Archive for the 'Dilleri Kurcalayalım' Category

Dilimin ucundaki yabancılar

Sadece Türkçemize değil pek çok dile yerleşmiş birtakım uluslarötesi sözcükler var. Öylesine benimsenmişler ki, kökeni ne olursa olsun pek değiştirilebilir, yerine başka bir sözcük konulabilir gibi durmuyorlar. Buyrun onlardan birkaçının kaynağını kurcalayalım:

Bistro = “Bizimki de fast food ama adını bistro koyduk, havalı olduk.” diyen lokanta ya da cafelerin kullandığı bu terim, Fransızca bir sözcüğü andırsa da aslında Napolyon ve arkadaşlarınca Rusya’dan devşirilmiş olup, Rusça’da “bystro”= hızlı’dan kaynaklanıyor.
Barbekü=17. yüzyılda Kuzey Amerika’ya yerleşen Read the rest of this entry »

Şemsipaşapasajındadilibüzüşesiceler !

Dilleri kurcalayalım diye bir kategorimiz olur da, Türkçe’mizin ilginç örneklerini ve rekorlarını kurcalamaz mıyız ?

En uzun kelime: muvaffakiyetsizleştiricileştiriveremeyebileceklerimizdenmişsinizcesine
(-En uzun kelime için açıklama: Kötü amaçların güdüldüğü bir öğretmen okulundayız. Yetiştirilen öğretmenlere öğrencileri nasıl muvaffakiyetsizleştirecekleri öğretiliyor. Yani öğretmenler birer muvaffakiyetsizleştirici olarak yetiştiriliyorlar. Fakat öğretmenlerden biri muvaffakiyetsizleştirici olmayı, yani muvaffakiyetsizleştiricileştirilmeyi reddediyor, bu konuda ileri geri konuşuyor. Bütün öğretmenleri  Read the rest of this entry »

Anastas keten etek satsana

Yahu ben tersten okununca aynı olan cümlelerden bir Anastas’ın mumlu versiyonunu, bir de Ey Edip Adana’da pide ye’yi bilirdim, meğer güzel Türkçe’mizde daha ne çok güzel ve anlamlı terslikler varmış, buyrun :

Adamla çene çalma da.
Aç raporunu koy, okunur o parça.
Al Azmi, imzala.
Ali, tanışın: Atila.
Al kasada sakla. Read the rest of this entry »

O.K.

Gündelik hayatta Türkçe’mize dahi sızmış olan,  “tamam”, “anlaştık” gibi terimleri ifade etmek için kullanılan, “okey” şekilnde söylenen ve üzerinde efsaneler yaratacak kadar çok yorum yapılan bu deyimin aslı, İngilizce’de “herşey yolunda” anlamına gelen “all correct” ‘in söylenirken çıkarılan seslerin başharflerinden (oll korrekt) oluşmaktadır ve ilk olarak 1839 yılında A.B.D.’de bir gazetede kullanılmıştır.

16 dil bir arada

Eğer yabancı dillere merakınız varsa, biraz da ingilizce biliyorsanız Türkçe dahil 16 dilin temel cümle yapıları, sayılar, günler, örnek cümleler hatta bazılarında ciddi bir temel oluşturacak kadar bilgiye Indo-European Languages sitesinden ulaşabilirsiniz, bakmakta yarar var, TV karşısında vakit geçireceğinize kendiniz için iyi birşey yapmış olursunuz.

İsimlerin anlamları

Çok kullandığımız bazı Arapça isimlerin anlamları ilginç geldi: Ahmet, övgüye değer; Ayşe, canlı ve iyi; Fatma, kaçınan, uzak duran; Halil, arkadaş; Leyla, gece; Nedim, sofra arkadaşı; Talat, şanslı,talihli; Tarık, kapıya vuran; Abdül, uşak demekmiş. (Yani Abdül Tarığa bir bakıver dediğimizde, uşağım biri kapıyı çalıyor, bir zahmet açıver demek istemiş de olabiliriz)
Bir de çok duyduğumuz İngilizce isimlerin anlamlarını kurcalayalım, onlar da oldukça eğlenceli: Alfred, barış (O zaman niye Nobel barış ödülü veriyorlar, al sana bir Alfred Nobel deseler olmaz mı yani); Clinton, zirvede yerleşim (acaba başkan olmadan soyadını mı değiştirdi, yoksa alın yazısı mı); Edgar, kutsal mızrak; Graham, gri ev (Acaba Graham Bell bir kızılderiliydi de onu “gri evin zili” diye mi çağırıyorlardı); Oscar, Tanrının mızrağı (Bu ödülü alanlar çok sevindirik olup, ellerini kollarını sallıyor, inşallah Oscarlarını seyircilere denk getirmezler); Brenda, kılıç; Howard, cesur yürek; Henry, evin reisi demek iken,

Graham BellUrsula Andress

Latince kökenlilere bakmazsak olmaz: Caesar (bildiğimiz Sezar), kıllı demekmiş (tüm karizma gitti işte); Candice, beyaz; Cecil – Sheila, kör (acaba doğuştan kör olanlara koydukları bir isim mi?); Dexter, sağlak; Francis – Frank, Fransız; Justine, adil,dürüst; Mercedes, merhamet (meğer o kaba baskıcı görüntüsünün altında masum bir yürek taşıyormuş); Paul, alçak gönüllü (çok eski bir Amerikalı müdürüm prematür doğmuştu herhalde, çünkü gönülsüz bir alçaktı); Romeo, Romalı (Kusura bakmayın, Romeo Perihan demeden edemeyeceğim);

Romeo ve Jülyet

Romeo & Juliet

Rufus, kızıl; Ursula – Orson, küçük ayı (Orson Welles, doğuştan iri yarıymış galiba ama Ursula Andress’in herhalde babaannesinin adıydı); Silvia, odun dersek ayıp olur ağaç, koru falan diyelim ve artık kabak tadı veren bu konuyu, Orson Welles’e de gereken saygıyı göstererek burada kapatalım.

Orson Welles