Norman Foster mimarisi
Olağanüstü Yapılar kategorisi için düşündüğüm şeylere bakınırken karşıma hep aynı isim çıktı. Bugün 72 yaşında olan ama yüksek teknoloji gerektiren modern yapıların ruhu genç İngiliz mimarı Norman Foster ve şirketi Foster & Partners. 1983′den itibaren topladığı ödüllerle 1990′da Sör ünvanını, 1999 yılında da mimarlığın Oskarı sayılan Pritzker ödülünü kazanmış.
Londra, Berlin ve Singapur ofislerinde 500 den fazla çalışanıyla, New York’un yeni ikiz kulelerinden yeni Wembley stadyumuna, Kazakistan’daki Barış ve Uzlaşı sarayından (bir Türk şirketiyle ortak proje), Hong Kong ve Londra havaalanlarına kadar yüzlerce önemli işe imza atan mimarlık şirketinin hangi işini tanıtacağıma karar veremedim. En önemli özellikleri yüksek teknolojili yapı elemanlarıyla, iç mekanları kolonlarla bölmeden ferah, aydınlık ve çevre dostu tasarımları.
Bunlardan birini tanıtarak yazıya başlayalım. Artık Londra’nın sembolleri arasında gösterilen ve gökdelenlere karşı olanların görünümünden dolayı “turşuluk hıyar” dedikleri (nedense bana da pırlantalarla işlenmiş nükleer başlıklı bir füzeyi çağrıştıran), 41 katlı ve 180 m yüksekliğindeki, “Swiss Re” sigorta şirketinin merkez binası aslında Londra’nın ilk çevre dostu gökdeleni. Ortaya doğru genişleyen aerodinamik yapısı ve camla kaplı cephesi sayesinde, klasik dikdörtgen gökdelenlerle karşılaştırıldığında büyük sıkıntı yaratan rüzgar koridorlarını engellemesi, doğal ışıktan ve havalandırmadan daha fazla yararlanması gibi faktörlerle binanın enerji tüketimi % 50′ye varan oranlarda azaltılmış.
Aslında binanın spiral şekli de salatalıktan çok, doğaya uyumlu gözükmesi için bir çam kozalağını andırmakta. İç mekan alanı brüt 76000, net 42000 m2 olan binanın 24000 m2 lik dış cephesinde 5500 adet cam panel kullanılmış. Cephedeki diyagonal geçiş, üçgenler oluşturarak birbirine kenetlenen çelik elemanlarla mümkün kılınmış böylece iç mekanlarda kolon kullanmadan ferahlık sağlanmış. Cephedeki spirallik içeride de devam ediyor ve tüm katlarda yer alan spiral atriumlar her katta 5 derece dönerek üst kata çıkıyor ve ışıkkuyusu adı verilen bölmelerle doğal havalandırmaya yardımcı oluyor.
Her 6 katta bir oluşturulan bahçeler hem hareket halindeki havayı temizlemeye yardımcı oluyor, insanlara huzurlu bir dinlenme ortamı sağlıyor hem de yangına karşı binayı güvenli bölgelere ayırmış oluyor. Ayrıca binanın dışındaki çift camlı cephe ile ofislerin camları arasında kalan boşluk, ısıtma ve soğutmayı gerektirmeyen bir tampon oluşturuyor ve ofislerde kullanılıp atılan havayla ve gökdelenlerde olmayan bir şekilde hava şartlarına göre açılabilen dış cephe camları ile mevsime göre havalandırılıyor. 
Binanın en tepesindeki kat ise bir lokanta olarak hizmet veriyor ve tüm şehrin 360 derecelik bir manzarasını sunuyor. Son olarak binanın geçen sene başka bir sigorta şirketine 600 milyon Pound’a (yaklaşık 1.6 milyar YTL) satıldığını ekleyelim.


March 6th, 2007 14:29
[...] Beton ve çeliğe sıradışı bir estetik katan ve devasa mimari projeleri bir şekilde çevreye uyumlu hale getiren İngiliz mimar Norman Foster’in kısa bir tanıtımını önceki yazıda yapmıştık. Şimdi de Fransa’nın İspanya sınırına yakın Millau vadisinde, tasarımını Michel Virlogeux, mimarlığını kendisinin yaptığı dünyanın en yüksek viyadüğüne bir göz atalım. [...]
September 5th, 2007 10:47
yaptıgınız calsıma gercekten olagan ustu bı calsıma
ınsalah da ha ıyılerını yaparak dunya
gozdesı olmaya devama edersınız ben bi işletmeci olarak cok begendım harıka bır tasarım ıyı calsımalr
April 28th, 2009 07:21
Kurcalama » Norman Foster mimarisi great article thank you.