Klazomenai ve zeytinyağı
Anadolu’nun en eski zeytinyağı işliği yeniden ayağa kaldırılıyormuş. İzmir’in Urla ilçesinde, antik Klazomenai kentinde bulunan işlik, İÖ 6. yüzyıla tarihleniyor.Bilinen en eski zeytinyağı işliği ise Kudüs’te.İÖ 630′lu yıllara tarihlenen bu işliğin üretim kapasitesi ve teknolojisi Klazomenai’dekine kıyasla oldukça düşük.

Eskidünya’nın zeytinyağı üretim teknolojisine büyük katkı sağladığı düşünülen işlikte bileşik kaplar esasına dayalı üretim yapıldığı biliniyor. Bu teknolojinin Roma dönemine kadar kullanıldığı başka bir işliğe rastlanmamış olması burayı Anadolu’nun kendine özgü keşiflerinden biri yapıyor.
Tamamlanacak restorasyon ile işlik iki bin beş yüz yıl önceki haline getirilecek.
İşlikte kullanılan teknik, hidrolikten anlayan bir toplumun varlığını gösteriyor. Yağhanenin işleyiş aşamalarının başlangıcında yedi metre uzunluğunda, çatı tavanından aşağı uzanan bir mil yer alıyor. Milin ucundaki silindirik taşlar asmakattaki işçinin yardımıyla dönüyor. Değirmende ezilen zeytinler baskı tablasındaki torbalara konulup püre haline getiriliyor. Buradan çıkan yağ, bir kanalla üç gözlü yağ ayrıştırma düzeneğine akıyor. Bu düzenekte orta göze akan zeytinyağı ve kara su karışıyor. Ancak bir süre dinlendirildikten sonra kara su ve tortu dibe çöküp zeytin yağı üstte kalıyor. Dibe çöken kara su ise orta gözden açılmış bir delikle diğer göze doluyor. Zeytinyağı uygun kepçe ve kaplarla alınıp bekletiliyor. Ardından Klazomenai’ye özgü kuşak bezemeli amforalara konan yağ depoya taşınıyor. Amforaların üzerine yazılan `K’ harfi de kentin markası olarak kullanılıyor. Anakayaya oyulduğu için iyi korunagelen yağhanenin iki evreli olduğu saptanmış. İlk evrede sadece kent ihtiyacını karşılayacak miktarda üretim yapılırken, ikinci ve asıl evresinde farklı coğrafyalara yağ gönderen bir fabrika niteliğinde çalışmış. Her iki evresinde de kullanılan zeytin kırma değirmeni Anadolu’nun zeytinyağı üretme teknolojisine önemli bir katkısıdır. Ağır pres işlemi ve baskı sırasında bucurgat kullanılması ise büyük kapasiteli üretime yönelik girişimler olarak değerlendiriliyor. Günde dört yüz litre yağ üretilebilen işlikte beş ya da altı işçinin çalıştığı sanılıyor.
Atölyenin iç aksamları kestane ağacından yapılıyor. Tamamen elle işlenen ağacın özelliği dayanıklı olması. Zeytinin kırıldığı değirmen kısmında ise Urla’ya özgü taşlar kullanılıyor. İki yapının da çevre duvarlarının örülüşünde yaklaşık dört bin kerpiç kullanılması planlanıyor. Hayvan gübresi, saman ve keçi kılı karıştırılarak hazırlanan kerpiçler, 40×40 santimetre boyutlarında, 12 santimetre kalınlığında dökülüyor. Kapı menteşeleri ve diğer demir aksamlar da o dönemin özelliklerine uygun olarak hazırlanıyor.

March 2nd, 2008 17:13
AWESOME