<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kurcalama &#187; Keşifleri Kurcalayalım</title>
	<atom:link href="http://www.kurcalama.com/category/kesifleri-kurcalayalim/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kurcalama.com</link>
	<description>adına inat herşeyi kurcalamak serbest</description>
	<lastBuildDate>Fri, 02 Jan 2009 12:03:14 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.6</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Uzayda yaşamın bilinmeyenleri</title>
		<link>http://www.kurcalama.com/2008/01/15/uzayda-yasamin-bilinmeyenleri/</link>
		<comments>http://www.kurcalama.com/2008/01/15/uzayda-yasamin-bilinmeyenleri/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 16 Jan 2008 03:26:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>meb</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilgimizi Kurcalayalım]]></category>
		<category><![CDATA[Keşifleri Kurcalayalım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kurcalama.com/2008/01/15/uzayda-yasamin-bilinmeyenleri/</guid>
		<description><![CDATA[Herhalde istisnasız herkes uzaya çıkıp şöyle dünyaya bir uzaktan bakmak ister, bir sürü çocuk da büyüyünce astronot olmak ister. Meğer astronotlar neler çekiyormuş da haberimiz yokmuş. İşte bazı ilginç bilgiler:
* Yerçekimi olmayınca tüm vücut sıvıları yukarıya doğru çıkar, surat pofuduk bir hal alır, kemikler kalsiyum kaybeder bu da böbrek taşı oluşumuna neden olur.
* Bağırsaklar çok [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Herhalde istisnasız herkes uzaya çıkıp şöyle dünyaya bir uzaktan bakmak ister, bir sürü çocuk da büyüyünce astronot olmak ister. Meğer astronotlar neler çekiyormuş da haberimiz yokmuş. İşte bazı ilginç bilgiler:</p>
<p>* Yerçekimi olmayınca tüm vücut sıvıları yukarıya doğru çıkar, surat pofuduk bir hal alır, kemikler kalsiyum kaybeder bu da böbrek taşı oluşumuna neden olur.</p>
<p>* Bağırsaklar çok yavaş çalışır, kabızlık kaçınılmazdır, kalp büzüşür ama en ilginci omurgada azalan basınç sayesinde astronotların boyu 5 cm kadar uzar.</p>
<div style="text-align: center"><img src="http://www.kurcalama.com/wp-content/uploads/2008/01/astronot-1.jpg" /></div>
<p>*Dünyada horlayan astronotlar uzayda ses çıkarmadan uyur ama derin uyku bir hayaldir, güneş günde 16 kere doğarsa gelin de <span id="more-503"></span>uyuyun bakalım.</p>
<p>*NASA bir ara uzay giysilerinin içine bir tür tuvalet yapmakla uğraşmış ama pratik olmadığı için gene çocuk bezine dönmüşler.</p>
<p>*Uzaydan dönen astronotlar dünyaya indiklerinde el ve ayaklarını oynatmayı beceremeyip, hem o yüzden hem de mecaz ve gerçek olarak &#8220;dünyaya ikinci kere geldim&#8221; derlermiş. Ama astronotların dünyaya geldikten sonra en şikayet ettikleri şey nesneleri ellerinden bırakmalarıymış. Çünkü bırakınca kırılıyorlarmış. <img src='http://www.kurcalama.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>*Astronotlara göre en iyisi uzayda kalmakmış. Çünkü şimdiye kadar 18 kişi ya uzaya çıkarken ya da dünyaya inerken ölmüş ama uzayda iken ölen yokmuş.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kurcalama.com/2008/01/15/uzayda-yasamin-bilinmeyenleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Düzenli olmayanın UWB&#8217;si var</title>
		<link>http://www.kurcalama.com/2007/03/03/duzeni-olmayanin-uwbsi-var/</link>
		<comments>http://www.kurcalama.com/2007/03/03/duzeni-olmayanin-uwbsi-var/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 03 Mar 2007 08:15:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ebo</dc:creator>
				<category><![CDATA[Keşifleri Kurcalayalım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kurcalama.com/2007/03/03/duzeni-olmayanin-uwbsi-var/</guid>
		<description><![CDATA[Değerli arkadaşım meb&#8217;in bir önceki maddesine istinaden, popular science dergisinin bu ayki sayısında çıkan ve yakın gelecekte her türlü kabloyu masa altına süpürme ve onlarla ilgili websitesi kurma zahmetlerini sadece hoş bir seda olarak anılarımızın tozlu nostalji sayfalarına gömmemize sebep olacak UWB (Ultra Wide Band) teknolojisinden bahsetmek istiyorum. İsmi kendinden menkul olduğu için bunu bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Değerli arkadaşım meb&#8217;in bir önceki maddesine istinaden, popular science dergisinin bu ayki sayısında çıkan ve yakın gelecekte her türlü kabloyu masa altına süpürme ve onlarla ilgili websitesi kurma zahmetlerini sadece hoş bir seda olarak anılarımızın tozlu nostalji sayfalarına gömmemize sebep olacak UWB (Ultra Wide Band) teknolojisinden bahsetmek istiyorum. İsmi kendinden menkul olduğu için bunu bir reklam olarak görmemenizi rica ettiğim Toshiba&#8217;nın Protégé R400 modelinde uygulanmaya başlanan UWB teknolojisi ile bilgisayar, ikinci bir monitör de dahil olmak üzere her türlü donanımla ve gereçle, geniş bir dizindeki düşük güçlü radyo sinyalleri vasıtasıyla bağlantı kurmakta, ve bunu 10 metreye kadar mesafede Wi-Fi&#8217;den 10 kere daha hızlı yapabilmekte.<br />
Epey bir süredir çip üreticileri tarafından bu tür donanımı standartlaştırmak üzere yapılan görüşmeler nihayet olumlu sonuçlanınca, UWB teknolojisi bu sene raflarda görülmeye başlanacakmış. UWB ile bilgisayarımız hoparlörlerine, kameramız bilgisayarımıza, hoparlörler müzik setine zahmetsiz ve kablosuz olarak bağlanacak.<br />
UWB&#8217;nin Wi-Fi&#8217;nin yerini almasından ziyade ikisinin birbirini tamamlamasının planlandığı bu yöntemle, bilgisayarın etrafındaki donanımla bağlantısını UWB ile; ofisin, evin veya binanın tamamı ile bağlantısını da Wi-Fi ile yapması öngörülüyor. UWB ile bağlantı kurmak üzere halihazırda üretilmiş olan birkaç cihaza bakacak olursak :</p>
<div align="center" style="text-align: center"><img alt="V610" src="http://www.kurcalama.com/wp-content/uploads/2007/03/kamera.jpg" /></div>
<p>Kameralar: UWB ile ilgili herhangi bir özel planı henüz yürürlüğe koymadığını açıklayan Kodak&#8217;a karşın, UWB çipleri üreten Alareon&#8217;un, V610 adını verdiği demo modeliyle 6mb&#8217;lik bir resmi PC&#8217;ye aktarmak tamı tamına 1 saniye sürüyor.</p>
<p>Telefon ve PDA&#8217;lar : UWB ile telefon ve PC bağlantısı da</p>
<div style="text-align: center"><img alt="PDA" src="http://www.kurcalama.com/wp-content/uploads/2007/03/pda.jpg" /></div>
<p>otomatik hale gelecek; yine Alareon, PDA&#8217;ya UWB özelliği katan bir adaptörün prototipini üretmiş durumda, Stonestreet ise senkronizasyon için bir yazılım çıkarmış bile.Hoparlörler: Halihazırdaki kablosuz hoparlör sistemleri,</p>
<div style="text-align: center"><img alt="speaker" src="http://www.kurcalama.com/wp-content/uploads/2007/03/speaker.jpg" /></div>
<p>iletişim için kendi şirketlerine ait ürünlerin protokollerini kullanmakta, ancak Radiient&#8217;in ürettiği bu hoparlörleri, gelecekte UWB ile donatılmış televizyonumuza veya müzik setimizden ses almak için herhangi bir kurulum gerektirmeden örneğin evin içinde istediğimiz yere koyup, aynı ses kalitesinin keyfine varabileceğiz.Acaba biri bu şirketlerden birisini arayıp, &#8220;peki elektrik kablosu ne olacak&#8221; diye sorarsa nereye takmamızı tavsiye ederler, işte onu merak bile etmiyorum.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kurcalama.com/2007/03/03/duzeni-olmayanin-uwbsi-var/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Beşame Mucho</title>
		<link>http://www.kurcalama.com/2007/01/24/besame-mucho/</link>
		<comments>http://www.kurcalama.com/2007/01/24/besame-mucho/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 24 Jan 2007 09:33:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ebo</dc:creator>
				<category><![CDATA[Keşifleri Kurcalayalım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kurcalama.com/2007/01/24/besame-mucho/</guid>
		<description><![CDATA[En olmadık yemekleri bile yenilebilir kılan, sebze sevmeyene sevdiren, fırın makarnayı tepsisiyle  bitirme hezeyanlarına kapılmamıza sebep olabilecek beşamel denen, insanlığın dünyaya en güzel katkılarından biri olan sos vardır. Tarifi  için yemek kitaplarını ya da interneti  karıştırdığınızda üç aşağı beş yukarı tereyağı, un, tuz, süt bileşiminin pişirilip, ılındıktan sonra lezzetlendirilmesi hedeflenen yemeğe katılması olarak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>En olmadık yemekleri bile yenilebilir kılan, sebze sevmeyene sevdiren, fırın makarnayı tepsisiyle  bitirme hezeyanlarına kapılmamıza sebep olabilecek <strong>beşamel </strong>denen, insanlığın dünyaya en güzel katkılarından biri olan sos vardır. Tarifi  için yemek kitaplarını ya da interneti <span id="more-328"></span> karıştırdığınızda üç aşağı beş yukarı tereyağı, un, tuz, süt bileşiminin pişirilip, ılındıktan sonra lezzetlendirilmesi hedeflenen yemeğe katılması olarak özetlenebilecek bu sosun adı neden beşameldir de mesela profiterol değildir ?</p>
<p><img align="middle" title="bechamel" alt="bechamel" src="http://www.kurcalama.com/wp-content/uploads/2007/01/bechamel.jpg" /><br />
İnsanlığın pek çok icadı gibi bu sosun adı da mucidinden geliyormuş (henüz adı ya da soyadı Profiterol olan birine denkgelmedim, bu da başka bir kurcalama konusu olabilir). Efendim, kahramanımız 18. yüzyılın başlarında güneş kral Louis XIV. zamanının saray ahçıbaşısı olan Louis de Bechamel imiş. Kendisi daha sonra Marki ünvanına layık görülüp Marki de Nointel adıyla da tarihe geçmiş. Yazdığı yemek kitabında tariflerini, düzyazı değil de <strong>şiir biçiminde</strong> vemiş. İşine bu kadar sevgiyle gönlünden, göbeğinden bağlı Bechamel ustanın kendi adını verdiği tarifi, yazıya şiirsel olarak nasıl dökmüş olabileceğini düşündüm de, ortaya şöyle bir manzum eser çıktı :</p>
<p>eritirim tereyağını çıkarken yola,<br />
kavururum unu girerler kol kola,<br />
karışınca bu sos için süt ile tuz,<br />
eklerim yemeğe, dökmem sağa sola <img src='http://www.kurcalama.com/wp-includes/images/smilies/icon_razz.gif' alt=':P' class='wp-smiley' /> </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kurcalama.com/2007/01/24/besame-mucho/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tetrafluoretilen</title>
		<link>http://www.kurcalama.com/2006/12/29/137/</link>
		<comments>http://www.kurcalama.com/2006/12/29/137/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 29 Dec 2006 11:50:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mb</dc:creator>
				<category><![CDATA[Keşifleri Kurcalayalım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kurcalama.com/2006/12/29/137/</guid>
		<description><![CDATA[1938 yılında DuPont kimyageri Roy Plunkett, laboratuvardaki bozuk bir tetrafluoretilen kutusunu açtı ve beyaz bir toz gördü. İncelemeleri sonucu, keşfettiği maddenin sürtünme katsayısının bütün katı cisimlerden küçük olduğunu gördü ve bu maddeye, TEtraFLuorOetyhleNe&#8217;deki harfleri kısaltarak (doğru mu bilmiyorum, ben uydurdum) Teflon ismini verdi. (yani dizilime uyup Teflet de diyebilirmiş ama fransızcada sondaki t okunmayacağı için, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>1938 yılında DuPont kimyageri Roy Plunkett, laboratuvardaki bozuk bir tetrafluoretilen kutusunu açtı ve beyaz bir toz gördü. İncelemeleri sonucu, keşfettiği maddenin sürtünme katsayısının bütün katı cisimlerden küçük olduğunu gördü ve bu maddeye, <strong>TE</strong>tra<strong>FL</strong>uor<strong>O</strong>etyhle<strong>N</strong>e&#8217;deki harfleri kısaltarak (doğru mu bilmiyorum, ben uydurdum) <strong>Teflon</strong> ismini verdi. (yani dizilime uyup Teflet de diyebilirmiş ama fransızcada sondaki t okunmayacağı için, okunmayan harfi ben neden yazayım ki diye düşünüp teflon demiştir diye düşünüyorum)<br />
Belki de kutuyu kaldırıp çöpe atmalıydı. Bugün Amerikalıların % 95&#8242;inin mutfaklarında olan Teflonun bileşenlerinden biri olan PFOA (perfluoroktanoik asit), 2005 yılında ABD Çevre Koruma Ajansı tarafından kanserojen olma olasılığı yüksek maddeler sınıfına sokuldu.</p>
<div style="text-align: center"><img title="Teflon Tava" alt="Teflon Tava" src="http://www.kurcalama.com/wp-content/uploads/2006/12/teflon_layers.gif" /></div>
<p>DuPont firması PFOA&#8217;nın sadece teflon üretimi aşamasında kullanıldığını ama yemeklere karışmadığını <a href="http://www.teflon.com/NASApp/Teflon/TeflonPageServlet?GXHC_gx_session_id_=GXLiteSessionID-6002174285790197594&#038;pageId=/consumer/na/eng/news/news_detail.safetyconcerns.html">iddia ediyor</a>. Şunu da karıştırmamak lazım, Teflon Dupont&#8217;un ticari markası, dünyadaki ikinci üretici Allied Chemicals ise aynı ürünü &#8220;Halon&#8221; ismiyle satmaktadır. Zaten teflon sadece mutfaklarda değil, cep telefonlarından ameliyat gereçlerine, <a href="http://www2.dupont.com/Teflon_Industrial/en_US/"> sanayinin</a> birçok dalında yaygın olarak kullanılmaktadır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kurcalama.com/2006/12/29/137/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ameliyat önlükleri</title>
		<link>http://www.kurcalama.com/2006/12/28/ameliyat-onlukleri/</link>
		<comments>http://www.kurcalama.com/2006/12/28/ameliyat-onlukleri/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 28 Dec 2006 11:50:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ebo</dc:creator>
				<category><![CDATA[Keşifleri Kurcalayalım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kurcalama.com/2006/12/28/ameliyat-onlukleri/</guid>
		<description><![CDATA[Ameliyat önlükleri çoğunlukla yeşil ya da mavi-yeşildir. Bu renklerin seçilmesinin sebebi optik ilüzyon etkisini azaltmaktır. Belli bir renge uzun süre bakıp da sonradan başka bir fon rengine baktığınızda, fonun üzerinde ya o rengi ya da başka bir rengi görürüz. Aşağıdaki şemada mavi renkli  +&#8217;nın ortasındaki küçük +&#8217;ya 20-30 saniye boyunca bakınız, sonra beyaz karenin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ameliyat önlükleri çoğunlukla yeşil ya da mavi-yeşildir. Bu renklerin seçilmesinin sebebi optik ilüzyon etkisini azaltmaktır. Belli bir renge uzun süre bakıp da sonradan başka bir fon rengine baktığınızda, fonun üzerinde ya o rengi ya da başka bir rengi görürüz. Aşağıdaki şemada mavi renkli  +&#8217;nın ortasındaki küçük +&#8217;ya 20-30 saniye boyunca bakınız, sonra beyaz karenin ortasındaki  +&#8217;ya baktığınızda gördüğünüz, bu etkidir.</p>
<div style="text-align: center"><img title="afterimage" alt="afterimage" src="http://www.kurcalama.com/wp-content/uploads/2006/12/afterimaj.gif" /></div>
<p><strong>Deneylerle optik illüzyon  etkisinin, başdönmesi ya da mide bulantısına sebep olduğu kanıtlanmıştır.</strong><strong> </strong></p>
<p>Uzun bir süre <em>kırmızı </em>bir nesneye bakıp, gözümüzü başka bir fona çevirdiğimizde gördüğümüz renk <em>yeşil </em>olmaktadır ve yine deneyler kanıtlamıştır ki, kırmızıdan sonra fon renginin yeşil <strong>olmaması</strong>, en fazla mide bulandıran kombinasyondur. (O yüzden bu yazıyı okurken klavyenizin ya da monitörünüzün başına istenmedik bir kaza gelmesin diye yukarıya farklı renklerden bir örnek koyduk.)</p>
<p>Sonuç olarak, bir ameliyat sırasında duruma göre uzun süre ameliyat yerindeki kan rengine bakmak zorunda kalan operatör doktor başını neşter almak, ya da bir an dinlenmek için bile kaldırıp etrafına bakındığında yeşil yahut mavi-yeşilden farklı bir renk görüp, ameliyatın gidişatını etkileyebilecek bir baş dönmesine maruz kalmasın diye bu renk seçilmiştir.</p>
<p><img title="operation" alt="operation" src="http://www.kurcalama.com/wp-content/uploads/2006/12/operation.JPG" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kurcalama.com/2006/12/28/ameliyat-onlukleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Müthiş bir film</title>
		<link>http://www.kurcalama.com/2006/12/24/bir-hucrenin-gizli-hayati/</link>
		<comments>http://www.kurcalama.com/2006/12/24/bir-hucrenin-gizli-hayati/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 24 Dec 2006 22:15:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mb</dc:creator>
				<category><![CDATA[Keşifleri Kurcalayalım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kurcalama.com/2006/12/24/bir-hucrenin-gizli-hayati/</guid>
		<description><![CDATA[Aşağıda gördüğünüz resim çeşitli ödüller alan bu müthiş filmden bir alıntı. Film, uzayın derinliklerindeki Golgi cisimciğinin dünyaya çarpmasını anlatan bir fantastik bilim-kurgu filmi değil tabii ki ama aslında bilimin ta kendisi. İsterseniz önce filmin 3 dakikalık, müzikli kısa veriyonunu seyredin. Bu filmin sizi kesmemesi lazım, o zaman aşağıyı okumaya devam edersiniz.




Harvard Üniversitesi Biyoloji Bölümünün, XVIVO [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="left">Aşağıda gördüğünüz resim çeşitli ödüller alan bu müthiş filmden bir alıntı. Film, uzayın derinliklerindeki Golgi cisimciğinin dünyaya çarpmasını anlatan bir fantastik bilim-kurgu filmi değil tabii ki ama aslında bilimin ta kendisi. İsterseniz önce filmin 3 dakikalık, müzikli kısa veriyonunu seyredin. Bu filmin sizi kesmemesi lazım, o zaman aşağıyı okumaya devam edersiniz.</div>
<div align="left"></div>
<div align="left"><a href="http://www.kurcalama.com/2006/12/24/bir-hucrenin-gizli-hayati/"><em>Click here to view the embedded video.</em></a></div>
<div align="center"></div>
<div align="center">
<div align="left">Harvard Üniversitesi Biyoloji Bölümünün, <a href="http://www.xvivo.net/press/harvard_university.htm">XVIVO animasyon firması</a>yla birlikte yaptıkları 8 dakikalık bu gerçekten fantastik film, kan damarında bir lökositle başlıyor ve lökositin enfekte olmuş bir hücreye girişiyle bitiyor. <a href="http://multimedia.mcb.harvard.edu/anim_innerlife_hi.html">Buradan seyredebileceğiniz bu asıl film</a> açıklamalı ve daha ayrıntılı. Bunu da seyrettiyseniz gelelim, bir Türk olarak işin bizi iki kere gururlandıran tarafına&#8230;</div>
<div align="center"><img title="motor protein" alt="motor protein" src="http://www.kurcalama.com/wp-content/uploads/2006/12/h%C3%BCcre.JPG" /></div>
<div align="left">1 &#8211; Eğer filmi seyrettiyseniz, mikrotübül üzerinde vesikülü taşırken gördüğünüz motor proteinlerin, havaya kaldırdığı ellerinin üzerindeki devasa kargoyu nasıl zorlukla küçük adımlar atarak taşıdığını görmüşsünüzdür. Aslında çok hızlı, hızlı da laf mı, saniyede yüz adım atarak taşıyorlarmış. İşte bu taşıma işinin sürünerek değil de, adımlar atılarak yapıldığını 2003 yılında geliştirdiği <a href="http://www.sciencemag.org/cgi/content/full/311/5762/792">FIONA tekniğiyle  ispatlayan kişi Ahmet Yıldız</a>. Bu buluşuyla 2003&#8242;de seçkin öğrenci ödülünü, <a href="http://www.eurekalert.org/pub_releases/2006-02/aaft-tsd020306.php">2006&#8242;da da genç bilimadamı ödülü</a>nü almış. <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Ahmet_Y%C4%B1ld%C4%B1z">Wikipedia</a>&#8216;da İngilizce ve <a href="http://www.iafl.k12.tr/indexoku.asp?KategoriId=207">burada</a> da Türkçe olarak ayrıntıları okuyabilirsiniz.</div>
<p align="center"><img title="lökosit" alt="lökosit" src="http://www.kurcalama.com/wp-content/uploads/2006/12/l%C3%B6kosit.JPG" /></p>
<div align="center"><em>Lökositin yani akyuvarın enfeksiyonlu hücreye girişi</em></div>
<p align="left">2 &#8211; İş burada kalmıyor, gelelim ikinci gururumuza: Dünyanın saygın bilim dergilerinden The Scientist&#8217;de makaleleri yer alan Cömert Kural da, A.Yıldız&#8217;ın tekniğini kullanarak eski teoriyi çürüten önemli keşiflerde bulunmuş. Konuyla ilgili Türkçe haberi <a href="http://www.sinanoglu.net/fikir_meydani/archive/index.php/t-1169">buradan,</a> İngilizce özeti de <a href="http://www.the-scientist.com/article/display/15546/">buradan</a> ve <a href="http://www.iop.org/EJ/abstract/0953-8984/17/47/023/">buradan</a> okuyabilirsiniz.</p>
<p align="left">
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kurcalama.com/2006/12/24/bir-hucrenin-gizli-hayati/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sürekli gülen bilimadamı</title>
		<link>http://www.kurcalama.com/2006/12/19/surekli-gulen-bilimadami/</link>
		<comments>http://www.kurcalama.com/2006/12/19/surekli-gulen-bilimadami/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 19 Dec 2006 09:35:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>meb</dc:creator>
				<category><![CDATA[Keşifleri Kurcalayalım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kurcalama.com/2006/12/19/surekli-gulen-bilimadami/</guid>
		<description><![CDATA[1943 yılında İsviçreli kimyager Albert Hoffman parmağına bulaşmış liserjik asiti farkında olmadan içine çekti. Garip bir baş dönmesi, görüntü kaymaları ve sürekli bir kahkaha atma arzusu hissetti. Böylece LSD devri ya da uçuşlar başlamış oldu. Hoffman&#8217;ın bu garip uzun uçuşları yıllar boyunca devam etti ve geçenlerde 100. doğum gününü kutladı.
Bu uzun yaşamın sırrını LSD ye [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>1943 yılında İsviçreli kimyager Albert Hoffman parmağına bulaşmış liserjik asiti farkında olmadan içine çekti. Garip bir baş dönmesi, görüntü kaymaları ve sürekli bir kahkaha atma arzusu hissetti. Böylece LSD devri ya da uçuşlar başlamış oldu. Hoffman&#8217;ın bu garip uzun uçuşları yıllar boyunca devam etti ve geçenlerde 100. doğum gününü kutladı.</p>
<p>Bu uzun yaşamın sırrını LSD ye bağlayacak değiliz ya, iyisi mi siz de bol bol kahkaha atın, ömrünüz uzasın.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kurcalama.com/2006/12/19/surekli-gulen-bilimadami/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mutlu Madenciler</title>
		<link>http://www.kurcalama.com/2006/12/18/mutlu-madenciler/</link>
		<comments>http://www.kurcalama.com/2006/12/18/mutlu-madenciler/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 18 Dec 2006 13:41:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>meb</dc:creator>
				<category><![CDATA[Keşifleri Kurcalayalım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kurcalama.com/2006/12/18/mutlu-madenciler/</guid>
		<description><![CDATA[1992 yılında Galler&#8217;deki bir madende soğuk algınlığından şikayetçi madenciler üzerinde yeni bir ilaç deneniyordu. Erkek denekler sildenafil sitrat denen etken maddenin hastalıklarında bir işe yaramadığını ama ilacın yan etkisinin vücutlarının başka bir bölümünde  başka bir işe yaradığını bildirdiler. Günümüzde oldukça popüler olan bu ilacın adı &#8220;Viagra&#8221; idi.

   
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>1992 yılında Galler&#8217;deki bir madende soğuk algınlığından şikayetçi madenciler üzerinde yeni bir ilaç deneniyordu. Erkek denekler sildenafil sitrat denen etken maddenin hastalıklarında bir işe yaramadığını ama ilacın yan etkisinin vücutlarının başka bir bölümünde  başka bir işe yaradığını bildirdiler. Günümüzde oldukça popüler olan bu ilacın adı &#8220;Viagra&#8221; idi.</p>
<div style="text-align: center"><img width="96" height="96" id="image61" alt="Å�ekli de pek gÃ¼zelmiÅ�" src="http://www.kurcalama.com/wp-content/uploads/2006/12/viagra-2.thumbnail.jpg" /></div>
<div align="center"><script type="text/javascript"><!-- google_ad_client = "pub-1367124184209587"; google_ad_width = 468; google_ad_height = 60; google_ad_format = "468x60_as"; google_ad_type = "text"; //2006-12-24: k-viagra google_ad_channel = "9678915824"; google_color_border = "FFFFFF"; google_color_bg = "FFFFFF"; google_color_link = "0000FF"; google_color_text = "000000"; google_color_url = "BBAABB"; //--></script> <script type="text/javascript">  </script></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kurcalama.com/2006/12/18/mutlu-madenciler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Altın&#8217;ın formülü</title>
		<link>http://www.kurcalama.com/2006/12/18/altinin-formulu/</link>
		<comments>http://www.kurcalama.com/2006/12/18/altinin-formulu/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 18 Dec 2006 13:30:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>meb</dc:creator>
				<category><![CDATA[Keşifleri Kurcalayalım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kurcalama.com/2006/12/18/altinin-formulu/</guid>
		<description><![CDATA[1675 yılında Alman bilimadamı Hennig Brand 50 kova idrarı, zamanla altına dönüşeceğini umarak aylarca mahzeninde sakladı. Ama simya ve kimyanın etkileşimi sonucu parlak, hemen alev alan garip bir karışım ortaya çıktı. Bulduğu elementin adı &#8220;Fosfor&#8221; idi.

]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>1675 yılında Alman bilimadamı Hennig Brand 50 kova idrarı, zamanla altına dönüşeceğini umarak aylarca mahzeninde sakladı. Ama simya ve kimyanın etkileşimi sonucu parlak, hemen alev alan garip bir karışım ortaya çıktı. Bulduğu elementin adı &#8220;Fosfor&#8221; idi.</p>
<div style="text-align: center"><img width="75" height="96" alt="fosfor" id="image62" src="http://www.kurcalama.com/wp-content/uploads/2006/12/fosfor.jpg" /></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kurcalama.com/2006/12/18/altinin-formulu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ölümsüzlük İksiri</title>
		<link>http://www.kurcalama.com/2006/12/18/olumsuzluk-iksiri/</link>
		<comments>http://www.kurcalama.com/2006/12/18/olumsuzluk-iksiri/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 18 Dec 2006 13:24:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>meb</dc:creator>
				<category><![CDATA[Keşifleri Kurcalayalım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kurcalama.com/2006/12/18/olumsuzluk-iksiri/</guid>
		<description><![CDATA[9. yüzyılda bir grup Çinli simyacı garip karışımlar yaparak ölümsüzlük iksirini arıyorlardı. Garip bir tesadüfle dünyanın kaderini değiştiren ve aradıklarının tersine kısa yoldan ölüme götüren birşey buldular. Buldukları madde &#8220;Barut&#8221; idi.
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>9. yüzyılda bir grup Çinli simyacı garip karışımlar yaparak ölümsüzlük iksirini arıyorlardı. Garip bir tesadüfle dünyanın kaderini değiştiren ve aradıklarının tersine kısa yoldan ölüme götüren birşey buldular. Buldukları madde &#8220;Barut&#8221; idi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kurcalama.com/2006/12/18/olumsuzluk-iksiri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
