Asılmayalım, depoya gider.
Ülkemizde ölüm cezası kaldırılmış olsa da, pek çok ülkede halen geçerliliğini korumakta. Birtakım ülkelerde, asılarak idam etmenin yerini iğne zerki gibi daha steril görünen yöntemler alsa da (aslında ne kadar büyük bir tezat değil mi, “steril ölüm iğnesi”, peki o iğneyi yapan cellat, iğnenin steril olup olmadığını kontrol ediyor mudur? Steril değilse, “yahu şunun steril olanından verin, adamcağız mikrop neyin kapmasın giderayak” dendiği hiç görülmüş müdür?), modern teknikler uygulandığında, asarak idam, en çabuk ve acısız yöntemlerden biridir.
Asarak idam etmede en son geliştirilmiş yöntemin adı, “uzun düşüş” olarak tercüme edilebilecek “long drop” tur. Saddam Hüseyin’i asan Iraklıların kullandığı yöntem de budur.
Long drop yönteminde, mahkumun boyu, ağırlığı ve yapısı gözönünde tutularak, boynunun kırılması için gerekli düşme mesafesi hesaplanır. Amaç, mahkumun üzerinde durduğu kapak açılıp, ilmik boynu sıktığı anda vücudun hızlıca dönerek boynun kırılmasına yetecek tork’u (döndürme gücü) oluşturmasıdır. Bunun için 1,5 ila 2,7m. arası bir yükseklik yeterlidir.
İlmiğin büyük tutulan düğümü, mahkumun boynunun soluna, çenesinin altına yerleştirilir. Düşüşün sonunda düğüm, maruz kaldığı şok sarsıntı ile aksis denilen boyun kemiğinin kırılmasına yetecek güce ulaşır ve karşı güç ile omurilik de kopar.

Bazı durumlarda cellat, kırığın oluşumunu kolaylaştırmak için, düşmenin son anında ipi hızla yukarı çekebilir. Boyun kırılıp, omurga zarar gördüğünde, kan basıncı anında sıfırlanır, ve mahkum bilincini kaybeder. Beyin ölümünün gerçekleşmesi birkaç dakika, bunu takip eden tam ölüm 15-20 dakika alsa da ilmiğin ucundaki kişi bunların hiçbirini hissetmez.
Long drop’un ideal olarak uygulanmadığı bir durumda, örneğin düşme mesafesi fazla uzun ise, mahkum boynu koparak ölür (bu da tabii ki istenmeyen bir kan banyosuna sebep olur), ilmik doğru yerleştirilmemişse, yahut mesafe kısa ise (“short drop”) boğularak ölür. Boğulma birkaç dakika alabilir ve çok daha dayanılmaz şekilde acı veren bir olaydır. Beyne kan götüren karotid arterler ezilir, ve beyin öyle bir şişer ki, omurganın tepesine baskı yapar; Vagal sinir sıkışır, ve Vagal refleks denen olaya sebep olur (kalbin durması ve akciğerlere oksijen gitmemesi sonucu bilinç kaybı). Bundan sonra ölüm, aynı boyun kırılmasında izlediği sırayla gerçekleşir, bu da ilaveten 5 ila 20 dakika daha demektir.
Standart düşüş yönteminde ise düşme mesafesi her zaman 1,5 m.dir. Mahkum boy ve ağırlığına göre, ya boynu kırılarak ya da boğularak ölmektedir, yani mahkumun çok ya da az acı çektiği umursanmayan, ucunda her halukarda ölüm olan bir yazı-tura atışı gibidir.
Bazı ülkelerde kısa düşüş “short drop”, bazı ülkelerde de mahkumun düşürülerek değil de yukarı çekilerek (zamanımızda vinçle yapılan örneklerini biliyoruz ) idamı uygulanmakta, her seferinde mahkumlar boğularak ve/ya boyun damarlarına uygulanan baskıdan ölmektedir.
Long drop’un en “insani” yöntem olduğu konusunda adli tıp uzmanları hemfikir. Asarak idam, halen 58 ülkede uygulanmakta, bunların 33′ünde ise tek yöntem.

