<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kurcalama &#187; Şikayet Ettiklerim</title>
	<atom:link href="http://www.kurcalama.com/category/sikayet-ettiklerim/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kurcalama.com</link>
	<description>adına inat herşeyi kurcalamak serbest</description>
	<lastBuildDate>Fri, 02 Jan 2009 12:03:14 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.6</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Sigarayı nasıl bırak(ama)dım!</title>
		<link>http://www.kurcalama.com/2008/02/15/sigarayi-nasil-birakamadim/</link>
		<comments>http://www.kurcalama.com/2008/02/15/sigarayi-nasil-birakamadim/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 15 Feb 2008 19:21:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>meb</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şikayet Ettiklerim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kurcalama.com/2008/02/15/sigarayi-nasil-birakamadim/</guid>
		<description><![CDATA[Aması falan yok, bırakdım demek isterdim ama henüz tam beceremedim. Buraya ayrı sayfa açmamın sebebi de, sözümden dönüp kendimi rezil etmemek için herşeyi yazılı hale getirip mecburen bırakırım diye düşünmem. Önce biraz ön bilgi.
Yaş: 45, Boy: 1.80 cm. Kilo: 112 kg. Tiryakilik: Günde 3 paket x 27 yıl.
Bu meretle tam 27 yıldır iyi bir ilişkimiz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Aması falan yok, bırakdım demek isterdim ama henüz tam beceremedim. Buraya ayrı sayfa açmamın sebebi de, sözümden dönüp kendimi rezil etmemek için herşeyi yazılı hale getirip mecburen bırakırım diye düşünmem. Önce biraz ön bilgi.</p>
<p>Yaş: 45, Boy: 1.80 cm. Kilo: 112 kg. Tiryakilik: Günde 3 paket x 27 yıl.</p>
<p>Bu meretle tam 27 yıldır iyi bir ilişkimiz vardı. İlk defa geçen yıl, boğaz hırıltılarımın artması üzerine prematür bir bırakma denemem olmuştu. Yatmadan niyet edip ancak öğleden sonraya kadar dayanabilmiştim. İçmediğim 7-8 saat sürecinde hayatım bir kabus olmuştu, etrafa boş boş bakıyor, kafam çalışmıyor, sigaradan başka bir şey düşünemiyordum.</p>
<div style="text-align: center"><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-4119809579333068";
/* 468x60, kurclm */
google_ad_slot = "3881488684";
google_ad_width = 468;
google_ad_height = 60;
//-->
</script>
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></div>
<p>Ancak niyeti bozup üstüste 3-4 sigaradan sonra normal hayatıma dönmüş ve bir daha denememeye karar vermiştim. Herneyse geçenlerde, tam olarak 7 Şubat gecesi saat 2&#8242;de sigaram bitti ve 3&#8242;e kadar sokağa çıkıp açık bakkal aramaya üşenerek dolandım durdum. Bir taraftan da bağımlılığımın dozu ve bu kadar iradesiz olmak da beni çok rahatsız ediyordu. Uzatmayalım ne olduysa birdenbire sigarayı bırakabileceğime kendimi ikna ettim. Bir şekilde beynimi de şartlamışım ki, bırakma kararını verince içimi bir huzur kapladı ve<span id="more-517"></span> saat 6&#8242;da yatana kadar sigara içme isteğim gelmedi.</p>
<p>8 Şubat 2008: Ertesi sabah zor bir karar vermenin iç huzuruyla ve hemen vazgeçmemek için de eşim, çocuklarım ve iş arkadaşlarıma da durumu anlattım. Herkesden müthiş övgüler aldıktan sonra zorluklar başladı tabii. Ama geçen senekinden farklı olarak, muhtemelen kendime yaptığım beyin yıkaması sonucunda ilk günü sigara içmeden çok başarılı bir şekilde atlattım. Zaman zaman gelen nikotin ataklarına da çikolatalı bir çözüm buldum. Magnum&#8217;un yeni çıkan Bitter çikolatasının iddialı ve yoğun kakaosu sigara isteğini bastırıyordu. Akşam daha da zor geçti. Gün içi yediğim koca bir paket magnumdan (sigaradan) sonra yatana dek sürekli bir şeyler yedim.</p>
<p>9 Şubat: 1 günü sigara içmeden geçirdim ya bu bana yetti, hadi dayanayım şu 2. günü de atlatayım dedim ve atlattım. İlkinden daha zor olmakla beraber, daha fazla çikolata ve daha fazla yemekle bu günü de atlattım ama artık midem isyan ediyordu. Bu arada bugün dünya sigara bırakma günüymüş. Bilmeden tam zamanına denk getirmek de bu işde bir hayır var, bu işi beceririm artık diye düşünmeme sebep olmuştu.</p>
<p>10 Şubat: Artık gururla tebrikleri kabul ediyorum. Kendim bile inanmamakla beraber, ben niye daha önce bırakmadım, ne kadar kolaymış diye düşünmeye başladım. Bütün gün, tertemiz bir şekilde ne bir öksürük ne bir burun tıkanıklığı olmadan, sigara içmeyen normal bir insanın neler hissettiğini anlamaya başladım artık. Herşeyin kokusu daha güzel geliyor, yediğim şeylerden daha önce almadığım lezzetler geliyor artık.</p>
<p>11 Şubat: Söylenenlere göre nikotin ihtiyacı 48 saat sonra gidermiş. Sahiden de sigara ihtiyacı duymuyorum artık. Ama 28 yıldır günde 50-60 kere yaptığım rutin, yani sigara paketi açmak, bir sigara yakmak, dumanını üflemek, külünü silkmek, kül tablasını dökmek vs. gibi işleri yapamayınca, günlük el-göz-ağız meşguliyeti yeri doldurulamayan bir sıkıntıya dönüştü. Hiçbir işe konsantre olamıyorum, elimi ayağımı nereye koyacağımı şaşırıyorum, otomatik olarak elim sigara almak için cebime gidiyor vb. Bir taraftan sigaradan kurtuldum diye sevinirken bir taraftan da bu işin üstesinden nasıl geleceğim diye kara kara düşünmeye başlıyorum. Ayrıca bugün ilk defa, ofiste sigara içen bir arkadaşın dumanı çok uzaktan gelmesine rağmen midemi bulandırdı. Sigara içmeyenlerin, sigara dumanından neden bu kadar çok rahatsız olduklarını ilk defa anladım. Sigara içerken gelen tattan çok farklı, gerçekten de çok rahatsız edici birşeymiş.</p>
<p>12 Şubat: Artık 4 gün sigara içmeden durmuş, dumanından bile rahatsız olmaya başlamış ve bundan sonra da sigara içmem diye düşünüyordum. Tabii bu arada sigaranın yerine koyduğum abur cubur sonucu 2-3 kg almıştım ve fakat hala can sıkıntısını giderememiştim.Sigarayı bırakanların tipik hareketi kabak çekirdeği ve ayçekirdeğini denemeye karar verdim. Yarım saat sonra baktım bu iş olmayacak. Çıkıp yürümek, arada derin nefes alıp vermek de işe yarıyordu. Tam 1 km falan yürüyüp gelmiştim ki ofiste o berbat sigara dumanı beni mahvetti. Aradan 1 saat geçmesine rağmen o koku hafızamdan gitmedi. Baktım olmayacak, 1 tane yakayım bari dedim. 1 taneden birşey olmaz dedim ve sahiden de bir şey olmadı, zaten eski tadını da alamadım.</p>
<p>13 Şubat: Dünkü 1 sigaradan bir şey çıkmadı ve bugünü de kazasız atlatıyordum ki gene o kötü sigara kokusu aklımı başımdan aldı, haydi 1 tane daha içiyim bari dedim ve 6. günümü de 1 sigarayla atlattım.</p>
<p>14 Şubat: Son iki gündür günde tek sigara fikri hoşuma gitmeye başladı. Zaten günde 3-5 sigara içmenin kimseye bir zararı olmaz, hem kendimi sigara içmeme düşüncesinden kurtarmış olurum diyerek bugün daha serbest davrandım. Ayrıca kendimi strese soktukça daha fazla yemeye yönelmem sonucu 3 kg almıştım, hiç olmazsa daha az yerim diye düşündüm ve hayatımın hatasını yapıp bir paket sigara satın aldım. Sonuç: sigara pakette durduğu gibi durmuyor ve şu anda bugünün 11. sigarasını içiyorum. Amacım en kısa sürede paketi bitirip, tekrar sigarayı bırakmak. Tabii bu kadar şeyi yazmamın sebebine gelirsek, en azından bırakmaya çalışanlara bir faydam olsun, kendilerini kandırmasınlar diye yol göstermek ve ayrıca daha önce bırakmayı deneyenlerden de bir kaç iyi öneri alabilirsek belki hepimize faydası olur diye düşünmem. En önemlisi de bunu yazılı yaparak, irademi zorlamak ve yaşadıklarımı paylaşmak. Tamamen bırakana dek buradan kendi tecrübemi aktarmak ve kendimi bir çeşit taahhüte sokmak istiyorum. Becerebildiğim ölçüde her gün yazmaya çalışacağım. Bunu becerebilirsem sırada kilo verme sayfası olacak çünkü 115 kg oldum ve artık zor yürüyorum, sigara mı yoksa şişmanlık mı daha zararlı diye ciddi ciddi düşünmeye başladım&#8230;</p>
<p>15 Şubat: Dünkü macerayı 14 sigarayla atlattım. Sahiden sigara pakette durduğu gibi durmuyormuş. Bugün de öğlene kadar pakette kalan sigaraları bitireyim de rahatlayım diyerek hemen bitirdim. 3-4 saatlik bir moladan sonra nikotini alan vücut kaşınmaya başladı. Baktım olacak gibi değil gittim bir paket daha aldım. Artık kendimi en azından 4 gün ciğerlerim dinlendi diye avutuyorum. Utanarak yazıyorum ama bugünkü sigara sayım 20 oldu. Yarın tekrar azaltmayı deneyeceğim. Başarırsam hemen sevinerek buraya yazacağım, beceremezsem 1-2 gün sesim çıkmaz herhalde&#8230;</p>
<p>16 Şubat: Ben bu işi beceremeyeceğim galiba. Bugün de 16 sigara içtim.</p>
<p>17 Şubat: Düne göre daha iyi, sadce 14 sigaracık&#8230; Üstelik 16 sı akşam 7&#8242;den 17 si öğlen 1&#8242;e kadar hiç içmedim ama gene de azıcık bıraksam hemen 2-3 paket içecek gibiyim.</p>
<p>18 Şubat: Bugün de 20 sigarayı buldum aslında yazacak birşey de yok. Ne güzel 4-5 gün hiç içmemiştim, 1 taneden birşey olmaz deyip başlayınca gerisi geldi.  Tabii hala kendimi günde 60 sigaradan 15-20 lere düştüm, aslında fena değil diye kandırabilirim ama bir anlamı yok, yarın hemen 2-3 pakete dönüşebilir. Yine de bırakmayı denemek bile iyi, şimdi sigaradan eskisi kadar hoşlanmıyorum, dilimde acı bir tat bırakıyor, etraftaki pis kokuyu daha iyi algılıyorum, belki bahara doğru bir bırakma denemem daha olabilir. Bugün bir yerde okudum. Sigara içenlerin %70 i bırakmak istermiş bunun da ancak %7 si bırakabilirmiş. Başarılı olanlar da ilkinde bırakamasalar bile defalarca deneyip 3. veya 4. denemelerinde bu işi becerebilmişler.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kurcalama.com/2008/02/15/sigarayi-nasil-birakamadim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çanakkale içinde aynalı çarşı&#8230;</title>
		<link>http://www.kurcalama.com/2007/03/30/canakkale-icinde-aynali-carsi/</link>
		<comments>http://www.kurcalama.com/2007/03/30/canakkale-icinde-aynali-carsi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 30 Mar 2007 21:19:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>meb</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şikayet Ettiklerim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kurcalama.com/2007/03/30/canakkale-icinde-aynali-carsi/</guid>
		<description><![CDATA[Okuduğum okulda sayısalcı olduğum için Kenan Evren&#8217;in resmini görsem tanırım da Anzaklar Japon muydu Çinli mi uzaktan pek çıkaramadım ama abicim biz Türküz ya, bizim kanımız bu vatana helal olsun yani&#8230;
Burası neresi, bunlar kim, biz kimiz, bu ne biçim gençlik, bu ne biçim eğitim sistemi, bu ne biçim ülke, bu ne biçim vesaire vesaire&#8230;
Kayseri&#8217;de yerel [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Okuduğum okulda sayısalcı olduğum için Kenan Evren&#8217;in resmini görsem tanırım da Anzaklar Japon muydu Çinli mi uzaktan pek çıkaramadım ama abicim biz Türküz ya, bizim kanımız bu vatana helal olsun yani&#8230;<br />
Burası neresi, bunlar kim, biz kimiz, bu ne biçim gençlik, bu ne biçim eğitim sistemi, bu ne biçim ülke, bu ne biçim vesaire vesaire&#8230;<br />
Kayseri&#8217;de yerel bir TV kanalı, Çanakkale savaşıyla ilgili ilkokul düzeyindeki sorularla gençliğe öyle bir ayna tutmuş ki, söylenebilecek tek şey:<br />
Hepimizin kafasına 250.000 tane taş düşşün!</p>
<a href="http://www.kurcalama.com/2007/03/30/canakkale-icinde-aynali-carsi/"><em>Click here to view the embedded video.</em></a>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kurcalama.com/2007/03/30/canakkale-icinde-aynali-carsi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Burun Akar Türk Bakar</title>
		<link>http://www.kurcalama.com/2007/02/25/burun-akar-turk-bakar/</link>
		<comments>http://www.kurcalama.com/2007/02/25/burun-akar-turk-bakar/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 25 Feb 2007 18:28:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ebo</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şikayet Ettiklerim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kurcalama.com/2007/02/25/burun-akar-turk-bakar/</guid>
		<description><![CDATA[3-4 gündür ben de etraftaki pek çok insan gibi mendillerle peçetelerle geziyorum. Doktora gitmeye hiç gerek yok çünkü soğuk algınlığı ile doktora gidenler de, doktor da biliyor ki, insanoğlu Mars&#8217;a uydu fırlatıyor (bu arada Rosetta uzay aracı saatte 30.000 km. hız ile şu anda Mars&#8217;ın çevresini turluyor), anne karnındaki bebeğe kalp ameliyatı yapabiliyor, ama soğuk [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>3-4 gündür ben de etraftaki pek çok insan gibi mendillerle peçetelerle geziyorum. Doktora gitmeye hiç gerek yok çünkü soğuk algınlığı ile doktora gidenler de, doktor da biliyor ki, insanoğlu Mars&#8217;a uydu fırlatıyor (bu arada Rosetta uzay aracı saatte 30.000 km. hız ile şu anda Mars&#8217;ın çevresini turluyor), anne karnındaki bebeğe kalp ameliyatı yapabiliyor, ama soğuk algınlığına karşı bir şey yapamıyor.</p>
<p><img align="right" title="çözüm " alt="çözüm " src="http://www.kurcalama.com/wp-content/uploads/2007/02/cold.gif" /></p>
<p>Bu durumda doğrudan eczanenin yolunu tutuyoruz. Buradan aldığımız ürünlerin de genelde plasebo etkisinden başka bir yardımı olmuyor. Reçete gerektirmeyen bu ürünlere eczacı jargonunda OTC (ing. Over The Counter, &#8220;tezgahın üstünde, hemen hazır olan&#8221; gibi bir terim) denmekte. İnsana &#8220;işe yaramayacağını biliyorum, ama ben bu masrafa değerim&#8221; hissini yaşatarak, psikolojik yardımda bulunuyor. Üstüne de mümkünse soğuk algınlığı ile hiç bir alakası olmayan aspirin ve bir kutu da (normal bir sebze meyve takviyeli beslenme ile yeterince alabileceğimiz ve fazlasının da zaten vücuttan atıldığı) C vitamini olursa oh ne ala.<br />
Belki de hepimizi yanıltıp, çare bulunmamasına rağmen olmadık çözüm arayışlarına iten &#8220;ilaçla bir haftada, ilaçsız yedi günde geçer&#8221; varsayımıdır. Çünkü <strong>soğuk algınlığı bazen üç günde de kendiliğinden geçebilmekte</strong>. İşte reçetesiz ürünleri, nane limon çaylarını ve diğer kulaktan dolma, nineden kalma ev tariflerini de kutsallaştıran bu fark.<br />
Hiç birşey yapamamak bizi çileden çıkartıyor. Nefes alıp veriyoruz, hapşırıp, sümkürüyoruz, tavuk suyuna çorba içiyoruz. Ama birşey yapamıyoruz. Şimdiye kadar <a href="http://www.kurcalama.com/2007/02/24/gercekten-mi/">tavuk suyuna çorba</a>, nane limon tabletleri veya damlalarının çıkmamış olması da hayret verici.<br />
Son yılların en büyük vurgununu yapan ürünlerden biri de deniz suyu veya okyanus suyu spreyleri. Denizin gücü. Brehh yani, atalarımız evrim geçirdi diye burnumuzu uzun süre denize sokamıyorsak, biz de denizi burnumuza sokarız, di mi. Ancak bu deniz suyunun da nereden geldiği önemli, içinde akıntısız denizlerin cıvası mı var, Antalya plajlarındaki çocuk pipileri ne kadar katkıda bulundu, bilmek lazım.<br />
Bir satış taktiği olarak, bu okyanus suları hep küçük miktarlardaki şişelerde satılıyor. Yoksa okyanusa açılan, ya da yazın plaja giden her kişinin aklına  &#8220;yaw gelmiken kış için tedbir niyetine doldurayım bir şaşal şişesi&#8221; demek gelebilir. Bir de şöyle düşünebiliriz; peki bu okyanus sularının da, şarap degüstatörleri gibi uzman tadımcıları var mıdır? Bu kişiler herhangi bir Pasifik sonbahar akıntısı suyunu, Cebelitarık&#8217;tan geçip kendini Atlantiğin serin sularına bırakmış ve oksijen dumuruna uğramış bir sudan ayırtedebilirler mi?<br />
Kesin olan bir şey var; burun akıntısını sulandırdıktan sonra hönkürürken, mendil daha fazla doluyor, bu da en azından görsel olarak bizi &#8220;daha fazla mikrop attım&#8221; hayaline kaptırıyor. Ah, o çaresiz günlerin küçük umut ışığı, yaşam sevgisi dolu sümüksüz günlerim dedirtiyor.<img align="right" title="çok yaşa" alt="çok yaşa" src="http://www.kurcalama.com/wp-content/uploads/2007/02/abr1051l.jpg" /><br />
Nihayet, her soğuk algınlığından sonra olduğu gibi, bu durumdan kurtulmaya başladığımızda ve selpakların içinden bize bakan son mikroplara da yavaş yavaş veda ederken, etrafımızda hapşuran birini gördüğümüzde &#8220;çok yaşa!&#8221; demek, aslında &#8220;kolay gelsin!&#8221; demek yerine geçiyor.<br />
Çok yaşa deyince aklıma geldi, kimi insan çok yaşa demeyi uygun bulmaz &#8220;iyi yaşa&#8221; der, geçenlerde de Güneydoğulu bir arkadaşla konuşuyorduk, dedi ki; bizim orada hapşurana &#8220;çok yaşa&#8221; dersen cevap olarak &#8220;karışma lan allahın işine&#8221; cevabını alırsın !!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kurcalama.com/2007/02/25/burun-akar-turk-bakar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hakkınızı arayın, şikayet edin! Canon Powershot A70 Dijital Fotoğraf Makinesi</title>
		<link>http://www.kurcalama.com/2006/12/21/hakkinizi-arayin-sikayet-edin-canon-powershot-a70/</link>
		<comments>http://www.kurcalama.com/2006/12/21/hakkinizi-arayin-sikayet-edin-canon-powershot-a70/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 21 Dec 2006 17:27:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>meb</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şikayet Ettiklerim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kurcalama.com/2006/12/21/hakkinizi-arayin-sikayet-edin-canon-powershot-a70/</guid>
		<description><![CDATA[Yaklaşık 2,5 sene önce bir Canon Powershot A70 dijital fotoğraf makinesi almıştım. Zamanın parasıyla 600 küsur milyondu ama makineden gayet memnundum. Tam 2 yıllık garantisi bitmişti ki, LCD ekranı görünmez oldu, bakarak da çekim yapılamıyordu. (Zaten bu garanti sürelerini nasıl bu kadar hassas ayarlayabiliyorlar anlamıyorum,  bütün makineler garantisi bittikten hemen sonra bozuluyorlar.)
Genelde unutkan ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span lang="TR">Yaklaşık 2,5 sene önce bir Canon Powershot A70 dijital fotoğraf makinesi almıştım. Zamanın parasıyla 600 küsur milyondu ama makineden gayet memnundum. Tam 2 yıllık garantisi bitmişti ki, LCD ekranı görünmez oldu, bakarak da çekim yapılamıyordu. (Zaten bu garanti sürelerini nasıl bu kadar hassas ayarlayabiliyorlar anlamıyorum, <span id="more-78"></span> bütün makineler garantisi bittikten hemen sonra bozuluyorlar.)<br />
Genelde unutkan ve biraz da gamsız olduğum için tamir ettirmek ancak geçen ay aklıma geldi. Neyse internetten servisin yerini öğrendim.</span>
</p>
<p class="MsoNormal">
<div style="text-align: center"><img alt="Canon PS A70" id="image79" src="http://www.kurcalama.com/wp-content/uploads/2006/12/Canon%20PS%20A70.jpg" /></div>
<p class="MsoNormal">
<div align="left"><span lang="TR">Türkiye&#8217;deki Canon temsilcisi ve yetkili servisi İstanbul merkezli Erkayalar imiş ve Allahtan Antalya&#8217;da da kendi mağazaları varmış. Makineyi götürüp teslim ettim, İstanbul&#8217;a yolladılar. 1 hafta sonra cep telefonuma bir mesaj: &#8220;Tamir bedeli 135 YTL dir, onaylıyorsanız şu numarayı arayın&#8221; diye. Aradım onayladım, LCD ekranın değiştirileceğini ve parça yurt dışından geleceği için 1 ay sürebileceğini söylediler. Ona da tamam dedim. Aradan 5 hafta geçmişti ki tekrar arayıp parçanın bulunamadığını istersem 100 Euro ödeyip satış fiyatı 250 Euro olan yeni bir Canon A530 verebileceklerini söylediler. Üstelik benim A 70 3MP iken A 530 un 5MP olduğunu söylediler. Hafıza kartını sordum, çünkü ben sonradan 512&#8242;lik bir kart almıştım. A530 da standard 32 lik kart varmış ama benim kart onda kullanılamıyormuş, bir de yeni kart almak zorundaydım. Her neyse lafı uzatmayayım, benim bu işe aklım yatmamıştı. Ben bunu bir kurcalayayım bakalım deyip biraz internette arama yapınca karşıma şunlar çıktı: Aynı makine www.hepsiburada.com da 182 Euro, www.evkur.com da ise 190 euro civarındaydı. <a href="http://www.fotokritik.com/forum/37073">Fotokritik forumunda</a> da aynı arızanın çoğu kişinin başına geldiğini ve verilen bir linkten de Amerika&#8217;daki Canon&#8217;un web sitesinde &#8220;<a target="_blank" href="http://www.usa.canon.com/consumer/controller?act=PgComSmModDisplayAct&#038;fcategoryid=225&#038;modelid=13390&#038;keycode=2112&#038;id=29819">Service Notice: CCD Image Sensor Advisory</a>&#8221; başlıklı yazıyı gördüm. A 70 lerde sıcak ve rutubetten (Antalya&#8217;da yaşıyor olmam herşeyi açıklıyor) ekrana gelen kabloda bu tür hatalar oluyormuş.</span><span lang="TR"> Hatta aşağıdaki modellerin hepsinde de benzer arızalar olabiliyormuş:</span></div>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR"> </span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR">&#8220;-Camcorders: ZR60, ZR65 MC, ZR70 MC, ZR80, ZR85, ZR90, ELURA 40 MC, ELURA 50</span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR">- Digital Cameras A60, A70, A75, A300, A310, S230, SD100, SD110, A40, A80, A85, A95, S1 IS, S60, S200, S330, S400, S410, S500.&#8221;</span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR"> </span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR">Onlar da bunu bir imalat hatası olarak görüp, garanti süresine bakılmaksızın, servislerinin bunu ücretsiz olarak mümkünse tamir edeceğini, olmuyorsa yeni modelini vereceğini ve gene ücretsiz olarak tüketiciye yollayacağını belirtmişler. Ben hemen bu yazıyı bir kağıda basıp doğru servise gittim. Ama çok tipik olarak Amerika&#8217;nın ayrı olduğunu Türkiye&#8217;deki Canon&#8217;ların Avusturya&#8217;dan geldiğini, dolayısıyla ücretsiz değişimin olamayacağını, ayrıca hepsiburada.com&#8217;un kampanyası olabileceğini kendilerinde 250 euroya satıldığını ama yine de İstanbul&#8217;daki yetkililerle görüşebileceğimi söyleyip telefonlarını verdiler. Istanbul servisden yetkililerle görüşünce böyle bir imalat hatasının olmadığını söylediler, Amerika&#8217;daki Canon&#8217;un uygulamasından bahsedince bundan haberleri olmadığını ama yazıyı yollarsak tekrar aralarında görüşüp bilgi vereceklerini söylediler.</span></p>
<div style="text-align: center"><img alt="Canon A80 Ã¶nden" id="image82" src="http://www.kurcalama.com/wp-content/uploads/2006/12/Canon%20PS%20A80%20%C3%B6nden%20g%C3%B6r%C3%BCn%C3%BC%C5%9F.jpg" /></div>
<p class="MsoNormal">
<p class="MsoNormal"><span lang="TR">Yazıyı ve linkini yolladım. Bir de telefon ettim. &#8220;Biz bunu yapamayız bizde böyle bir uygulama yok, 100 € verirseniz size yeni bir makine verebiliriz&#8221; deyip bir sürü pazarlama taktiği sıraladılar. Ben de neden çifte standart uygulandığını ve neden aptal yerine konduğumuzu söyleyip, ABD&#8217;deki Canon&#8217;un merkezine bu durumu ileteceğimi ve onların çözüm bulabileceğini söyledim. Müdürleriyle konuyu görüşeceğini söyleyip telefonu kapattık.Yaklaşık yarım saat sonra arayıp, bize ücretsiz olarak aynı seriden Powershot A80 modeli yeni bir fotoğraf makinesi göndereceklerini söylediler. Yaşasın! Ben:1 &#8211; Canon Erkayalar: 0</span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR"> </span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR">Bu konuyu neden bu kadar ayrıntılı anlattığıma gelince, genelde adam sende kim uğraşacak deyip bu tür şeylere üşenen biri olarak, herkesin üşenmeyip hakkını araması gerektiğini belirtmek, ayrıca elimizin altındaki internetin değerini bilmek, binlerce forumdaki paylaşımlardan yararlanmanın önemini belirtmek içindi. ABD&#8217;deki Canon&#8217;un ilgili yazısını bulmak en fazla 2 dakikamı aldı, yani aslında 2 dakikada 100 € kazanmış oldum ama daha önemlisi enayi yerine konmamış oldum. Üstelik yeni makine hem teknolojik olarak daha iyi hem de LCD ekranı çok kullanışlı, her yöne dönebiliyor.</span></p>
<div style="text-align: center"><img alt="Canon A80 DÃ¶ner" id="image83" src="http://www.kurcalama.com/wp-content/uploads/2006/12/Canon%20PS%20A80%20D%C3%B6ner%20Ekran.jpg" /></div>
<p class="MsoNormal">
<p class="MsoNormal">
<p class="MsoNormal"><span lang="TR">Başka konularda benzer şeyleri yaşayanlar da, tecrübelerini anlatıp paylaşırsa, birlikten kuvvet doğacağı için hem sesimizi daha iyi duyurur hem de hakkımız olan şeyleri rahatlıkla elde ederiz diye düşünüyorum. Dolayısıyla, dükkan sizin, buyurun siz de şikayetlerinizi veya hakkınızı aramanın sonucunda elde ettiğiniz kazanımlarınızı yazın, hem herkes faydalansın hem de başkalarını da haklarını aramaya teşvik edin.</span></p>
<p class="MsoNormal">
<p class="MsoNormal">
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kurcalama.com/2006/12/21/hakkinizi-arayin-sikayet-edin-canon-powershot-a70/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>21</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Garanti Bankası</title>
		<link>http://www.kurcalama.com/2006/12/15/garanti-bankasi/</link>
		<comments>http://www.kurcalama.com/2006/12/15/garanti-bankasi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 15 Dec 2006 22:46:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>meb</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şikayet Ettiklerim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kurcalama.com/2006/12/15/garanti-bankasi/</guid>
		<description><![CDATA[Daha önce internet bankacılığıyla Denizbank&#8217;tan Garanti&#8217;ye hesaplarım arası yaptığım EFT 4 saat sonra gerçekleşmişti. Ben o zaman Denizbank&#8217;ın parayı geç yolladığını düşünmüştüm. Geçenlerde Denizbank&#8217;tan Akbank&#8217;a yaptığım EFT&#8217;de ise para 2-3 dakikada geldi. Dur bakalım ben şunu bir kurcalayayım deyip bu sefer Akbank&#8217;tan Garanti&#8217;ye sabah 10.00&#8242;da bir EFT yaptım. Tam tamına 6 saat sonra para hesaptaydı.
  [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Daha önce internet bankacılığıyla Denizbank&#8217;tan Garanti&#8217;ye hesaplarım arası yaptığım EFT 4 saat sonra gerçekleşmişti. Ben o zaman Denizbank&#8217;ın parayı geç yolladığını düşünmüştüm. Geçenlerde Denizbank&#8217;tan Akbank&#8217;a yaptığım EFT&#8217;de ise para 2-3 dakikada geldi. Dur bakalım ben şunu bir kurcalayayım deyip bu sefer Akbank&#8217;tan Garanti&#8217;ye sabah 10.00&#8242;da bir EFT yaptım. Tam tamına 6 saat sonra para hesaptaydı.<br />
<img width="130" height="46" alt="logo.gif" id="image48" src="http://www.kurcalama.com/wp-content/uploads/2006/12/logo.thumbnail.gif" />  Yani hiç de öyle en hızlı, VINN VINNNNN durumları falan yok. Buradan şöyle bir sonuç ve Ahmet Vardar fırçası çıkartırsak ayıp olmaz herhalde.</p>
<p>- &#8220;Garanti Bankası cevap ver, şube hesabına aldığın paralarımızı 5-6 saatliğine nerede kullanıyorsun,  bunu  banka mı  kullanıyor, oradaki  memurlar mı  kullanıyor yoksa ben mi olur olmaz herşeye kıllanıyorum&#8221;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kurcalama.com/2006/12/15/garanti-bankasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
