Archive for the 'Takdire şayan şeyler' Category

Beyaz Show’a yeni fikirler

Hepiniz görmüşsünüzdür, Beyaz Show’da insanlara Helyum gazı verip, incecik bir sesle çocuk gibi konuşturduklarını… İlk başta ses bantını hızlandırdıklarını sanmıştım ama canlı yayın olduğu aklıma gelince belki ses mikseriyle yapmak mümkündür diye düşünmüştüm. Neyse ki sonradan işin aslını öğrendik. Peki bunun tersine ne dersiniz? Yani ses bantını ağır çalıyormuş gibi olanına… Bu da havadan 6 kat daha ağır olan Sülfür Heksafluorid gazıyla mümkün oluyormuş. İnanmıyorsanız videoyu izleyin ama benim ilgimi çeken asıl şey videonun devamındaki boşlukta duran şey. Biraz yaratıcılıkla SH gazının, çok güzel sihirbazlık numaraları yapma potansiyeline sahip olduğunu göreceksiniz.
YouTube Preview Image

Yetenek nerede ?

İşbu arkadaş epey yetenekli :)   Muhtemelen gözlerini birbirine bu kadar ters açılarla hareket  ettirdikten sonra yarım saat ayağa kalkamamıştır. Kalksa da kesin sendelemiştir. Peki bu numarayı nasıl yaptığını bilen var mı?

YouTube Preview Image

Çocuğu olana ders, olmayana ters düşünceler

Evlenmeden önce çocuk yetiştirme üzerine altı teorim vardı. Şimdi altı çocuğum var ve hiç teorim yok!
Çocuklardan çok şey öğreniriz. Örneğin ne kadar sabırsız biri olduğumuzu… (Franklin P. Jones)
Çocukların sevgi görmeye ihtiyacı vardır. Özellikle de hak etmedikleri zaman…
(Harold Hulbert)
İlk başta anne ve babalarımızın çocukları, sonra çocuklarımızın anne ve babası oluruz. Daha sonra anne ve babamızın anne ve babası, en sonunda da çocuklarımızın çocukları oluruz. (Milton Greenblatt)
Çocuklar bir şekilde evliliğin devamını sağlarlar. Ve bunun için pek çok yolları vardır. Örneğin o kadar çok talepleri olur ki aileler onların ihtiyaçlarını karşılamaya çalışırken birbirlerinin hatalarını unuturlar. (Richard Armour)
Eğer bebeğiniz güzel ve mükemmelse; hiç ağlamıyor, huysuzlanmıyorsa, zamanında uyuyor ve her zaman bir melek kadar iyi niyetliyse, siz bir anneannesiniz! (Theresa Bloomingdale)
Bir anne için çocuğunun en sevimli olduğu zaman uyuduğu zamandır. ( Ralph Waldo Emerson)
Çocuklar geleceğe gönderdiğimiz ve asla göremeyeceğimiz mesajlardır. (Anonim)
Çocuk büyütürken evi temiz tutmak, kar hálá yağarken kapının önünü temizlemek gibidir. (Phyllis Diller)
Çocuğunuzun büyüdüğünü nereden anlarsınız? Size soru sormayı keserler ve tabii nereye gittiklerini söylemeyi de… ( P.J. O’Rourke)
‘Bebek gibi uyuyor’ diyenlerin muhtemelen hiç çocukları olmamıştır. (Leo J. Burke)
Bir çocuğa önce konuşmayı öğretirsiniz, sonra da susmayı… (Prochnow)

afacanlar

Ultrasonik Kalem

Gündelik hayatımıza giren yenilikler o kadar hızla eskiyip daha yenileri çıkıyor ki takip etmek çok zor. Böylesi teknolojik yenilikleri gördükçe, nerede okuduğumu şimdi hatırlamadığım bir cümle gelir aklıma hep :
“Bundan yüz yıl önce ölmüş bir insan, bugün dünyaya geri gelip gelişmeleri görse, herhalde şaşkınlıktan küçük dilini yutardı; bugün yaşayan bir insan ise bundan 500 sene sonra bile dünyaya gelse o kadar şaşırmaz.”
Tabii günümüz insanı o kadar şaşırmayacaksa bunda teknolojinin hızı kadar bilim-kurgu yazarlarının hayal gücünün de büyük payı var. Dolayısıyla bugün kurcalamak istediğim teknolojik ürün, belki de bilgisayarı profesyonel anlamda kullananlar arasında seneye demode bile olacak. Konumuz ultrasonik kalem !

u-kalem

Yani siz kaleminizle not alırken ya da çizim yaparken, USB ile bilgisayarınıza bağladığınız receiver, yazdıklarınızı SES DALGALARI İLE anında dijital ortama aktarıyor. Eski (!) dijital kalemler gibi özel bir kağıt ya da yazı pad’i gerektirmeyen bu son model ultrasonik kalemler, pille çalışıyor.
Receiver’ı defterinizin, bloknotunuzun üstüne tutturduktan sonra yazmaya çizmeye başlıyorsunuz, iletici-sensör bağlantısı hemen kızılötesi ve ultrasonik biçimde kuruluyor. Siz normal bir kağıda yazdıkça sensörler, kalemin gönderdiği dijital sinyallerin hareketlerini SANİYEDE 240 DEFA gibi akılalmaz bir sıklıkta ölçmeye başlıyor. Üstelik bu sensörler, 40 mikron ayarında bir hassaslığa da sahip (insan saçının yarısı kadar).
Pek yakında bu tekno-dijital kalemlerin, receiver’ının içinde birkaç MB hafızası olan modeli ve toplantılarda, örneğin masanın ortasına konup aynı anda DÜZİNELERCE kalemi takip edebilen modelleri de çıkacakmış. Bir de Gemlik’e giderken denizi göreceksin, sakın şaşırma.

3 boyutlu oynar başlı ayarlanabilir surat modeli

Başlık biraz körün fili tarifine benzedi ama başka türlü anlatmak da zor. Elin gavuru yapmış kardeşim. Değişik surat tiplerinin özelliklerini tek bir tipte toplayıp ayarlanabilir yapmışlar. Size de biraz kemikli olsun, azıcık daha şişman yapayım, ışık soldan gelsin falan gibi ayarlarla oynamak kalıyor. Herhangi bir fotoğraftan suratı kes/yapıştır, program sana 3 boyutlu yapsın, 10 kilo zayıflarsa nasıl gözükür, 20 kilo alırsa ne olur, vb  Read the rest of this entry »