Archive for January 30th, 2007

Dünya-Güneş-Diğerleri: Samanyolu sütle dolu

Berkant’ın meşhur Samanyolu şarkısı “Sen kalbimin mehtabısın güneşisin” der, gezegenleri hiç kurcalamadan ruhlar alemine dalar. Aslında ne şarkının samanyoluyla ne de samanyolunun samanla alakası vardır. Beyaz toz bulutunun süte benzemesi dışında ingilizcedeki “Milkyway”in de ne sütle ne de süt yoluyla ilgisi vardır. Bu yazının amacı da, milyarlarca galaksiden biri olan samanyolu galaksisinin içindeki 200 milyar yıldızdan biri olan güneş ve güneş sistemindeki dünyamızın da, değil samanlıktaki bir iğne, ancak bir toz zerresi büyüklüğünde olduğunu göstermek. Dolayısıyla bizlerin de evrendeki yerinin bu toz zerresini oluşturan en minik birim olduğunu düşünürsek, gelin biraz ufkumuz ve ötesi turuna çıkalım ve günlük dert, tasa vesaireyi fazla büyütmeyelim.

Dünya

Pluton yaramazlık yapıp gezegenler sınıfından atılınca en küçük gezegenimiz Merkür oldu artık. 60 milyon km.lik mesafesiyle güneşe en yakın gezegen olan Merkür’de zaman hiç akmıyor sanki, 1 Merkür günü 180 dünya gününe eşit. Dünyanın kızkardeşi gözüyle bakılan Venüs’ün güneşe uzaklığı 110 milyon km ve %95′i CO2‘den oluşan yoğun atmosferinin güneş enerjisini tutması yüzünden 465°C lere varan yüzey ısısıyla pek bir ateşli…Dünyanın güneşe uzaklığı ise 150 milyon km., diğer bir deyişle 8 ışık dakikası ve güneşin çapı dünyanınkinin yaklaşık 110 katı büyüklüğünde. Ayrıca Google’ın geyik sorusundaki gibi dünyaya en yakın yıldız olan güneşin merkezdeki ısısı 15 milyon °C dır. Mars’ın ilginç yönü ise 24,5 saatlik 1 günüyle dünyaya en yakın gün süresine sahip olması.
Jüpiter

Güneş sistemindeki en büyük gezegen olan Jüpiter pek bir heybetli. Dünyanın çapı 12.750 km. iken Jüpiterinki 143.000 km. Satürn ise kelimenin tam anlamıyla bir başka “alem”. En havalı gezegenimiz olan Satürnü imkanımız olsa da okyanusa bıraksak, sudan hafif yoğunluğuyla batmadan yüzebilirmiş.

Güneş

Üstteki resime bakıp güneş ne kadar da büyükmüş diyorsanız daha bir şey görmemişsiniz demektir.
Arcturus

Alttaki resimlere baktığınızda aslında güneşin ne kadar trışkadan bir yıldız olduğunu farkedeceksiniz.

Antares

Gökyüzünün en parlak 15. yıldızı olan Antares gerçek bir dev yıldızdır. Güneşle dünyanın merkezleri arasındaki mesafeye (yaklaşık 150 milyon km) 1 AU (astronomik birim) denmektedir. Antares’in çapı 3.8 AU dur. Dünyadan yaklaşık 600 ışık yılı (1 ışık yılı= 63.241 AU) uzaklıktaki bu yıldızın güneşten 60.000 kat daha parlak olduğu tahmin ediliyor. Ayrıntılar için Vikipedi‘ye bakabilirsiniz. Ne var ki ilk 5 in yanında Antares’in esamesi bile okunmuyor.
Pistol

Gerçek bir “star ışığı” olan bilinen en büyük yıldız VV Cephei’nin büyüklüğünü algılamakta zorluk çekeriz. Hemen şurada güneşle karşılaştırılması var.
VV Cephei
VV Cepheinin kapasitesi güneşin tam 20 milyar katı. Büyüklüğü de güneşin 1900 katı, dünyanın 290.000 katı. Ama o da samanyolu içindeki 200 milyar yıldızın içinde görünmüyor bile. Aşağıdaki resim ölçeğinde VV Cephei yıldızı, ancak 1 pikselin 1/ 1.7 milyonundan küçüktür… Yazının başındaki samanyolu konusuna dönüp samanlıktaki toz zerresi olan dünyamıza şimdi bir de alttaki resimden bakalım, bu da sözün bittiği yer olsun…
Samanyolu Galaksisi

Bu kadar yazdık çizdik, şimdi de gezegen ve yıldızların çaplarının karşılaştırıldığı bir videoyla konunun özetini çıkaralım.

http://video.google.com/videoplay?docid=-3974466981713172831

Evrim Harikası Hayvanlar

Develer gerçekten de canlıların yaşadıkları ortama uyum sağlamalarının harika birer örneği, tepeden tırnağa çölde yaşamak üzere programlanmışlar. Öncelikle develer hörgüçlerinde su değil, yağ depoluyorlar, çünki vücut ısıları çok yüksek (41 derece) olduğu için az terleyen bu hayvanların su kaybı da minimum düzeyde. Dolayısıyla uzun çöl yürüyüşlerinde öncelikli ihtiyaçları su değil enerji…o da depodaki (hörgüçteki) yağdan karşılanıyor. Peki vücut ısısı bu kadar yüksek bir hayvana buz gibi suyu içirmek mi, hendek atlatmak mı daha zor? Buyrun :

YouTube Preview Image

Demem o ki, yük taşıyıp çalıştıklarında 1 hafta, çalışmayıp dinlendikleri zaman 2 hafta susuz yaşayabilen bu mucize hayvanların asıl sırları, vücut ısılarının yüksek olmasından geliyor (terlemeye başlayana kadar vücut ısılarının 40 dereceye ulaşması gerekiyor). Üstüne üstlük su kaybını azaltmak için, verdikleri nefesteki nemi bile geri alma yetenekleri var! Geceleri uyurken burunları, verdikleri nefesteki nemi geri alıyor. Serinletme sistemleri bununla da bitmiyor; sırtlarındaki kıllar güneşten korumak üzere çok sık ve kalın, buna karşın karınlarındakiler ise ince ve seyrek olduğu için vücut ısısını aşağıdaki gölgeye veriyor böylece yansıma azalıyor. Hele bir de develer geviş getirirken uzun kirpiklerinin arkasından öyle melul melul bakarlar ki, doyum olmaz. Bu uzun kirpikler de boşuna değil tabii; çöllerde sık sık çıkan çöl fırtınalarında gözlerini daha iyi korumak için!