Archive for the 'Bilgimizi Kurcalayalım' Category

Uzayda yaşamın bilinmeyenleri

Herhalde istisnasız herkes uzaya çıkıp şöyle dünyaya bir uzaktan bakmak ister, bir sürü çocuk da büyüyünce astronot olmak ister. Meğer astronotlar neler çekiyormuş da haberimiz yokmuş. İşte bazı ilginç bilgiler:

* Yerçekimi olmayınca tüm vücut sıvıları yukarıya doğru çıkar, surat pofuduk bir hal alır, kemikler kalsiyum kaybeder bu da böbrek taşı oluşumuna neden olur.

* Bağırsaklar çok yavaş çalışır, kabızlık kaçınılmazdır, kalp büzüşür ama en ilginci omurgada azalan basınç sayesinde astronotların boyu 5 cm kadar uzar.

*Dünyada horlayan astronotlar uzayda ses çıkarmadan uyur ama derin uyku bir hayaldir, güneş günde 16 kere doğarsa gelin de Read the rest of this entry »

Arılar hakkında bilmediklerimiz…

Son zamanlarda esrarengiz şekilde ölen arılardan sonra, bitki döllenmesinin yapılamayacak olması sonucunda pek yakında domates, salatalık, çilek vb. bir sürü sebze meyveyi ancak rüyamızda göreceğiz galiba. Yaşamımızda bu kadar önemli rol oynayan arıları acaba ne kadar tanıyoruz. Gelin Discover Magazine’de yayınlanan bazı ilginç bilgilere bir göz atalım.

* Dünyada 16.000 arı türü yaşamakta, çoğu yalnız yaşayan bu türlerin yalnızca % 5′i sosyal ve en yaygın türleri de bildiğimiz bal arısı. Farklı kökenden gelen 3 insanın kavga etmeden duramadığı dünyamızda, 80.000 kadar arı türü de tek bir kovanda huzur içinde koloni oluşturmakta. Read the rest of this entry »

Başkenti olmamak nasıl bir his acaba

Dünyada başkenti olmayan ülke de var deseler dünyada inanmazdım, bu günleri de görecekmişiz demek ki. location nauru

Avustralyanın kuzeydoğusundaki dünyanın en küçük ada devleti Nauru’nun başkenti yok , çünkü sadece bir kenti var : Nauru (şehrin adının böyle olması pek şaşırtıcı değil sanırım). Ancak Nauru kenti kayıtlarda başkent olarak da geçmiyor. Adanın toplam nüfusu 13.048
Zamanında ana geçim kaynağı fosfat madenciliği imiş ve 1888′de Almanlar burayı sömürmeye başlamış, onlardan sömürü bayrağını satelite  sırasıyla İngiltere ve Japonya almışlar, fosfat bitince de ülke kaderine terkedilircesine “bağımsızlığını kazanmış”. İnsanlar da kurdukları bir-iki bankayla adayı çamaşır makinesine çevirmişler, gelen parasını, giden vergisini yıkamış. Şimdilerde ise ada yönetimi ülkenin geçimini Avustralya’ya kaçak olarak girmeye çalışanların tutulduğu bir açıkhava hapishanesi olmayı kabul ederek sağlıyormuş.

Terli düşünceler (ya da transpirasyonun inspirasyonu)

terlemekTerlemeyi seviyor musunuz ? Alışmaya başlasanız iyi olur, terleyeceğimiz günler yaklaşıyor. Pek çok insan terlemekten şikayetçidir ama, evrimin biz insanlara bağışladığı en güzel yeteneklerden biridir terlemek. Kurcalama.com yazarlarından biri olarak araştırmacı blogculuk örneği vererek sauna ziyaretlerimden birinde yanıma çiğ bir yumurta aldım. Sauna 90 dereceye ısıtılmıştı. 15 dakika sonra yumurta taş gibi oldu. Ben olmadım. Neden? Çünkü terleyebiliyorum. Yumurtanın vücut ısısını sabit tutabilmesi için kütlesiyle orantılı bir hesapla 3,5 ml. ter atması gerekiyordu. Ama yapamadı. Yumurta kendi başına zaten hiç bir şey yapamaz, kendi kabuklarını bile kendi soyamaz.
Terlemek çok etkili bir serinleme yöntemidir.Üstelik taze ter hiç kokmaz. Yoksa saunalarda kimse 10 dakika bile dayanamazdı herhalde. Terlemek konusunda düşünceler üretebilmemiz bile bu mükemmel klima aygıtı sayesinde. Çünkü beynimiz aşırı ısınmadığı sürece işleyebiliyor, sıcaklığı normal ısısının 3 derece üstüne çıktığı anda su kaynatıyor.
“Hayvanlar gibi terlemek”, ya da “Yemezler, hayvan terli” terimlerini kim icad ettiyse de fena halde faka basmış, çünkü hayvanların içinde “terliyor” diyebileceğimiz kadar terleyen hayvan yok! Atların vücudu parlar ama, öyle aman aman terlemezler, köpekler dillerini çıkararak serinler, zavallı balıklar ise terlemeyedikleri için çok utandıklarından sudan çıkamazlar.
Peki ya hayvanların kralı denen aslan? Onun da klima tesisatı yok. Kısa bir süre bir antilop kovalasın, hemen harareti çıkar ve dinlenmek zorunda kalır.
Buna karşın insanın seçme şansı var. Yorulduğunda dinlenebilir ama buna mecbur değildir. Parıl parıl parlayan güneşin altında , bir açıkhava restoranında oturup kendimize bir antilop bifteği ısmarlayabiliriz. Yani işi bu kadar ilerletmiş durumdayız. Beslenme zincirinin en tepesinde yer almamızı da terleyebilmemize borçluyuz.
Terlemek sadece Santigradımızı değil Santimetremizi de etkilemekte. Birinin kokusunu iyi alıp alamamamızı ikinci tür ter bezlerimiz belirler o da kıllarımızın altındakilerdir. Terimizin uzun süre kokmamasını sağlamak için vücudumuzun en çok terleyen bölgelerinde kıllar vardır. Kafamızda, koltukaltlarımızda, bacaklarımızın arasında. Birinin kokusunu aldığımızda onun genetik kaynak kodunu da algılıyoruz. Diyelim ki bir büyükanne, yeni doğmuş torununu henüz görmemiş ve koklamamış olsa dahi, hastanenin yenidoğan bölümünde kendi torununa ilk giydirilen kıyafetlerin hangileri olduğunu koklayarak anlayabilir-çılgınca geliyor insana değil mi?
hırsız

Terlememizle aslında gurur duymamız lazım ama onun yerine ne yapıyoruz ? Deodorantlar, parfümler alıyoruz. Parfümün içinde neler var? Mesela amber. Nedir amber? Kaşalot kusmuğu. Mesela misk. Nedir misk? Misk geyiğinin başka bir salgısı! Biraz daha kesin bir dille: idrarı ! Bunlar parfüm sanayiinde kullanılan hayvansal salgılardan sadece ikisi. Özetleyecek olursak:İnsanlar koltukaltlarının insan gibi kokmasından utanıyorlar ve bir geyiğin apışarası gibi koktuklarında daha çekici olduklarına inanıyorlar. Acaba geyik muhabbeti dediğimize geyikler ne diyordur ?

Gerçekten mi?

Birisi ortaya bir şey atar, biraz inanılmazdır, doğruluğunu da kestiremeyiz. Tam ikna olmayız ama “Gerçekten mi?” diye de sorarız, sanki karşımızdaki işin aslını biliyormuş gibi…Gelin bazı rivayetlerin doğruluğunu kurcalayalım…

  • Öldükten sonra saç ve tırnaklar uzamaya devam eder! Yanlış. Sadece bir göz aldanması. Ölümden sonra vücut çok hızlı bir su kaybına uğrar ve deri büzüşerek geri çekilir. Saç ve tırnaklar da iyice ortaya çıkarak uzamış gibi görünür.
  • Tavuklar kafaları kesildikten sonra yaşamaya devam eder! Doğru. Hem de öyle bir kaç dakika falan değil. Çünkü tavuğun beyninin, reflekslerini kontrol eden kısmı kafası kesildikten sonra vücutta kalır. Bu konudaki rekor kafasız bir şekilde 18 ay yaşayan bir tavuğa ait. Neyse ki gerçekten bir kuşbeyinliydi.
    Tavuk suyu çorbası
  • Tavuk çorbası soğuk algınlığına iyi gelir! Laf tavuktan açılmışken çorbasını pas geçemezdik. Bütün dünyadaki annelerin bir bildiği var herhalde. Çünkü tavuk suyundaki bazı maddelerin anti-enflamatuar özelliklere sahip olduğu bulunmuş. Bu da tıkalı burunları açmak için bire bir. Tarifi için resme tıklamanız yeterli…
  • Uzayda yerçekimi yoktur! Yanlış. Bunun suçlusu “sıfır yerçekimi” terimi. Yerçekimi her yerde vardır, uzayda bile. Siz astronotların uzay boşluğunda havada asılı durduklarına bakmayın, aslında onlar dünyaya doğru bir “serbest düşüş” halindeler. Dünyadan çok uzak oldukları için sadece yerçekiminin etkisi azalmıştır ama tam olarak yoktur denilemez. Örneğin, genelde uyduların olduğu, dünyadan 400 km.lik bir mesafede yerçekiminin %90′ını hissederler.
  • Esnemek bulaşıcıdır! Evet, inkar edilemez bir gerçek. Belki bunu okurken bile esneyeceksiniz. Ama bunun neden böyle olduğu tam olarak bilinmiyor. Şempanzeler bile bir diğeri esnerken esnemeye başlıyorlar.
  • Köpeklerin ağızları insanlardan daha temizdir! Doğru. Gördükleri herşeyi yalamalarına rağmen köpeklerin ağzı bilimsel olarak daha sterildir. Ama aslında ağızdaki bakteriler canlı türlerine göre değişiklik gösterir. Dolayısıyla bir türün diğerinden daha temiz olduğu söylenemez, sadece farklıdırlar.
    Şapır Şupur
  • Güney yarıkürede sular ters yönde döner! Klozet ya da lavabodaki suların boşalırken ne yöne döneceğinin ne dünyanın dönüşüyle ne de yarıkürelerle alakası vardır. Tamamen suyun boşaldığı yerin şekliyle ilgilidir. Farklı lavabo, küvet vs.de kendiniz de deneyebilirsiniz.
  • İnsanlar beyinlerinin yalnızca % 10′unu kullanırlar! Neredeyse 100 yıllık bir şehir efsanesi daha. Neyse ki doğru değil. Alttaki güzel MR taramasındaki renkli yerlerden de görüleceği gibi, insanlar serebral kortekslerini gayet iyi kullanırlar. Bu arada resimde emeği geçen Türk bilimadamına da dikkatinizi çekerim. Benim naçizane fikrim de vaktimizin yalnızca % 10′unu doğru kullanıyoruz. Çoğu zaman TV karşısında gereksiz programlarla resmen şu dünyadaki kısıtlı zamanımızı öldürüyoruz. Bunu iyi kullanalım yeter. Kortekste sorun yok, o uyurken bile tam kapasite çalışıyor.
    Serebral Korteks
  • Foto: National Institute of Biomedical Imaging and Bioengineering and Dr. Kamil Ugurbil, University of Minnesota.

Kredi Kartları – II

Önceki kredi kartları yazısında kartın ön yüzünü kurcalamıştık, şimdi sıra arka yüzünde…Aslında bütün önemli bilgiler burada, genellikle siyah ya da gri renkli manyetik bantta saklanıyor. Bu bant, eski kaset bantlarıyla aynı özelliklere sahip yani bilgiler kolayca okunabilir, silinebilir ya da kopyalanabilir. Kredi Kartı Arka Yüz
Bu manyetik bantta bilgiler kodlanarak üç ayrı kanalda saklanır. 210 bit kapasiteli birinci kanaldaki bilgiler iki formattadır. Kartı çıkaran kuruluşun bilgileri ve müşteri bilgileri yer alır.  Hesap numarası (19 karakter), ülke kodu (3 k), isim (26 k), son kullanma tarihi(4 k) ve özel bilgiler (79 k) yer alır. 75 bit kapasiteli ikinci kanalda da isim hariç 1.kanaldaki bilgiler daha küçük boyutta yer alır; ülke kodu 3, özel bilgiler 40 karakterliktir.  210 bit kapasiteli 3.kanalda ise şifreli pin, ülke kodu, para birimi ve harcama limiti bilgileri yer alır. Bu konudaki ISO 7810 ve 7811 standartları için buraya bakabilirsiniz. Alışveriş yapıp kartınız POS cihazından geçirildiğinde bir modem aracılığıyla işlemin geçerli olup olmadığı kontrol edilerek satıcının numarası ve manyetik banttaki  geçerli kart numarası, son kullanma tarihi, kart limiti ve kart kullanım bilgileri kredi kartları merkezine gönderiliyor. Herşey yolundaysa size ay sonunda birken borçları ödemek düşüyor.