Archive for March, 2007

Çanakkale içinde aynalı çarşı…

Okuduğum okulda sayısalcı olduğum için Kenan Evren’in resmini görsem tanırım da Anzaklar Japon muydu Çinli mi uzaktan pek çıkaramadım ama abicim biz Türküz ya, bizim kanımız bu vatana helal olsun yani…
Burası neresi, bunlar kim, biz kimiz, bu ne biçim gençlik, bu ne biçim eğitim sistemi, bu ne biçim ülke, bu ne biçim vesaire vesaire…
Kayseri’de yerel bir TV kanalı, Çanakkale savaşıyla ilgili ilkokul düzeyindeki sorularla gençliğe öyle bir ayna tutmuş ki, söylenebilecek tek şey:
Hepimizin kafasına 250.000 tane taş düşşün!

YouTube Preview Image

Çöpleri dogru ayırarak para biriktiriniz !

Böyle diyor Almanya’nın Nürnberg belediyesi Türk hemşehrileri için Türkçe olarak hazırlattığı broşürde. Devamen de ekliyor : “Her çöp bir değldir. Herkes, çöp kaldırma masraflarının mümkün olduğu kadar düşük tutulmasına katkıda bulunabilir. Gri bidonlara atılan sair çöp dediğimiz çöpler kiracılara pahalıya malolmaktadır. Hanesinde fazla miktarda çöp üretenlere yüksek fatura gelmektedir. Kağıttan tutun da yemek artıklarına ve eski elbiselere varıncaya kadar bütün atıklarını aynı yerde biriktirenlerin sair çöpleri fazla olduğundan çöp masrafları da yüksek olmaktadır. Bunun önüne geçmek için Nürnberg Belediyesi ile bazı alışveriş yerleri imha olanakları sağlamaktadırlar. Ancak bu durumda dikkat edilecek husus: Kararlı olarak çöp ayırmadır.”

Almanların bu çöp ayırma işini ciddiye aldıkları bir gerçek, ancak bunu kararlı olarak yapıyor olmaları, onları “dünyayı endüstriyel atıklarla en fazla kirleten 4. ülke” konumundan kurtarmıyor. Bu durumda da halkta çöp ayırma bilincini geliştirme birhayli yapmacık ve insanları oyalama çevreciliği gibi duruyor. Ama bu Almanların bazı durumlarda işi abarttıkları da bir gerçek. Bakınız şekil 1a :)

şekil 1a

Görsel Sözlük

Bir zamanlar bir kampanya vardı: “İngilizce’de ülkemize hindi denmesin, bizimle alay ediliyor, gururumuz kırılıyor, bundan böyle bize Türkiye densin” şeklinde özetleyebileceğimiz. Bunu başarmak bence imkansızdı, nitekim başarılı da olmadı. Ama Çinliler Pekin’i çeşitli zorlayıcı önlemlerle Beijing’e çevirmeyi başardılar. Demek ki biz yeteri derecede azimli değilmişiz. Her neyse konumuz bu değil. Konumuz aşağıda “turkey” yazınca karşımıza çıkan örneğini gördüğünüz bir sözlük ve thesaurus (aranan sözcükle doğrudan ya da çağrışım yoluyla ilgili sözcük öbekleri) sitesi. Maalesef şimdilik İngilizce ama fikir çok güzel. Sözcükler arasındaki ilşkileri sinir sisteminden esinlerek görsel bağlantılarla anlatmasının yanısıra, renklerle de o sözcüğün isim, sıfat, fiil, zıt anlamlısı gibi bilgilerini de veriyor. Princeton Üniversitesi öğrencileri ve dil araştırmacıları tarafından oluşturulan Visuwords™ açık veritabanı üniversitenin ağını kullanıyor ve ücretsiz. Özellikle yazarların en uygun sözcüğü ararken işlerine çok yarayacak bu görsel aracı denemek için resmin üstüne tıklamanız yeterli…

Türkiye

Herkes internette ne arıyor?

Ülkelerin, diğer ülkelerle göreceli konumlarını saptamaya çalışan istatistikler vardır. Kişi başına düşen gayrisafi yurtiçi hasıla, kişi başına düşen ev ve cep telefonu sayısı ya da kişi başına düşen doktor sayısı v.b. gibi kriterler kullanılır. Google da internet kullanıcılarının neleri araştırdıklarını ya da en çok nereleri ziyaret ettiklerini gösteren istatistikler yayınlıyor. Google Zeitgeist (zamanın ruhu) her ay o ülkenin gündemini diğer bir deyişle internet kullanıcılarının ruhunu okumaya çalışır. Geçenlerde biraz da haksız yere çocuk pornosuyla anılan ülkemiz bakalım Şubat ayında internette en çok nereleri kurcalamış. Diğer ülkelerdekilerin gündemi neymiş:

1. kral oyun
2. izlesene
3. gazeteler
4. yonja
5. ssk

Görüldüğü gibi internette oyun oynamayı ve video seyretmeyi, sohbet etmeyi pek seviyoruz. Tüm listeye sondaki bağlantıdan bakabilirsiniz, arada gazeteler, futbol, iddaa vs.nin yanında 15.sırada rüya tabirleri var desem yeterli olur sanırım.

İlginç olan Tayland’la gösterdiğimiz yakınlık. Onların sıralaması şöyle:
1. Oyun
2. Harita
3. Falcılık
4. Müzik
5. Çizgi film.

Ruslara gelince, sanki bir eğitim furyası başlamış:
1. Kurs, seminer vb gibi yollarla kişisel eğitim
2. Hafta sonu kreşi (eğitimlere hafta sonu gidince çocukları bırakacak yer arıyorlar anlaşılan) 3. Devlet diplomaları
4. Seminerler
5. Yöneticilik eğitimi
6. İş ve kariyer siteleri
7. Kurumsal eğitim
8. Eğitim kurumları
9. Hazırlık kursları
Gerçekten çok ilginç, 13.sıradaki fal ve 10.sıradaki fotoğraf dışında ilk 15′deki herşey eğitimle ilgili.

Norveç’dekiler ise eğitimlerini önceden tamamladıkları için tamamen boş şeylerle uğraşıyorlar:
1. (hala ne buluyorlarsa) Britney Spears
2. Manchester United
3. TV dizisi one tree hill
4. High School Musical isimli Disney filmi
5. Müzik

Ama gene de Korelilerden iyiler. Kore’nin ilk onu tamamen seksi modeller, kadın oyuncular, gene kadın film artistleri ve kadın spikerler ve onların skandalları vs. Demek ki orada da bir avuç insan magazin gündemiyle tüm ülkeyi meşgul ediyor.

Yunanistan’da ise ilk 15′in yarısı müzikle ilgili:
1. Türkiye’de CNBC-E’de oynayan Prison Break dizisi
2. Şarkıcı Fergie
3. Honda (herhalde yeni bir modeli çıktı)
4. Rapçi eminem
5. Eurovision şarkı yarışması

Almanlar biraz sıkıcı:
1. Yol haritası
2. Wikipedia
3. Telefon rehberi
4. Paris Hilton
5. Sohbet

Son olarak da Avustralya’ya bakalım:
1. Telefon rehberi
2. Oyunlar
3. Geçenlerde ölen Anna Nicole Smith
4. Hava durumu
5. Oyunlar

Siz de zaman zaman zamanın ruhunu (40 ülkede ve 1 ay geriden) yakalamak isterseniz buradan Google Zeitgeistı inceleyebilirsiniz.

Onların işi çok zor

Bizdeki kapkaççılar yatıp kalkıp mesleklerini burada icra etme ayrıcalığına sahip olduklarına şükretsinler. Dövüş sporlarının anavatanı Japonya’daki “meslekdaş”larının işi çok zor. Gerçekten çok zor.

YouTube Preview Image

-Nerelisin hemşerim? -Göreceliyim.

Ülkelerin adları, ülkelere göre farklı biçimde söyleniyor. Maalesef bunun en yaygın örneklerinden biri, güzel Türkiye’miz ve İngilizce’de hindi anlamına da gelen “Turkey”. Neyse ki işin beteri var. Deniz seviyesinden aşağıda yaşayan Hollandalılar ülkelerine “Nederland” yani Alçak/Düşük Ülke diyorlar. Geçenlerde California’nın adının aslını öğrenince bu konuyu biraz da şehirler açısından kurcalamaya karar verdim :
Bölge genelde çok sıcak olduğu için zamanında şehre İspanyolca’da “caliente forne” yani “sıcak fırın” denmiş. Eh, oralarda pek çok şehir ismi zaten ya İspanyol asıllı veya kızılderililerin orijinallerinden kopya (Ohio, Alabama), ya onu kuranların gurbet hasretiyle verdikleri isimlerden (New York, New Amsterdam …) ya da Temel ve Dursun’un A.B.D. maceralarından arta kalan isimler değil midir? (Kara Lahana _Carolina_… Laz ve Gaz, Arkan Saz)
Peki ya bizdeki şehir isimleri; örneğin neden şehir merkezi itibariyle denize kıyısı, il sınırları itibariyle de denizle hiç bir alakası olmayan şirin ilimizin adı Denizli’dir? Çünkü Türkiye’de denize kıyısı olmadığı halde en fazla su kaynağına sahip olan il olduğu için hiçdeğilse isminde sıvıyı çağrıştıran birşeyler bulunsun denmiş (Susurluk da denebilirdi). Böylesi bir yaman çelişki, Metin Üstündağ’ın bundan en az 15 sene öncesinin hiç unutamadığım esprisini aklıma getiriyor : “Neden Bolu’da tek U var?”
Ülkemizde pek çok şehir ismi, eski Helen ya da Roma uygarlığından (Smyrna_İzmir, Attaleia_Antalya, İconium_Konya, Cesarea_Kayseri, Hadrianopol_Edirne), eski Türk beyliklerinden (Karaman, Ardahan), yerel kahramanlardan (Diyar-ı-Bekir), ya da evrensel çizgi kahramanlardan (Batman) kaynaklanmakta(!).
Şehirlerle ilgili bir diğer ilginç nokta, şehir adlarının da ülkesine göre değişik biçimlerde söyleniyor olmaları. Aslında en doğrusu Beijing’lilerin yaptığı şekliyle;
“Ya benim söylediğim gibi Beijing’i kabul edersiniz, ya da hiç bir resmi yazışmayı kabul etmeyeceğiz” deyip şehirlerinin adını batı dünyasının uydurması “Pekin” ‘den kurtarmaları gibi olmalı derim. Aynı şekilde İstanbul için hala Konstantinopolis’te ısrar edenleri vazgeçirmeye çalışmamız gerekir diyordum ki İzlanda’da İstanbul’a “Mikligardur” dendiğini öğrenince sadece “breh” diyebildim. isaret
Bir diğer örnek de, bir şehrin isminin başka bir ülkedeki insanlar tarafından kendi aralarında farklı biçimlerde kullanılması. Örneğin A.B.D.’nin başkenti, ülkemizde sadece Cumhuriyet gazetesinde (bence de bizim yazım kurallarımıza göre doğrusu olan) Vaşington olarak yazılmakta. Hadi biz bunu uluslararası boyutta ele aldık, peki bir şehrin kendi hemşehrileri arasında farklı şekillerde kullanılmasına ne diyeceğiz. En iyi örneklerden biri Cenova. Şehrin Almanca konuşanları, şehirlerarası bir otobüste yanına oturup “nerelisin hemşerim” diyen birine “Genf’liyim” derken Fransızca konuşanları “Genéve” demekte.
İşin içine biraz da hayalgücü katarak bir de şöyle bir senaryo yazalım: Diyelim ki İspanyolsunuz ve memleketten çıkıp Almanya’nın Aachen şehrine karayolundan gideceksiniz. İspanyolcada bu şehrin adı “Aquisgrán” dır. Sınırı geçtiniz, geldiniz Fransa’ya. Bu ülkede ise Aachen şehri, “Aix la chapelle” olarak geçiyor. Yolunuzu kaybeder de İspanyolca bilen ve bunu belli etmekten çekinmeyen bir Fransız bulabilirseniz şanslısınız. Belçika’ya geçip de “Aken” dedikten sonra artık işiniz epey kolaylaşmıştır. Göreceli yolculuklar dilerim.