmeye başlamış, onlardan sömürü bayrağını
sırasıyla İngiltere ve Japonya almışlar, fosfat bitince de ülke kaderine terkedilircesine “bağımsızlığını kazanmış”. İnsanlar da kurdukları bir-iki bankayla adayı çamaşır makinesine çevirmişler, gelen parasını, giden vergisini yıkamış. Şimdilerde ise ada yönetimi ülkenin geçimini Avustralya’ya kaçak olarak girmeye çalışanların tutulduğu bir açıkhava hapishanesi olmayı kabul ederek sağlıyormuş.
Posted in Bilgimizi Kurcalayalım | No Comments »
April 5th, 2007
Günümüz dünyasında ne reklamsız bir şey yapmak ne de reklamlardan kaçmak mümkün. Her zaman her yerde karşımıza çıkıyorlar. Ama aklımızda kalan, bir şekilde hoşumuza giden reklam sayısı çok az. Kimi bir espriyle yaklaşıyor, kimi şaşırtıcı oluyor, kimi de ürünün bir özelliğini abartarak vurguluyor. Aşağıdaki Toyota reklamı bu son gruptan ve o durumda orada olmaktan hoşlanmayacağımız bir yerden…

Posted in İnterneti Kurcalayalım | 1 Comment »