Mona Lisa tebessümü
Paris’teki Louvre müzesinde sergilenen Mona Lisa (yahut La Joconde)
adlı ünlü tabloda, Leonardo da Vinci’nin, Mona Lisa del Giocondo adlı hanımı tasvir ettiğine uzun süre inanıldı. Ancak bu hatanın sebebinin İtalyan sanat tarihçisi Vasari olduğu düşünülüyor. Leonardo’nun ölümünden 30 yıl sonra 1550 yılında resimden ilk bahseden kişi olan Vasari, Leonardo’nun Floransa’lı tüccar Francesco del Giocondo’nun karısı olan Mona lisa del Giocondo’nun çok güzel bir portresini yaptığını iddia etmişti. Leonardo aslında gerçekten de tüccar del Giocondo’nun resmini yapmıştır ancak bu eser şimdi kayıptır ve muhtemelen karısının da portresini yapmıştır, ama o da kayıptır.
Zaten Vasari’nin Giocondo’yu tarifinden de bambaşka bir tablodan bahsettiği anlaşılıyor : “Kalın kaşlar” (hiç mi kalın kaş görmedik), “tamamlanamamış bir eser”, gibi. Buna karşın asıl resmin karakteristik özellikleri olan, çok zarifçe kavuşturulmuş ellerden, yumuşak bakışa karşın fondaki vahşi manzaranın tezatından hiç bahsetmemiş. Muhtemelen Vasari, dünyanın belki de en ünlü portesi olan bu tabloyu hiç görmemiştir bile.
Peki kime ait bu gizemli bakış? Leonardo’nun yaşadığı yer, dönem, çevresi gibi kriterler gözönüne alındığında bütün işaretler, Napoli kralının torunu, ve Milano kontu’nun dul eşi kontes Isabella d’Aragon’u (1470-1524) göstermekte.
![]()
Kendisi de aynı Leonardo gibi 15. yüzyılın sonlarında Milano Sarayı’nda yaşamıştır. Dolayısıyla, saray ressamı Leonardo’nun, sarayın kontesinin resmini yapmamış olması şaşırtıcı olurdu. Hatta muhtemelen birden fazla defa yapmıştır. Çünki şu anda Louvre’da sergilenen resme ait (ondan birkaç yıl önce yapılmış olan) iki de eskiz mevcuttur. Leonardo, Milano’dan yüzlerce kilometre uzaklıktaki Floransa’lı bir tüccar eşinin resmini, üzerinde defalarca eskiz çalışmaları yapacak kadar önemsemesi mümkün görünmemekte.
Tüm bunlara bir de tuz biber olarak, Isabella’nın tanımlanmış diğer portreleri ile “Mona Lisa” ‘daki yüzü karşılaştırırsanız, benzerliği gayet net olarak görebilirsiniz.
Gelelim sanat tarihçileri ile estetik cerrahi uzmanlarının bu tablodaki diğer bir ayrıntı hakkındaki ilginç bir tespitlerine:
Bu ünlü gülümseme pek doğal görünmüyor, arkasında ağız, diş veya çene dokularını ilgilendiren bir problem olabilir mi? Arkeologlar, Isabella’nın kafatasını incelediklerinde, dişlerinin simsiyah olduğunu ve siyah tabakayı çıkarabilmek için diş minelerinin kazındığını tespit ettiler. Dr. Filippo Surano adlı İtalyan bir doktor da gülüşün doğal olmadığını, bunun sebebinin de mental strese bağlı aşırı diş gıcırdatma ve diş sıkma (Bruxizm) alışkanlığından kaynaklandığını iddia etmiştir. Surano’ya göre uzun süre bu gülümsemeyi koruyarak poz vermeye çalışmak, gıcırdatmayı tetiklemiş olabilir. “Meşhur olmanın da o kadarcık bedeli olsun değil mi yani ?” mi demek gerekir bu durumda?

Ama önce meşhur tabloya sonra da aşağıdaki diş gıcırdatma mağduru ağıza bir baktığımda, sanki zamanında, “Mona Lisa” ‘nın etrafındakileri
-Espri yapmayın gülerim haaa….! diyerek tehdit etmiş olabileceğini düşünmekten de kendimi alamıyorum.

