Beşame Mucho

En olmadık yemekleri bile yenilebilir kılan, sebze sevmeyene sevdiren, fırın makarnayı tepsisiyle bitirme hezeyanlarına kapılmamıza sebep olabilecek beşamel denen, insanlığın dünyaya en güzel katkılarından biri olan sos vardır. Tarifi için yemek kitaplarını ya da interneti  karıştırdığınızda üç aşağı beş yukarı tereyağı, un, tuz, süt bileşiminin pişirilip, ılındıktan sonra lezzetlendirilmesi hedeflenen yemeğe katılması olarak özetlenebilecek bu sosun adı neden beşameldir de mesela profiterol değildir ?

bechamel
İnsanlığın pek çok icadı gibi bu sosun adı da mucidinden geliyormuş (henüz adı ya da soyadı Profiterol olan birine denkgelmedim, bu da başka bir kurcalama konusu olabilir). Efendim, kahramanımız 18. yüzyılın başlarında güneş kral Louis XIV. zamanının saray ahçıbaşısı olan Louis de Bechamel imiş. Kendisi daha sonra Marki ünvanına layık görülüp Marki de Nointel adıyla da tarihe geçmiş. Yazdığı yemek kitabında tariflerini, düzyazı değil de şiir biçiminde vemiş. İşine bu kadar sevgiyle gönlünden, göbeğinden bağlı Bechamel ustanın kendi adını verdiği tarifi, yazıya şiirsel olarak nasıl dökmüş olabileceğini düşündüm de, ortaya şöyle bir manzum eser çıktı :

eritirim tereyağını çıkarken yola,
kavururum unu girerler kol kola,
karışınca bu sos için süt ile tuz,
eklerim yemeğe, dökmem sağa sola :P


Leave a Reply