Archive for the 'Şikayet Ettiklerim' Category

Sigarayı nasıl bırak(ama)dım!

Aması falan yok, bırakdım demek isterdim ama henüz tam beceremedim. Buraya ayrı sayfa açmamın sebebi de, sözümden dönüp kendimi rezil etmemek için herşeyi yazılı hale getirip mecburen bırakırım diye düşünmem. Önce biraz ön bilgi.

Yaş: 45, Boy: 1.80 cm. Kilo: 112 kg. Tiryakilik: Günde 3 paket x 27 yıl.

Bu meretle tam 27 yıldır iyi bir ilişkimiz vardı. İlk defa geçen yıl, boğaz hırıltılarımın artması üzerine prematür bir bırakma denemem olmuştu. Yatmadan niyet edip ancak öğleden sonraya kadar dayanabilmiştim. İçmediğim 7-8 saat sürecinde hayatım bir kabus olmuştu, etrafa boş boş bakıyor, kafam çalışmıyor, sigaradan başka bir şey düşünemiyordum.

Ancak niyeti bozup üstüste 3-4 sigaradan sonra normal hayatıma dönmüş ve bir daha denememeye karar vermiştim. Herneyse geçenlerde, tam olarak 7 Şubat gecesi saat 2′de sigaram bitti ve 3′e kadar sokağa çıkıp açık bakkal aramaya üşenerek dolandım durdum. Bir taraftan da bağımlılığımın dozu ve bu kadar iradesiz olmak da beni çok rahatsız ediyordu. Uzatmayalım ne olduysa birdenbire sigarayı bırakabileceğime kendimi ikna ettim. Bir şekilde beynimi de şartlamışım ki, bırakma kararını verince içimi bir huzur kapladı ve Read the rest of this entry »

Çanakkale içinde aynalı çarşı…

Okuduğum okulda sayısalcı olduğum için Kenan Evren’in resmini görsem tanırım da Anzaklar Japon muydu Çinli mi uzaktan pek çıkaramadım ama abicim biz Türküz ya, bizim kanımız bu vatana helal olsun yani…
Burası neresi, bunlar kim, biz kimiz, bu ne biçim gençlik, bu ne biçim eğitim sistemi, bu ne biçim ülke, bu ne biçim vesaire vesaire…
Kayseri’de yerel bir TV kanalı, Çanakkale savaşıyla ilgili ilkokul düzeyindeki sorularla gençliğe öyle bir ayna tutmuş ki, söylenebilecek tek şey:
Hepimizin kafasına 250.000 tane taş düşşün!

YouTube Preview Image

Burun Akar Türk Bakar

3-4 gündür ben de etraftaki pek çok insan gibi mendillerle peçetelerle geziyorum. Doktora gitmeye hiç gerek yok çünkü soğuk algınlığı ile doktora gidenler de, doktor da biliyor ki, insanoğlu Mars’a uydu fırlatıyor (bu arada Rosetta uzay aracı saatte 30.000 km. hız ile şu anda Mars’ın çevresini turluyor), anne karnındaki bebeğe kalp ameliyatı yapabiliyor, ama soğuk algınlığına karşı bir şey yapamıyor.

çözüm

Bu durumda doğrudan eczanenin yolunu tutuyoruz. Buradan aldığımız ürünlerin de genelde plasebo etkisinden başka bir yardımı olmuyor. Reçete gerektirmeyen bu ürünlere eczacı jargonunda OTC (ing. Over The Counter, “tezgahın üstünde, hemen hazır olan” gibi bir terim) denmekte. İnsana “işe yaramayacağını biliyorum, ama ben bu masrafa değerim” hissini yaşatarak, psikolojik yardımda bulunuyor. Üstüne de mümkünse soğuk algınlığı ile hiç bir alakası olmayan aspirin ve bir kutu da (normal bir sebze meyve takviyeli beslenme ile yeterince alabileceğimiz ve fazlasının da zaten vücuttan atıldığı) C vitamini olursa oh ne ala.
Belki de hepimizi yanıltıp, çare bulunmamasına rağmen olmadık çözüm arayışlarına iten “ilaçla bir haftada, ilaçsız yedi günde geçer” varsayımıdır. Çünkü soğuk algınlığı bazen üç günde de kendiliğinden geçebilmekte. İşte reçetesiz ürünleri, nane limon çaylarını ve diğer kulaktan dolma, nineden kalma ev tariflerini de kutsallaştıran bu fark.
Hiç birşey yapamamak bizi çileden çıkartıyor. Nefes alıp veriyoruz, hapşırıp, sümkürüyoruz, tavuk suyuna çorba içiyoruz. Ama birşey yapamıyoruz. Şimdiye kadar tavuk suyuna çorba, nane limon tabletleri veya damlalarının çıkmamış olması da hayret verici.
Son yılların en büyük vurgununu yapan ürünlerden biri de deniz suyu veya okyanus suyu spreyleri. Denizin gücü. Brehh yani, atalarımız evrim geçirdi diye burnumuzu uzun süre denize sokamıyorsak, biz de denizi burnumuza sokarız, di mi. Ancak bu deniz suyunun da nereden geldiği önemli, içinde akıntısız denizlerin cıvası mı var, Antalya plajlarındaki çocuk pipileri ne kadar katkıda bulundu, bilmek lazım.
Bir satış taktiği olarak, bu okyanus suları hep küçük miktarlardaki şişelerde satılıyor. Yoksa okyanusa açılan, ya da yazın plaja giden her kişinin aklına “yaw gelmiken kış için tedbir niyetine doldurayım bir şaşal şişesi” demek gelebilir. Bir de şöyle düşünebiliriz; peki bu okyanus sularının da, şarap degüstatörleri gibi uzman tadımcıları var mıdır? Bu kişiler herhangi bir Pasifik sonbahar akıntısı suyunu, Cebelitarık’tan geçip kendini Atlantiğin serin sularına bırakmış ve oksijen dumuruna uğramış bir sudan ayırtedebilirler mi?
Kesin olan bir şey var; burun akıntısını sulandırdıktan sonra hönkürürken, mendil daha fazla doluyor, bu da en azından görsel olarak bizi “daha fazla mikrop attım” hayaline kaptırıyor. Ah, o çaresiz günlerin küçük umut ışığı, yaşam sevgisi dolu sümüksüz günlerim dedirtiyor.çok yaşa
Nihayet, her soğuk algınlığından sonra olduğu gibi, bu durumdan kurtulmaya başladığımızda ve selpakların içinden bize bakan son mikroplara da yavaş yavaş veda ederken, etrafımızda hapşuran birini gördüğümüzde “çok yaşa!” demek, aslında “kolay gelsin!” demek yerine geçiyor.
Çok yaşa deyince aklıma geldi, kimi insan çok yaşa demeyi uygun bulmaz “iyi yaşa” der, geçenlerde de Güneydoğulu bir arkadaşla konuşuyorduk, dedi ki; bizim orada hapşurana “çok yaşa” dersen cevap olarak “karışma lan allahın işine” cevabını alırsın !!

Hakkınızı arayın, şikayet edin! Canon Powershot A70 Dijital Fotoğraf Makinesi

Yaklaşık 2,5 sene önce bir Canon Powershot A70 dijital fotoğraf makinesi almıştım. Zamanın parasıyla 600 küsur milyondu ama makineden gayet memnundum. Tam 2 yıllık garantisi bitmişti ki, LCD ekranı görünmez oldu, bakarak da çekim yapılamıyordu. (Zaten bu garanti sürelerini nasıl bu kadar hassas ayarlayabiliyorlar anlamıyorum, Read the rest of this entry »

Garanti Bankası

Daha önce internet bankacılığıyla Denizbank’tan Garanti’ye hesaplarım arası yaptığım EFT 4 saat sonra gerçekleşmişti. Ben o zaman Denizbank’ın parayı geç yolladığını düşünmüştüm. Geçenlerde Denizbank’tan Akbank’a yaptığım EFT’de ise para 2-3 dakikada geldi. Dur bakalım ben şunu bir kurcalayayım deyip bu sefer Akbank’tan Garanti’ye sabah 10.00′da bir EFT yaptım. Tam tamına 6 saat sonra para hesaptaydı.
logo.gif  Yani hiç de öyle en hızlı, VINN VINNNNN durumları falan yok. Buradan şöyle bir sonuç ve Ahmet Vardar fırçası çıkartırsak ayıp olmaz herhalde.

- “Garanti Bankası cevap ver, şube hesabına aldığın paralarımızı 5-6 saatliğine nerede kullanıyorsun, bunu banka mı kullanıyor, oradaki memurlar mı kullanıyor yoksa ben mi olur olmaz herşeye kıllanıyorum”