<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kurcalama &#187; Bilgimizi Kurcalayalım</title>
	<atom:link href="http://www.kurcalama.com/category/uncategorized/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kurcalama.com</link>
	<description>adına inat herşeyi kurcalamak serbest</description>
	<lastBuildDate>Fri, 02 Jan 2009 12:03:14 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.6</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Uzayda yaşamın bilinmeyenleri</title>
		<link>http://www.kurcalama.com/2008/01/15/uzayda-yasamin-bilinmeyenleri/</link>
		<comments>http://www.kurcalama.com/2008/01/15/uzayda-yasamin-bilinmeyenleri/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 16 Jan 2008 03:26:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>meb</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilgimizi Kurcalayalım]]></category>
		<category><![CDATA[Keşifleri Kurcalayalım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kurcalama.com/2008/01/15/uzayda-yasamin-bilinmeyenleri/</guid>
		<description><![CDATA[Herhalde istisnasız herkes uzaya çıkıp şöyle dünyaya bir uzaktan bakmak ister, bir sürü çocuk da büyüyünce astronot olmak ister. Meğer astronotlar neler çekiyormuş da haberimiz yokmuş. İşte bazı ilginç bilgiler:
* Yerçekimi olmayınca tüm vücut sıvıları yukarıya doğru çıkar, surat pofuduk bir hal alır, kemikler kalsiyum kaybeder bu da böbrek taşı oluşumuna neden olur.
* Bağırsaklar çok [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Herhalde istisnasız herkes uzaya çıkıp şöyle dünyaya bir uzaktan bakmak ister, bir sürü çocuk da büyüyünce astronot olmak ister. Meğer astronotlar neler çekiyormuş da haberimiz yokmuş. İşte bazı ilginç bilgiler:</p>
<p>* Yerçekimi olmayınca tüm vücut sıvıları yukarıya doğru çıkar, surat pofuduk bir hal alır, kemikler kalsiyum kaybeder bu da böbrek taşı oluşumuna neden olur.</p>
<p>* Bağırsaklar çok yavaş çalışır, kabızlık kaçınılmazdır, kalp büzüşür ama en ilginci omurgada azalan basınç sayesinde astronotların boyu 5 cm kadar uzar.</p>
<div style="text-align: center"><img src="http://www.kurcalama.com/wp-content/uploads/2008/01/astronot-1.jpg" /></div>
<p>*Dünyada horlayan astronotlar uzayda ses çıkarmadan uyur ama derin uyku bir hayaldir, güneş günde 16 kere doğarsa gelin de <span id="more-503"></span>uyuyun bakalım.</p>
<p>*NASA bir ara uzay giysilerinin içine bir tür tuvalet yapmakla uğraşmış ama pratik olmadığı için gene çocuk bezine dönmüşler.</p>
<p>*Uzaydan dönen astronotlar dünyaya indiklerinde el ve ayaklarını oynatmayı beceremeyip, hem o yüzden hem de mecaz ve gerçek olarak &#8220;dünyaya ikinci kere geldim&#8221; derlermiş. Ama astronotların dünyaya geldikten sonra en şikayet ettikleri şey nesneleri ellerinden bırakmalarıymış. Çünkü bırakınca kırılıyorlarmış. <img src='http://www.kurcalama.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>*Astronotlara göre en iyisi uzayda kalmakmış. Çünkü şimdiye kadar 18 kişi ya uzaya çıkarken ya da dünyaya inerken ölmüş ama uzayda iken ölen yokmuş.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kurcalama.com/2008/01/15/uzayda-yasamin-bilinmeyenleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Arılar hakkında bilmediklerimiz&#8230;</title>
		<link>http://www.kurcalama.com/2007/05/06/arilar-hakkinda-bilmediklerimiz/</link>
		<comments>http://www.kurcalama.com/2007/05/06/arilar-hakkinda-bilmediklerimiz/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 06 May 2007 14:35:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>meb</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilgimizi Kurcalayalım]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvanatı Kurcalayalım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kurcalama.com/2007/05/06/arilar-hakkinda-bilmediklerimiz/</guid>
		<description><![CDATA[Son zamanlarda esrarengiz şekilde ölen arılardan sonra, bitki döllenmesinin yapılamayacak olması sonucunda pek yakında domates, salatalık, çilek vb. bir sürü sebze meyveyi ancak rüyamızda göreceğiz galiba. Yaşamımızda bu kadar önemli rol oynayan arıları acaba ne kadar tanıyoruz. Gelin Discover Magazine&#8217;de yayınlanan bazı ilginç bilgilere bir göz atalım.
* Dünyada 16.000 arı türü yaşamakta, çoğu yalnız yaşayan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Son zamanlarda esrarengiz şekilde ölen arılardan sonra, bitki döllenmesinin yapılamayacak olması sonucunda pek yakında domates, salatalık, çilek vb. bir sürü sebze meyveyi ancak rüyamızda göreceğiz galiba. Yaşamımızda bu kadar önemli rol oynayan arıları acaba ne kadar tanıyoruz. Gelin Discover Magazine&#8217;de yayınlanan bazı ilginç bilgilere bir göz atalım.</p>
<p>* Dünyada 16.000 arı türü yaşamakta, çoğu yalnız yaşayan bu türlerin yalnızca % 5&#8242;i sosyal ve  en yaygın türleri de bildiğimiz bal arısı. Farklı kökenden gelen 3 insanın kavga etmeden duramadığı dünyamızda, 80.000 kadar arı türü de tek bir kovanda huzur içinde koloni oluşturmakta.<span id="more-498"></span></p>
<p>* Erkek arıların tek işlevleri kraliçe arıyla çiftleşmek. Eğer kovanda bir yiyecek kıtlığı olursa, işçi arılar hemen bu tembel damızlıkları kapı dışarı ediyorlar. Ama aslında bu zavallı erkek arılar çiftleştikten hemen sonra karınları parçalanmış bir şekilde ölüyorlar. Çünkü üreme organları  kraliçenin içinde sıkışıp kalarak kopuyor.</p>
<p>* Kraliçe arı ise, pek de zeki olmayan bu ve benzeri bir sürü erkek arıyla çiftleşerek 70 milyondan fazla sperm toplayana dek katliama devam ediyor.</p>
<p>* İşin ilginci 1660&#8242;larda Hollandalı bilim adamı Swammerdam kovandaki büyük arıyı inceleyip, yumurtalığı olduğunu keşfedene dek kraliçe arının Kral olduğu sanılıyordu.</p>
<div style="text-align: center"><img alt="kokuyu alıp anteni diken arılar" title="kokuyu alıp anteni diken arılar" src="http://www.kurcalama.com/wp-content/uploads/2007/05/ar%C4%B1lar.JPG" /></div>
<p>* Avustralyalı bilim adamları arıların insan suratlarını ayırabildiğini keşfetmişler. Arılara siyah beyaz fotoğraflar gösterip, artık nasıl yaptılarsa arıların verdikleri doğru cevapları ödüllendirerek bunu ispat etmişler.  Los Alamos laboratuvarlarında ise arıları bomba tespitinde kullanmak üzere eğitmişler. Birazcık şekerli su ödülüyle bomba yapımında kullanılan maddelerin kokusuna karşı hassaslaşan arıların kokuyu alınca antenlerini havaya diktiklerini tespit etmişler. Bkz.üstteki fotoğraf. Pentagon destekli bomba tespit uzmanı arı yetiştirme çalışmaları tüm hızıyla devam ediyor.</p>
<p>* Bir arının size doğru yaklaşırken duyduğunuz ve eyvah ayvayı yedik dediğiniz vızıldama sesi dakikada 11.400 kere çırptığı 4 kanatından gelmektedir.  Saatte ortalama 25 km hıza ulaşmak için de bu kadar çabalamaya değer mi diye de düşünmek lazım&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kurcalama.com/2007/05/06/arilar-hakkinda-bilmediklerimiz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Başkenti olmamak nasıl bir his acaba</title>
		<link>http://www.kurcalama.com/2007/04/12/baskenti-olmamak-nasil-bir-his-acaba/</link>
		<comments>http://www.kurcalama.com/2007/04/12/baskenti-olmamak-nasil-bir-his-acaba/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 12 Apr 2007 11:24:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ebo</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilgimizi Kurcalayalım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kurcalama.com/2007/04/12/baskenti-olmamak-nasil-bir-his-acaba/</guid>
		<description><![CDATA[Dünyada başkenti olmayan ülke de var deseler dünyada inanmazdım, bu günleri de görecekmişiz demek ki. 
Avustralyanın kuzeydoğusundaki dünyanın en küçük ada devleti Nauru&#8217;nun başkenti yok , çünkü sadece bir kenti var : Nauru (şehrin adının böyle olması pek şaşırtıcı değil sanırım). Ancak Nauru kenti kayıtlarda başkent olarak da geçmiyor. Adanın toplam nüfusu 13.048
Zamanında ana geçim [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dünyada başkenti olmayan ülke de var deseler dünyada inanmazdım, bu günleri de görecekmişiz demek ki. <img width="191" height="158" align="right" alt="location nauru" title="location nauru" src="http://www.kurcalama.com/wp-content/uploads/2007/04/LocationNauru.png" /></p>
<p>Avustralyanın kuzeydoğusundaki dünyanın en küçük ada devleti Nauru&#8217;nun başkenti yok , çünkü sadece bir kenti var : Nauru (şehrin adının böyle olması pek şaşırtıcı değil sanırım). Ancak Nauru kenti kayıtlarda başkent olarak da geçmiyor. Adanın toplam nüfusu 13.048<br />
Zamanında ana geçim kaynağı fosfat madenciliği imiş ve 1888&#8242;de Almanlar burayı sömürmeye başlamış, onlardan sömürü bayrağını <img align="left" title="satelite" alt="satelite" src="http://www.kurcalama.com/wp-content/uploads/2007/04/230px-Nauru_satellite.jpg" />  sırasıyla İngiltere ve Japonya almışlar, fosfat bitince de ülke kaderine terkedilircesine &#8220;bağımsızlığını kazanmış&#8221;. İnsanlar da kurdukları bir-iki bankayla adayı çamaşır makinesine çevirmişler, gelen parasını, giden vergisini yıkamış. Şimdilerde ise ada yönetimi ülkenin geçimini Avustralya&#8217;ya kaçak olarak girmeye çalışanların tutulduğu bir açıkhava hapishanesi olmayı kabul ederek sağlıyormuş.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kurcalama.com/2007/04/12/baskenti-olmamak-nasil-bir-his-acaba/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Terli düşünceler (ya da transpirasyonun inspirasyonu)</title>
		<link>http://www.kurcalama.com/2007/03/10/terli-dusunceler-ya-da-transpirasyonun-inspirasyonu/</link>
		<comments>http://www.kurcalama.com/2007/03/10/terli-dusunceler-ya-da-transpirasyonun-inspirasyonu/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 10 Mar 2007 10:03:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ebo</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilgimizi Kurcalayalım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kurcalama.com/2007/03/10/terli-dusunceler-ya-da-transpirasyonun-inspirasyonu/</guid>
		<description><![CDATA[Terlemeyi seviyor musunuz ? Alışmaya başlasanız iyi olur, terleyeceğimiz günler yaklaşıyor. Pek çok insan terlemekten şikayetçidir ama, evrimin biz insanlara bağışladığı en güzel yeteneklerden biridir terlemek. Kurcalama.com yazarlarından biri olarak araştırmacı blogculuk örneği vererek sauna ziyaretlerimden birinde yanıma çiğ bir yumurta aldım. Sauna 90 dereceye ısıtılmıştı. 15 dakika sonra yumurta taş gibi oldu. Ben olmadım. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img align="left" title="terlemek" alt="terlemek" src="http://www.kurcalama.com/wp-content/uploads/2007/03/sweating.jpg" />Terlemeyi seviyor musunuz ? Alışmaya başlasanız iyi olur, terleyeceğimiz günler yaklaşıyor. Pek çok insan terlemekten şikayetçidir ama, evrimin biz insanlara bağışladığı en güzel yeteneklerden biridir terlemek. Kurcalama.com yazarlarından biri olarak araştırmacı blogculuk örneği vererek sauna ziyaretlerimden birinde yanıma çiğ bir yumurta aldım. Sauna 90 dereceye ısıtılmıştı. 15 dakika sonra yumurta taş gibi oldu. Ben olmadım. Neden? Çünkü terleyebiliyorum. Yumurtanın vücut ısısını sabit tutabilmesi için kütlesiyle orantılı bir hesapla 3,5 ml. ter atması gerekiyordu. Ama yapamadı. Yumurta kendi başına zaten hiç bir şey yapamaz, kendi kabuklarını bile kendi soyamaz.<br />
Terlemek çok etkili bir serinleme yöntemidir.Üstelik taze ter hiç kokmaz. Yoksa saunalarda kimse 10 dakika bile dayanamazdı herhalde. Terlemek konusunda düşünceler üretebilmemiz bile bu mükemmel klima aygıtı sayesinde. Çünkü beynimiz aşırı ısınmadığı sürece işleyebiliyor, sıcaklığı normal ısısının 3 derece üstüne çıktığı anda su kaynatıyor.<br />
&#8220;Hayvanlar gibi terlemek&#8221;, ya da &#8220;Yemezler, hayvan terli&#8221; terimlerini kim icad ettiyse de fena halde faka basmış, çünkü hayvanların içinde &#8220;terliyor&#8221; diyebileceğimiz kadar terleyen hayvan yok! Atların vücudu parlar ama, öyle aman aman terlemezler, köpekler dillerini çıkararak serinler, zavallı balıklar ise terlemeyedikleri için çok utandıklarından sudan çıkamazlar.<br />
Peki ya hayvanların kralı denen aslan? Onun da klima tesisatı yok. Kısa bir süre bir antilop kovalasın, hemen harareti çıkar ve dinlenmek zorunda kalır.<br />
Buna karşın insanın seçme şansı var. Yorulduğunda dinlenebilir ama buna mecbur değildir. Parıl parıl parlayan güneşin altında , bir açıkhava restoranında oturup kendimize bir antilop bifteği ısmarlayabiliriz. Yani işi bu kadar ilerletmiş durumdayız. Beslenme zincirinin en tepesinde yer almamızı da terleyebilmemize borçluyuz.<br />
Terlemek sadece Santigradımızı değil Santimetremizi de etkilemekte. Birinin kokusunu iyi alıp alamamamızı ikinci tür ter bezlerimiz belirler o da kıllarımızın altındakilerdir. Terimizin uzun süre kokmamasını sağlamak için vücudumuzun en çok terleyen bölgelerinde kıllar vardır. Kafamızda, koltukaltlarımızda, bacaklarımızın arasında. Birinin kokusunu aldığımızda onun genetik kaynak kodunu da algılıyoruz. Diyelim ki bir büyükanne, yeni doğmuş torununu henüz görmemiş ve koklamamış olsa dahi, hastanenin yenidoğan bölümünde kendi torununa ilk giydirilen kıyafetlerin hangileri olduğunu koklayarak anlayabilir-çılgınca geliyor insana değil mi?<br />
<img align="left" alt="hırsız" title="hırsız" src="http://www.kurcalama.com/wp-content/uploads/2007/03/mban1104l.jpg" /></p>
<p>Terlememizle aslında gurur duymamız lazım ama onun yerine ne yapıyoruz ? Deodorantlar, parfümler alıyoruz. Parfümün içinde neler var? Mesela amber. Nedir amber? Kaşalot kusmuğu. Mesela misk. Nedir misk? Misk geyiğinin başka bir salgısı! Biraz daha kesin bir dille: idrarı ! Bunlar parfüm sanayiinde kullanılan hayvansal salgılardan sadece ikisi. Özetleyecek olursak:İnsanlar koltukaltlarının insan gibi kokmasından utanıyorlar ve bir geyiğin apışarası gibi koktuklarında daha çekici olduklarına inanıyorlar. Acaba geyik muhabbeti dediğimize geyikler ne diyordur ?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kurcalama.com/2007/03/10/terli-dusunceler-ya-da-transpirasyonun-inspirasyonu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gerçekten mi?</title>
		<link>http://www.kurcalama.com/2007/02/24/gercekten-mi/</link>
		<comments>http://www.kurcalama.com/2007/02/24/gercekten-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 24 Feb 2007 12:34:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>meb</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilgimizi Kurcalayalım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kurcalama.com/2007/02/24/gercekten-mi/</guid>
		<description><![CDATA[Birisi ortaya bir şey atar, biraz inanılmazdır, doğruluğunu da kestiremeyiz. Tam ikna olmayız ama &#8220;Gerçekten mi?&#8221; diye de sorarız, sanki karşımızdaki işin aslını biliyormuş gibi&#8230;Gelin bazı rivayetlerin doğruluğunu kurcalayalım&#8230;

Öldükten sonra saç ve tırnaklar uzamaya devam eder!  Yanlış. Sadece bir göz aldanması. Ölümden sonra vücut çok hızlı bir su kaybına uğrar ve deri büzüşerek geri [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Birisi ortaya bir şey atar, biraz inanılmazdır, doğruluğunu da kestiremeyiz. Tam ikna olmayız ama &#8220;Gerçekten mi?&#8221; diye de sorarız, sanki karşımızdaki işin aslını biliyormuş gibi&#8230;Gelin bazı rivayetlerin doğruluğunu kurcalayalım&#8230;</p>
<ul>
<li><strong><em>Öldükten sonra saç ve tırnaklar uzamaya devam eder!</em></strong>  Yanlış. Sadece bir göz aldanması. Ölümden sonra vücut çok hızlı bir su kaybına uğrar ve deri büzüşerek geri çekilir. Saç ve tırnaklar da iyice ortaya çıkarak uzamış gibi görünür.</li>
<li><strong><em>Tavuklar kafaları kesildikten sonra yaşamaya devam eder! </em></strong>Doğru. Hem de öyle bir kaç dakika falan değil. Çünkü tavuğun beyninin, reflekslerini kontrol eden kısmı kafası kesildikten sonra vücutta kalır. Bu konudaki rekor kafasız bir şekilde 18 ay yaşayan bir tavuğa ait. Neyse ki gerçekten bir kuşbeyinliydi.
<div style="text-align: center"><a href="http://www.portakalagaci.com/oburcuk/2004/03/tavuk_suyu_orba.html"><img alt="Tavuk suyu çorbası" title="Tavuk suyu çorbası" src="http://www.kurcalama.com/wp-content/uploads/2007/02/tavuk_suyu_corba.jpg" /></a></div>
</li>
<li><strong><em>Tavuk çorbası soğuk algınlığına iyi gelir!</em></strong> Laf tavuktan açılmışken çorbasını pas geçemezdik. Bütün dünyadaki annelerin bir bildiği var herhalde. Çünkü tavuk suyundaki bazı maddelerin anti-enflamatuar özelliklere sahip olduğu bulunmuş. Bu da tıkalı burunları açmak için bire bir. Tarifi için resme tıklamanız yeterli&#8230;</li>
<li><em><strong>Uzayda yerçekimi yoktur! </strong></em>Yanlış. Bunun suçlusu &#8220;sıfır yerçekimi&#8221; terimi. Yerçekimi her yerde vardır, uzayda bile. Siz astronotların uzay boşluğunda havada asılı durduklarına bakmayın, aslında onlar dünyaya doğru bir &#8220;serbest düşüş&#8221; halindeler. Dünyadan çok uzak oldukları için sadece yerçekiminin etkisi azalmıştır ama tam olarak yoktur denilemez. Örneğin, genelde uyduların olduğu, dünyadan 400 km.lik bir mesafede yerçekiminin %90&#8242;ını hissederler.</li>
<li><em><strong>Esnemek bulaşıcıdır! </strong></em>Evet,<em><strong> </strong></em>inkar edilemez bir gerçek. Belki bunu okurken bile esneyeceksiniz. Ama bunun neden böyle olduğu tam olarak bilinmiyor. Şempanzeler bile bir diğeri esnerken esnemeye başlıyorlar.</li>
<li><em><strong>Köpeklerin ağızları insanlardan daha temizdir!</strong></em> Doğru. Gördükleri herşeyi yalamalarına rağmen köpeklerin ağzı bilimsel olarak daha sterildir. Ama aslında ağızdaki bakteriler canlı türlerine göre değişiklik gösterir. Dolayısıyla bir türün diğerinden daha temiz olduğu söylenemez, sadece farklıdırlar.
<div style="text-align: center"><img title="Şapır Şupur" alt="Şapır Şupur" src="http://www.kurcalama.com/wp-content/uploads/2007/02/%C5%9Fap%C4%B1r%20%C5%9Fupur.jpg" /></div>
</li>
<li><em><strong>Güney yarıkürede sular ters yönde döner! </strong></em> Klozet ya da  lavabodaki suların  boşalırken ne yöne döneceğinin ne  dünyanın dönüşüyle ne de yarıkürelerle alakası vardır. Tamamen suyun boşaldığı yerin şekliyle ilgilidir. Farklı lavabo, küvet vs.de kendiniz de deneyebilirsiniz.</li>
<li><em><strong>İnsanlar beyinlerinin yalnızca % 10&#8242;unu kullanırlar!</strong></em> Neredeyse 100 yıllık bir şehir efsanesi daha. Neyse ki doğru değil. Alttaki güzel MR taramasındaki renkli yerlerden de görüleceği gibi, insanlar serebral kortekslerini gayet iyi kullanırlar. Bu arada resimde emeği geçen Türk bilimadamına da dikkatinizi çekerim. Benim naçizane fikrim de vaktimizin yalnızca % 10&#8242;unu doğru kullanıyoruz. Çoğu zaman TV karşısında gereksiz programlarla resmen şu dünyadaki kısıtlı zamanımızı öldürüyoruz. Bunu iyi kullanalım yeter. Kortekste sorun yok, o uyurken bile tam kapasite çalışıyor.
<div style="text-align: center"><img title="Serebral Korteks" alt="Serebral Korteks" src="http://www.kurcalama.com/wp-content/uploads/2007/02/serebral%20korteks.jpg" /></div>
</li>
<li>
<div align="left">Foto: National Institute of Biomedical Imaging and Bioengineering and Dr. Kamil Ugurbil, University of Minnesota.</div>
</li>
</ul>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kurcalama.com/2007/02/24/gercekten-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kredi Kartları &#8211; II</title>
		<link>http://www.kurcalama.com/2007/02/15/kredi-kartlari-ii/</link>
		<comments>http://www.kurcalama.com/2007/02/15/kredi-kartlari-ii/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 15 Feb 2007 08:21:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>meb</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilgimizi Kurcalayalım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kurcalama.com/2007/02/15/kredi-kartlari-ii/</guid>
		<description><![CDATA[Önceki kredi kartları yazısında kartın ön yüzünü kurcalamıştık, şimdi sıra arka yüzünde&#8230;Aslında bütün önemli bilgiler burada, genellikle siyah ya da gri renkli manyetik bantta saklanıyor. Bu bant, eski kaset bantlarıyla aynı özelliklere sahip yani bilgiler kolayca okunabilir, silinebilir ya da kopyalanabilir. 
Bu manyetik bantta bilgiler kodlanarak üç ayrı kanalda saklanır. 210 bit kapasiteli birinci kanaldaki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Önceki <a href="http://www.kurcalama.com/2007/02/09/kredi-kartlari/">kredi kartları</a> yazısında kartın ön yüzünü kurcalamıştık, şimdi sıra arka yüzünde&#8230;Aslında bütün önemli bilgiler burada, genellikle siyah ya da gri renkli manyetik bantta saklanıyor. Bu bant, eski kaset bantlarıyla aynı özelliklere sahip yani bilgiler kolayca okunabilir, silinebilir ya da kopyalanabilir. <img align="right" alt="Kredi Kartı Arka Yüz" title="Kredi Kartı Arka Yüz" src="http://www.kurcalama.com/wp-content/uploads/2007/02/kredi%20kart%C4%B1%20arka%20y%C3%BCz.JPG" /><br />
Bu manyetik bantta bilgiler kodlanarak üç ayrı kanalda saklanır. 210 bit kapasiteli birinci kanaldaki bilgiler iki formattadır. Kartı çıkaran kuruluşun bilgileri ve müşteri bilgileri yer alır.  Hesap numarası (19 karakter), ülke kodu (3 k), isim (26 k), son kullanma tarihi(4 k) ve özel bilgiler (79 k) yer alır. 75 bit kapasiteli ikinci kanalda da isim hariç 1.kanaldaki bilgiler daha küçük boyutta yer alır; ülke kodu 3, özel bilgiler 40 karakterliktir.   210 bit kapasiteli 3.kanalda ise şifreli pin, ülke kodu, para birimi ve harcama limiti bilgileri yer alır. Bu konudaki ISO 7810 ve 7811 standartları için <a href="http://www.cyberd.co.uk/support/technotes/isocards.htm">buraya</a> bakabilirsiniz. Alışveriş yapıp kartınız POS cihazından geçirildiğinde bir modem aracılığıyla işlemin geçerli olup olmadığı kontrol edilerek satıcının numarası ve manyetik banttaki  geçerli kart numarası, son kullanma tarihi, kart limiti ve kart kullanım bilgileri kredi kartları merkezine gönderiliyor. Herşey yolundaysa size ay sonunda birken borçları ödemek düşüyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kurcalama.com/2007/02/15/kredi-kartlari-ii/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Islak Ayak Testi</title>
		<link>http://www.kurcalama.com/2007/02/14/islak-ayak-testi/</link>
		<comments>http://www.kurcalama.com/2007/02/14/islak-ayak-testi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 14 Feb 2007 12:43:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ebo</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilgimizi Kurcalayalım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kurcalama.com/2007/02/14/islak-ayak-testi/</guid>
		<description><![CDATA[Eğer az masrafla çok kalori harcayayım diyorsanız, koşmaktan daha iyi bir egzersiz olamaz. Hem kalp sağlığınızı korur, hem de (Newcastle Üniversitesi&#8217;nin araştırmasına göre) yatakta daha iyi bir sevgili olursunuz: Haftada ortalama 60 km. koşu yapan erkeklerin testosteron, kadınların ise östrojen hormonları %25 daha yüksek oluyormuş. Ancak koşu yaparken doğru spor ayakkabısını seçmiş olmanız, koşu yapmaya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Eğer az masrafla çok kalori harcayayım diyorsanız, koşmaktan daha iyi bir egzersiz olamaz. Hem kalp sağlığınızı korur, hem de (Newcastle Üniversitesi&#8217;nin araştırmasına göre) yatakta daha iyi bir sevgili olursunuz: Haftada ortalama 60 km. koşu yapan erkeklerin testosteron, kadınların ise östrojen hormonları %25 daha yüksek oluyormuş. Ancak koşu yaparken doğru spor ayakkabısını seçmiş olmanız, koşu yapmaya karar vermeniz kadar önemli.  Çünki koşarken attığımız her adımda, ayaklarımıza vücut ağırlığımızın 3 katı kadar bir yük biniyor. Peki, doğru ayağa doğru ayakkabıyı nasıl bulacağız ?  Evde kendi kendimize yapabileceğimiz bir testle önce ayak tipimizi belirlememiz gerekmekte: Islak Ayak Testi.</p>
<p><img title="ıslak ayak" alt="ıslak ayak" src="http://www.kurcalama.com/wp-content/uploads/2007/02/footprint_bag.jpg" /></p>
<p>Ayaklarımızı ıslattıktan sonra bir kağıt parçasına basıyor ve ayak izimizi inceliyoruz. Uzmanlar insanların ayak tiplerini üç gruba ayırmış, biz de hangi grupta olduğumuzu tespit edince hangi tür ayakkabının içinde ayağımızın daha rahat olacağını görüp, spor ayakkabımızı ona göre alıyoruz. Alışverişe çıktığınızda ise ayakkabıcılık terimlerine aşina olmayanlar için vereceğimiz sihirli cümleleri kullanarak bilinçli bir şekilde ayakkabı almaya geldiğinizi ortaya koyma imkanı bulacaksınız. Böyle bilinçli bir müşteriyi kaybetmek istemeyen ayakkabıcı da ekstra indirim talebinizi karşılıksız bırakmayacaktır.<br />
<img title="ayaklar" alt="ayaklar" src="http://www.kurcalama.com/wp-content/uploads/2007/02/feet.gif" /></p>
<p>Soldan sağa doğru ilerleyelim :<br />
1- Normal ayak : Ayak izinizde topuk ile parmakların arasında geniş ve eğimli bir hat var ise, ayağınız normaldir. Koşarken ayağınız topuğun dışına doğru basıyor ve şoku absorbe etmek için içe doğru yuvarlanıyor. Buna tıp ilminde pronasyon ( ing. &#8220;pronation&#8221; sözlük anlamı, yüzükoyun yatma) deniyor. Bu tip ayaklara sahip olan insanlar koşarken sıklıkla ayaklarını içe doğru yuvarladıkları için ayağı her tarafından sararcasına sabit tutacak modeller ideal. Ayakkabıcıda kullanacağınız sihirli cümle : Stabilize edici, dengeleyici ayakkabı istiyorum.<br />
2- Düz Ayak :  Eğer ayak iziniz ortadaki gibi, tam bir taban şeklinden oluşuyorsa, ayak kavisiniz düşük demektir. Koşarken ayağınız topuğun dışına basıp içe doğru <em>aşırı</em> yuvarlanıyor, ve aşırı pronasyon oluşuyor. Bu da dizlere fazladan yük bindirdiği için, yaralanma riski artıyor. Bu tür ayak sorunlarına karşı genelde ağır ayakkabılar üretiliyor. Ayakkabıcıdaki cümleniz : Hareket kontrolü sağlayan ayakkabı istiyorum.<br />
3- Yüksek kavisli ayak : Eğer topuğunuz ile parmaklarınız arasındaki çizgi çok dar ise veya hiç iz yoksa bu ayak kavisinizin yüksek olduğunu gösterir. Pronasyonunuz çok düşük olduğu için ayağınız koşarken atacağınız adımları absorbe etmekte zorlanıyor demektir. Ayakkabıcıdan, yumuşak, iç yastığı yüksek, ayak hareketinizi destekleyici modeller göstermesini isteyin.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kurcalama.com/2007/02/14/islak-ayak-testi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şu Çılgın Türkler</title>
		<link>http://www.kurcalama.com/2007/02/13/su-cilgin-turkler/</link>
		<comments>http://www.kurcalama.com/2007/02/13/su-cilgin-turkler/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Feb 2007 13:50:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ebo</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilgimizi Kurcalayalım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kurcalama.com/2007/02/13/su-cilgin-turkler/</guid>
		<description><![CDATA[Hakkaten çılgınlık yani, arkadaş üşenmemiş oturmuş, Türkiye tarihinin herhalde en çok satan (sattırılan) kitabını 420 sayfalık .pdf dosyası halinde taratıp 5,5 mb&#8217;lik bir dosya hazırlamış ve sanal alemde Türk dünyasının hizmetine sunmuş.

Eh, bize de bu kitabı henüz kurcalamayanlara, ya da &#8220;kitabı okudum, bir okula, kitaplığa bağışlayayım, bilgisayarımda da bir nüshası bulunsun&#8221; diyenlere yüklemeleri için buradan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hakkaten çılgınlık yani, arkadaş üşenmemiş oturmuş, Türkiye tarihinin herhalde en çok satan (sattırılan) kitabını 420 sayfalık .pdf dosyası halinde taratıp 5,5 mb&#8217;lik bir dosya hazırlamış ve sanal alemde Türk dünyasının hizmetine sunmuş.</p>
<p><img title="cilgin" alt="cilgin" src="http://www.kurcalama.com/wp-content/uploads/2007/02/su%20cilgin%20t%C3%BCrkler.jpg" /></p>
<p>Eh, bize de bu kitabı henüz kurcalamayanlara, ya da &#8220;kitabı okudum, bir okula, kitaplığa bağışlayayım, bilgisayarımda da bir nüshası bulunsun&#8221; diyenlere yüklemeleri için <a title="özakman" target="_blank" href="http://www.acikistihbarat.com/Dosyalar/TOzakman_cilgin_Turkler.pdf">buradan</a> linkini vermek kalsın.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kurcalama.com/2007/02/13/su-cilgin-turkler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hissedilen sıcaklık</title>
		<link>http://www.kurcalama.com/2007/02/12/hissedilen-sicaklik/</link>
		<comments>http://www.kurcalama.com/2007/02/12/hissedilen-sicaklik/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 12 Feb 2007 20:57:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>meb</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilgimizi Kurcalayalım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kurcalama.com/2007/02/12/hissedilen-sicaklik/</guid>
		<description><![CDATA[Son zamanlarda sanki yeni bir olaymış gibi her yerde global ısınma ve etkilerinden bahsedilir oldu. Tabii bu gördüklerimiz, göreceklerimizin yanında henüz bir şey sayılmaz.

Acaba eskiden neler olmuş diye bir kurcalayayım dedim ve işte Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü verilerine göre şimdiye dek kaydedilen bazı uç değerler şöyle:
En yüksek sıcaklık
Türkiye:  48.8°C Mardin-Kocatepe 14 Ağustos 1993
Dünya: [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Son zamanlarda sanki yeni bir olaymış gibi her yerde global ısınma ve etkilerinden bahsedilir oldu. Tabii bu gördüklerimiz, göreceklerimizin yanında henüz bir şey sayılmaz.</p>
<div style="text-align: center"><img src="http://www.kurcalama.com/wp-content/uploads/2007/02/eu_jt_anim.gif" /></div>
<p>Acaba eskiden neler olmuş diye bir kurcalayayım dedim ve işte Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü verilerine göre şimdiye dek kaydedilen bazı uç değerler şöyle:</p>
<p><em><strong>En yüksek sıcaklık</strong></em></p>
<p>Türkiye:  48.8°C Mardin-Kocatepe 14 Ağustos 1993<br />
Dünya:  58°C, El Azizia Libya, 13 Eylül 1922</p>
<p><em><strong>En Düşük Sıcaklık</strong></em></p>
<p>Türkiye:   -46.4°C Van-Çaldıran 9 Ocak 1990<br />
Dünya:   -89.2°C, Vostok-Antarktika, 21 Temmuz 1983</p>
<p><em><strong>Yıllık En Yüksek Toplam Yağış</strong></em></p>
<p>Türkiye: 4045.3 mm Rize 1931<br />
Dünya:  2646.7 cm, Cherrapunji-Hindistan, Ağustos 1860</p>
<p>İlk önce çok garip Rize&#8217;ye daha çok yağmur yağmış dedim ama dikkatlice bakınca Rize&#8217;deki yağışın mm olduğunu ve Hindistan&#8217;daki inanılmaz yağışın cm olduğunu farkettim.</p>
<p><strong>Yıllık En Düşük Toplam Yağış</strong></p>
<p>Türkiye: 114.5 mm Iğdır 1970<br />
Dünya: 0.08 cm, Arica-Şili, 1970</p>
<p>Günlük En Yüksek Yağış ise 11 Aralık 1971&#8242;de 469.9 mm ile Kemer&#8217;de gerçekleşmiş. Diğer bir deyişle 1970 yılının tümünde Iğdır&#8217;a düşen yağışın tam 4 katı 1 günde Kemer&#8217;e bardaktan boşanırcasına yağmış.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kurcalama.com/2007/02/12/hissedilen-sicaklik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Korkma sönmez bu şafaaaakkk&#8230;</title>
		<link>http://www.kurcalama.com/2007/01/29/korkma-sonmez-bu-safaaaakkk/</link>
		<comments>http://www.kurcalama.com/2007/01/29/korkma-sonmez-bu-safaaaakkk/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 29 Jan 2007 13:52:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ebo</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilgimizi Kurcalayalım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kurcalama.com/2007/01/29/korkma-sonmez-bu-safaaaakkk/</guid>
		<description><![CDATA[&#8230;laaarda yüzen al sancakkk ! diye başlar Milli marşımız.

Her millet gururla söyler milli marşını ve tabii ki bizim marşımızda olduğu gibi hepsinde de ilk satır en coşkuyla söylenenidir. Hatta milli maçlarda çoğu seyircimiz, marş biter bitmez takımını   &#8221; Heeeeyyyy &#8230;!!!&#8221; diye coşkuyla destekleyen ilk taraftar olabilmek için &#8220;Hakka tapan milletimin istiklal&#8221; dizesini en önce [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&#8230;laaarda yüzen al sancakkk ! diye başlar Milli marşımız.</p>
<p><img alt="marş" src="http://www.kurcalama.com/wp-content/uploads/2007/01/_15_34_32.jpg" /></p>
<p>Her millet gururla söyler milli marşını ve tabii ki bizim marşımızda olduğu gibi hepsinde de ilk satır en coşkuyla söylenenidir. Hatta milli maçlarda çoğu seyircimiz, marş biter bitmez takımını   &#8221; Heeeeyyyy &#8230;!!!&#8221; diye coşkuyla destekleyen ilk taraftar olabilmek için &#8220;Hakka tapan milletimin istiklal&#8221; dizesini en önce bitirme yarışına girer gibidir. İstiklal marşının daha da bir coşkuyla okunduğu (okutturulduğu !) farklı durumlar da mevcuttur :</p>
<p><img alt="korkma sönmez" src="http://www.kurcalama.com/wp-content/uploads/2007/01/vj_pg.jpg" /></p>
<p>Tüm bunlar da milli marşların ilk dizesinin önemini gösteriyor. Kurcalayalım bakalım birtakım başka ülkelerin milli marşlarının ilk dizelerinde neler söyleniyormuş :</p>
<p>1-Seo dhibh, a chairde, duan o glaigh -<br />
(Bir şarkı söylüyoruz, bir asker şarkısı) &#8211; İrlanda</p>
<p>2-Qi maame, Suomi, synnyinmaa -<br />
(ey, yurdum, yurdum, anavatanım) &#8211; Finlandiya</p>
<p>3-Viva Espana! -<br />
(Çok yaşa İspanya!) &#8211; İspanya</p>
<p>4-Qianjin! Ge minzu ying ziongde renmin -<br />
(İleri! Tüm vatandaki kahraman halkımız) &#8211; Çin</p>
<p>5-Se gnossio apo tin kopsi -<br />
(Seni tanıyorum, kılıcından) &#8211; Yunanistan</p>
<p>6-Rheth fla mu rit te per bashkuar -<br />
(Bizi savaşta birleştiren bayrak) &#8211; Arnavutluk</p>
<p>7-Oh, say can you see, by the dawn&#8217;s early light -<br />
(Söyle, görebiliyor musun şafağın ilk ışığında) &#8211; A.B.D.</p>
<p>8- Wilhelmus van Nassouwe Ben ick van Duytschen bloet -<br />
(Nassau&#8217;lu Wilhelm, ben Alman kanındanım) &#8211; Hollanda</p>
<p>9- Principaute Monaco ma patrie -<br />
(Monako Prensliği, anavatanım) &#8211; Monako</p>
<p>10- Azerbaycan! Azerbaycan! Ey kahraman evladın şanlı vatanı!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kurcalama.com/2007/01/29/korkma-sonmez-bu-safaaaakkk/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İki soru</title>
		<link>http://www.kurcalama.com/2007/01/25/iki-soru/</link>
		<comments>http://www.kurcalama.com/2007/01/25/iki-soru/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 25 Jan 2007 11:09:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ebo</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilgimizi Kurcalayalım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kurcalama.com/2007/01/25/iki-soru/</guid>
		<description><![CDATA[İşte cevapları üzerinde düşünülmesi, tartışılması gereken iki soru ;
Soru 1- Tanıdığınız bir bayan var ve kendisi hamile. Daha önceden 8 çocuk doğurmuş bu bayanın üç çocuğu sağır, ikisi kör, biri zihinsel özürlü ve kendisi de frengili ; bu bayana kürtaj yaptırmasını tavsiye eder misiniz?
Soru 2- Yeni bir dünya lideri seçme zamanı 
gelmiş ve  sizin oyunuz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İşte cevapları üzerinde düşünülmesi, tartışılması gereken iki soru ;</p>
<p>Soru 1- Tanıdığınız bir bayan var ve kendisi hamile. Daha önceden 8 çocuk doğurmuş bu bayanın üç çocuğu sağır, ikisi kör, biri zihinsel özürlü ve kendisi de frengili ; bu bayana kürtaj yaptırmasını tavsiye eder misiniz?</p>
<p>Soru 2- Yeni bir dünya lideri seçme zamanı <span id="more-333"></span><br />
gelmiş ve  sizin oyunuz belirleyici durumda. Aşağıdaki adaylardan hangisini seçerdiniz :</p>
<p>Aday A- Karanlık politikacılarla işbirliği yapıyor. İki tane metresi olmuş. Sigaraları uç uca ekliyor ve günde 8-10 martini içiyor.</p>
<p>Aday B- İki defa işinden kovulmuş, öğlene kadar uyuyor, üniversitedeyken afyon içmiş ve  her akşam yarım şişe viski bitiriyor.</p>
<p>Aday C- Madalyalı bir savaş kahramanı.  Et yemiyor. Sigara içmiyor. Bazen bir iki bira içiyor ve evlilik dışı ilişkisi olmamış.</p>
<p>Önce bu soruyu cevaplayın sonra aşağıya ilerleyin.</p>
<p>.</p>
<p>.</p>
<p>.</p>
<p>.</p>
<p>.</p>
<p>.</p>
<p>.</p>
<p>.</p>
<p>Aday A- Franklin Roosevelt&#8217;tir</p>
<p>Aday B- Winston Churchill&#8217;dir</p>
<p>Aday C- Adolf Hitler&#8217;dir.</p>
<p>Bu arada, birinci soruya da evet cevabı verdiyseniz, Beethoven&#8217;i öldürmüş bulunuyorsunuz. İnsanlar hakkında kesin bir yargıya varmadan, bir defa daha düşünmemiz gerektiğini hatırlatıyor bence.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kurcalama.com/2007/01/25/iki-soru/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mona Lisa tebessümü</title>
		<link>http://www.kurcalama.com/2007/01/12/mona-lisa/</link>
		<comments>http://www.kurcalama.com/2007/01/12/mona-lisa/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 12 Jan 2007 08:42:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ebo</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilgimizi Kurcalayalım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kurcalama.com/2007/01/12/mona-lisa/</guid>
		<description><![CDATA[Paris&#8217;teki Louvre müzesinde sergilenen Mona Lisa (yahut La Joconde)  adlı ünlü tabloda, Leonardo da Vinci&#8217;nin, Mona Lisa del Giocondo adlı hanımı tasvir ettiğine uzun süre inanıldı. Ancak bu hatanın sebebinin İtalyan sanat tarihçisi Vasari olduğu düşünülüyor. Leonardo&#8217;nun  ölümünden 30 yıl sonra 1550 yılında resimden ilk bahseden kişi olan Vasari, Leonardo&#8217;nun Floransa&#8217;lı tüccar Francesco [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Paris&#8217;teki Louvre müzesinde sergilenen Mona Lisa (yahut La Joconde) <img align="left" alt="mona" title="mona" src="http://www.kurcalama.com/wp-content/uploads/2007/01/monalisa1000.thumbnail.jpg" /> adlı ünlü tabloda, Leonardo da Vinci&#8217;nin, Mona Lisa del Giocondo adlı hanımı tasvir ettiğine uzun süre inanıldı. Ancak bu hatanın sebebinin İtalyan sanat tarihçisi Vasari olduğu düşünülüyor. Leonardo&#8217;nun  ölümünden 30 yıl sonra 1550 yılında resimden ilk bahseden kişi olan Vasari, Leonardo&#8217;nun Floransa&#8217;lı tüccar Francesco del Giocondo&#8217;nun karısı olan Mona lisa del Giocondo&#8217;nun çok güzel bir portresini yaptığını iddia etmişti. Leonardo aslında gerçekten de tüccar del Giocondo&#8217;nun resmini yapmıştır ancak bu eser şimdi kayıptır ve muhtemelen karısının da <span id="more-259"></span> portresini yapmıştır, ama o da kayıptır.</p>
<p>Zaten Vasari&#8217;nin Giocondo&#8217;yu tarifinden de bambaşka bir tablodan bahsettiği anlaşılıyor : &#8220;Kalın kaşlar&#8221; (hiç mi kalın kaş görmedik), &#8220;tamamlanamamış bir eser&#8221;, gibi. Buna karşın asıl resmin karakteristik özellikleri olan, çok zarifçe kavuşturulmuş ellerden, yumuşak bakışa karşın  fondaki vahşi manzaranın tezatından hiç bahsetmemiş. Muhtemelen Vasari, dünyanın belki de en ünlü portesi olan bu tabloyu hiç görmemiştir bile.</p>
<p>Peki kime ait bu gizemli bakış? Leonardo&#8217;nun yaşadığı yer, dönem, çevresi gibi kriterler gözönüne alındığında bütün işaretler, Napoli kralının torunu, ve Milano kontu&#8217;nun dul eşi kontes Isabella d&#8217;Aragon&#8217;u (1470-1524) göstermekte.</p>
<p><img align="right" alt="d'aragon" title="d'aragon" src="http://www.kurcalama.com/wp-content/uploads/2007/01/isabella1.thumbnail.jpg" /></p>
<p>Kendisi de aynı Leonardo gibi 15. yüzyılın sonlarında Milano Sarayı&#8217;nda yaşamıştır. Dolayısıyla, saray ressamı Leonardo&#8217;nun, sarayın kontesinin resmini <em>yapmamış olması</em> şaşırtıcı olurdu. Hatta muhtemelen  birden fazla defa yapmıştır. Çünki şu anda Louvre&#8217;da sergilenen resme ait (ondan birkaç yıl önce yapılmış olan) iki de eskiz mevcuttur. Leonardo, Milano&#8217;dan yüzlerce kilometre uzaklıktaki Floransa&#8217;lı bir tüccar eşinin resmini, üzerinde defalarca eskiz çalışmaları yapacak kadar önemsemesi mümkün görünmemekte.<img align="right" title="Isabella" alt="Isabella" src="http://www.kurcalama.com/wp-content/uploads/2007/01/isabel.jpg" /></p>
<p>Tüm bunlara bir de tuz biber olarak, Isabella&#8217;nın tanımlanmış diğer portreleri ile &#8220;Mona Lisa&#8221; &#8216;daki yüzü karşılaştırırsanız, benzerliği gayet net olarak görebilirsiniz.</p>
<p>Gelelim sanat tarihçileri ile  estetik cerrahi uzmanlarının bu tablodaki diğer bir ayrıntı hakkındaki ilginç bir tespitlerine:<br />
Bu ünlü gülümseme pek doğal görünmüyor, arkasında ağız, diş veya çene dokularını ilgilendiren bir problem olabilir mi? Arkeologlar, Isabella&#8217;nın kafatasını incelediklerinde, dişlerinin simsiyah olduğunu ve siyah tabakayı çıkarabilmek için diş minelerinin kazındığını tespit ettiler. Dr. Filippo Surano adlı İtalyan bir doktor da gülüşün doğal olmadığını, bunun sebebinin de mental strese bağlı aşırı diş gıcırdatma ve diş sıkma (Bruxizm) alışkanlığından kaynaklandığını iddia etmiştir. Surano&#8217;ya göre uzun süre bu gülümsemeyi koruyarak poz vermeye çalışmak, gıcırdatmayı tetiklemiş olabilir. &#8220;Meşhur olmanın da o kadarcık bedeli olsun değil mi yani ?&#8221; mi demek gerekir bu durumda?</p>
<div style="text-align: center"><img alt="mona lisa" src="http://www.kurcalama.com/wp-content/uploads/2007/01/monalisa1000.jpg" /></div>
<p>Ama önce meşhur tabloya sonra da aşağıdaki diş gıcırdatma mağduru ağıza bir baktığımda, sanki zamanında, &#8220;Mona Lisa&#8221; &#8216;nın etrafındakileri<br />
-Espri yapmayın gülerim haaa&#8230;.! diyerek tehdit etmiş olabileceğini düşünmekten de kendimi alamıyorum.</p>
<div style="text-align: center"><img title="bruxism" alt="bruxism" src="http://www.kurcalama.com/wp-content/uploads/2007/01/bruxism.jpg" /></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kurcalama.com/2007/01/12/mona-lisa/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
