Archive for December, 2006

Ameliyat önlükleri

Ameliyat önlükleri çoğunlukla yeşil ya da mavi-yeşildir. Bu renklerin seçilmesinin sebebi optik ilüzyon etkisini azaltmaktır. Belli bir renge uzun süre bakıp da sonradan başka bir fon rengine baktığınızda, fonun üzerinde ya o rengi ya da başka bir rengi görürüz. Aşağıdaki şemada mavi renkli +’nın ortasındaki küçük +’ya 20-30 saniye boyunca bakınız, sonra beyaz karenin ortasındaki +’ya baktığınızda gördüğünüz, bu etkidir.

afterimage

Deneylerle optik illüzyon etkisinin, başdönmesi ya da mide bulantısına sebep olduğu kanıtlanmıştır.

Uzun bir süre kırmızı bir nesneye bakıp, gözümüzü başka bir fona çevirdiğimizde gördüğümüz renk yeşil olmaktadır ve yine deneyler kanıtlamıştır ki, kırmızıdan sonra fon renginin yeşil olmaması, en fazla mide bulandıran kombinasyondur. (O yüzden bu yazıyı okurken klavyenizin ya da monitörünüzün başına istenmedik bir kaza gelmesin diye yukarıya farklı renklerden bir örnek koyduk.)

Sonuç olarak, bir ameliyat sırasında duruma göre uzun süre ameliyat yerindeki kan rengine bakmak zorunda kalan operatör doktor başını neşter almak, ya da bir an dinlenmek için bile kaldırıp etrafına bakındığında yeşil yahut mavi-yeşilden farklı bir renk görüp, ameliyatın gidişatını etkileyebilecek bir baş dönmesine maruz kalmasın diye bu renk seçilmiştir.

operation

O.K.

Gündelik hayatta Türkçe’mize dahi sızmış olan,  “tamam”, “anlaştık” gibi terimleri ifade etmek için kullanılan, “okey” şekilnde söylenen ve üzerinde efsaneler yaratacak kadar çok yorum yapılan bu deyimin aslı, İngilizce’de “herşey yolunda” anlamına gelen “all correct” ‘in söylenirken çıkarılan seslerin başharflerinden (oll korrekt) oluşmaktadır ve ilk olarak 1839 yılında A.B.D.’de bir gazetede kullanılmıştır.

Meat-rix

Et endüstrisi ne durumda iken nasıl bu hale geldi, etini yediğimiz hayvanlar hangi koşullarda besleniyor, tavuklar sıkış tepiş kümeslerde birbirlerini yaralamasınlar diye gagaları nasıl kırılıyor , hasta olup masraf çıkarmasınlar diye besinlerine ne kadar antibiyotik katılıyor vs. gibi konulara epeydir dikkat çekmeye çalışan bol ödüllü bu sitede, bir aralar mail olarak da ortalıkta dolaşan ve çok ilgi çeken bir çizgi film yapmışlardı :

meatrix

Bu kısa filmlerden Türkçe altyazı çevirisi bendeniz ebo tarafından yapılan birinci filmi izlemek isterseniz sizi film salonu muza alalım.

Böylece bu ve devamındaki filmlerde böyle üretim yapan et endüstrisi hakkında bilgi edinmekten, Starbucks’ın kahve kremasına hormonlu süt ürünleri koymasını protesto etmeye kadar sağlıklı beslenme konularında neler yapılıyor (ya da yapılmıyor) öğrenip, fikir beyan edip tavır koyabileceksiniz.

Altın

32- Altın sadece altın madenlerinde bulunur.

Dünyadaki altının çoğu karada değil denizde bulunur. Okyanuslarımızda yaklaşık 9 milyon ton altın yüzmektedir, bu da insanoğlunun altını işlemeye başlamasından günümüze kadar bulunmuş ve çıkarılmış altının 200 katıdır.

gold

Altının altını biraz daha kurcalayacak olursak, kuyumculuğun dışında, elektrik, elektronik ve seramik endüstrisinde kullanıldığını görüyoruz. Bu endüstriler, altın pazarının %25′ini oluşturmaktadır. Kalan büyük bölümü ile çeşitli kimyasal işlemlerden sonra yakut renkli bir cam elde ediliyor. “Purple of Cassius” adı verilen, dilimize Cassius’un Moru olarak çevirebileceğimiz bu cam, adını 17. yy’da yaşamış Alman fizikçi A. Cassius’tan almaktadır ve en çok ofis binalarının pencerelerinde yaz aylarında sıcağı azaltmada, uzay aynalarında ve kızılötesi spektrumu yansıtması için elektroskopide kullanılan cam türüdür.
Günümüzde çok önem verilen altının, tarihteki uygarlıklarda her zaman en değerli maden olmadığını görebiliriz, örneğin Güney Amerika’daki İnka’lar, İspanyol istilasından önce demir madenini hiç tanımıyorlardı, buna karşılık gündelik eşyalarının tarak, kaşık gibi metalden olanlarının tamamına yakını altındandı. Eski Mısır’da da külçe halinde daha nadir bulunduğu için gümüş, altından daha değerliydi.

Klazomenai ve zeytinyağı

Anadolu’nun en eski zeytinyağı işliği yeniden ayağa kaldırılıyormuş. İzmir’in Urla ilçesinde, antik Klazomenai kentinde bulunan işlik, İÖ 6. yüzyıla tarihleniyor.Bilinen en eski zeytinyağı işliği ise Kudüs’te.İÖ 630′lu yıllara tarihlenen bu işliğin üretim kapasitesi ve teknolojisi Klazomenai’dekine kıyasla oldukça düşük.

olive press

Eskidünya’nın zeytinyağı üretim teknolojisine büyük katkı sağladığı düşünülen işlikte bileşik kaplar esasına dayalı üretim yapıldığı biliniyor. Bu teknolojinin Roma dönemine kadar kullanıldığı başka bir işliğe rastlanmamış olması burayı Anadolu’nun kendine özgü keşiflerinden biri yapıyor.
Tamamlanacak restorasyon ile işlik iki bin beş yüz yıl önceki haline getirilecek.
İşlikte kullanılan teknik, hidrolikten anlayan bir toplumun varlığını gösteriyor. Yağhanenin işleyiş aşamalarının başlangıcında yedi metre uzunluğunda, çatı tavanından aşağı uzanan bir mil yer alıyor. Milin ucundaki silindirik taşlar asmakattaki işçinin yardımıyla dönüyor. Değirmende ezilen zeytinler baskı tablasındaki torbalara konulup püre haline getiriliyor. Buradan çıkan yağ, bir kanalla üç gözlü yağ ayrıştırma düzeneğine akıyor. Bu düzenekte orta göze akan zeytinyağı ve kara su karışıyor. Ancak bir süre dinlendirildikten sonra kara su ve tortu dibe çöküp zeytin yağı üstte kalıyor. Dibe çöken kara su ise orta gözden açılmış bir delikle diğer göze doluyor. Zeytinyağı uygun kepçe ve kaplarla alınıp bekletiliyor. Ardından Klazomenai’ye özgü kuşak bezemeli amforalara konan yağ depoya taşınıyor. Amforaların üzerine yazılan `K’ harfi de kentin markası olarak kullanılıyor. Anakayaya oyulduğu için iyi korunagelen yağhanenin iki evreli olduğu saptanmış. İlk evrede sadece kent ihtiyacını karşılayacak miktarda üretim yapılırken, ikinci ve asıl evresinde farklı coğrafyalara yağ gönderen bir fabrika niteliğinde çalışmış. Her iki evresinde de kullanılan zeytin kırma değirmeni Anadolu’nun zeytinyağı üretme teknolojisine önemli bir katkısıdır. Ağır pres işlemi ve baskı sırasında bucurgat kullanılması ise büyük kapasiteli üretime yönelik girişimler olarak değerlendiriliyor. Günde dört yüz litre yağ üretilebilen işlikte beş ya da altı işçinin çalıştığı sanılıyor.
Atölyenin iç aksamları kestane ağacından yapılıyor. Tamamen elle işlenen ağacın özelliği dayanıklı olması. Zeytinin kırıldığı değirmen kısmında ise Urla’ya özgü taşlar kullanılıyor. İki yapının da çevre duvarlarının örülüşünde yaklaşık dört bin kerpiç kullanılması planlanıyor. Hayvan gübresi, saman ve keçi kılı karıştırılarak hazırlanan kerpiçler, 40×40 santimetre boyutlarında, 12 santimetre kalınlığında dökülüyor. Kapı menteşeleri ve diğer demir aksamlar da o dönemin özelliklerine uygun olarak hazırlanıyor.

Boğa Güreşi

31- Boğa güreşini İspanyollar icat etmiştir.

Antik dünyada boğalar, güçlerinden dolayı hep saygı ve korku uyandırmıştır. Eski Yunan, Roma ve Mısır medeniyetlerinde, hatta Çin’de bile boğalara karşı insanın gücünü ispat etme güdüsüyle boğa güreşleri düzenlenmekteydi.

arena
Bu kanlı oyunun İspanya’ya nasıl malolduğu tam olarak bilinmese de, oraya Mor’ların (bugünkü Moritanya) getirdiği tahmin edilmektedir. Ancak kimden almış olurlarsa olsunlar, oyunun mucidi İspanyollar değildir.

Boğa güreşi ile ilgili diğer bir yaygın yanlış da, boğanın kırmızı renkten hoşlanmadığıdır. Boğalar aslında renk körüdür. Kırmızıyı diğer renklerden ayırmaları çok zordur. O yüzden toreroların sarı, yeşil ya da mavi bir bez sallamaları onlar için pek bir şey ifade etmez, önemli olan bezin sallanması, ve dikkat çekmesidir. Hatta beyaz bir bezin boğanın dikkatini daha fazla çekeceğini iddia eden zoologlar da vardır.

Yani toreroların süslü kıyafetleri ve kırmızı bezleri aslında seyircinin dikkatine yöneliktir. Boğaları kızdıran, etraflarındaki telaşe, koşuşturma ve bu arada üstlerine doğru sallanan bezlerdir.
torero