Terli düşünceler (ya da transpirasyonun inspirasyonu)
Terlemeyi seviyor musunuz ? Alışmaya başlasanız iyi olur, terleyeceğimiz günler yaklaşıyor. Pek çok insan terlemekten şikayetçidir ama, evrimin biz insanlara bağışladığı en güzel yeteneklerden biridir terlemek. Kurcalama.com yazarlarından biri olarak araştırmacı blogculuk örneği vererek sauna ziyaretlerimden birinde yanıma çiğ bir yumurta aldım. Sauna 90 dereceye ısıtılmıştı. 15 dakika sonra yumurta taş gibi oldu. Ben olmadım. Neden? Çünkü terleyebiliyorum. Yumurtanın vücut ısısını sabit tutabilmesi için kütlesiyle orantılı bir hesapla 3,5 ml. ter atması gerekiyordu. Ama yapamadı. Yumurta kendi başına zaten hiç bir şey yapamaz, kendi kabuklarını bile kendi soyamaz.
Terlemek çok etkili bir serinleme yöntemidir.Üstelik taze ter hiç kokmaz. Yoksa saunalarda kimse 10 dakika bile dayanamazdı herhalde. Terlemek konusunda düşünceler üretebilmemiz bile bu mükemmel klima aygıtı sayesinde. Çünkü beynimiz aşırı ısınmadığı sürece işleyebiliyor, sıcaklığı normal ısısının 3 derece üstüne çıktığı anda su kaynatıyor.
“Hayvanlar gibi terlemek”, ya da “Yemezler, hayvan terli” terimlerini kim icad ettiyse de fena halde faka basmış, çünkü hayvanların içinde “terliyor” diyebileceğimiz kadar terleyen hayvan yok! Atların vücudu parlar ama, öyle aman aman terlemezler, köpekler dillerini çıkararak serinler, zavallı balıklar ise terlemeyedikleri için çok utandıklarından sudan çıkamazlar.
Peki ya hayvanların kralı denen aslan? Onun da klima tesisatı yok. Kısa bir süre bir antilop kovalasın, hemen harareti çıkar ve dinlenmek zorunda kalır.
Buna karşın insanın seçme şansı var. Yorulduğunda dinlenebilir ama buna mecbur değildir. Parıl parıl parlayan güneşin altında , bir açıkhava restoranında oturup kendimize bir antilop bifteği ısmarlayabiliriz. Yani işi bu kadar ilerletmiş durumdayız. Beslenme zincirinin en tepesinde yer almamızı da terleyebilmemize borçluyuz.
Terlemek sadece Santigradımızı değil Santimetremizi de etkilemekte. Birinin kokusunu iyi alıp alamamamızı ikinci tür ter bezlerimiz belirler o da kıllarımızın altındakilerdir. Terimizin uzun süre kokmamasını sağlamak için vücudumuzun en çok terleyen bölgelerinde kıllar vardır. Kafamızda, koltukaltlarımızda, bacaklarımızın arasında. Birinin kokusunu aldığımızda onun genetik kaynak kodunu da algılıyoruz. Diyelim ki bir büyükanne, yeni doğmuş torununu henüz görmemiş ve koklamamış olsa dahi, hastanenin yenidoğan bölümünde kendi torununa ilk giydirilen kıyafetlerin hangileri olduğunu koklayarak anlayabilir-çılgınca geliyor insana değil mi?

Terlememizle aslında gurur duymamız lazım ama onun yerine ne yapıyoruz ? Deodorantlar, parfümler alıyoruz. Parfümün içinde neler var? Mesela amber. Nedir amber? Kaşalot kusmuğu. Mesela misk. Nedir misk? Misk geyiğinin başka bir salgısı! Biraz daha kesin bir dille: idrarı ! Bunlar parfüm sanayiinde kullanılan hayvansal salgılardan sadece ikisi. Özetleyecek olursak:İnsanlar koltukaltlarının insan gibi kokmasından utanıyorlar ve bir geyiğin apışarası gibi koktuklarında daha çekici olduklarına inanıyorlar. Acaba geyik muhabbeti dediğimize geyikler ne diyordur ?
