zebra mı yumurtadan, yumurta mı zebradan

Meşhur yumurtalı tavuklu sorumuz bir bakıma zebralar için de geçerli :

Acaba zebralar beyaz renkli olup siyah çizgili midir, yoksa siyah renkli olup beyaz çizgili midir ?
Zebralar günümüzde sahip oldukları çizgili pijamalarını milyonlarca yıl süren bir evrim sonucu geliştirmişler. Zebranın siyah beyaz pijamasının onu nasıl kamufle edebildiği sorunsalını (!) kurcalamadan önce, zebra deyince akla ilk gelebilecek soruyu soralım. Zebra beyaz tenli olup siyah çizgili bir kıyafet mi giymiştir, yoksa kendisi aslında çukulata renkli olup beyaz çizgili bir pijamaya mı sahiptir…

zebra

Her zebranın deseni kendine özgüdür, birbirinden farklıdır.

Buradaki desen farkı kalıtsaldır. Yani seçici pigmentasyondan söz edilebilir. Deriye rengini veren pigmentler, melanosit hücrelerinden oluşur. Hangi melanositlerin zebraya pigmentini vereceği belirli kimyasal uyaranlarla iletilir. Bu çizgili şablonun hangi aşamada başladığı tam olarak bilinmese de bebeğin embriyonik döneminde geliştiği tahmin edilmekte.

Peki zebra ne renktir ?

Bu konuda bir araştırma yapıldığında pek çok önerinin ortaya atıldığı görülecektir. Ancak zoologların genel görüşü, zebranın “siyah derili bir hayvan olup beyaz çizgiler taşıdığı“dır.

Konuyu biraz derinlemesine düşündüğümüzde gerçekten mantıklı olan da budur. Çünkü çizgili şablon, aktif pigmentler (siyah) ve tutulan pigmentler’den (beyaz) oluşmaktadır. Yani derinin rengi siyahtır, beyaz yerler ise pigmentasyonun (boyamanın) gerçekleşmediği yerlerdir. Yani zebranın tüylerini traş edecek olursak altında siyah bir derinin bulunduğunu görürüz.

Gelelim çizgili pijamanın zebrayı nasıl koruduğuna, kamufle olmasına nasıl katkıda bulunduğuna :
gp1006l1

Yaban hayatını gösteren pek çok belgeselde aslanın pençleleriyle bir zebranın sırtından asılıp, boğazından yakalayıp öldürdüğüne şahit olduğumuzda zavallı zebraya en fazla birkaç saniye için olsa da acır, sonra da bunun doğanın bir kanunu olduğunu hatırlar ve unutur geçeriz, ancak doğanın bu kanunundan çizgili pijaması sayesinde yırtan zebralara ne demeli ?

Her ne kadar bize yeşil çimenler arasında siyah-beyaz çizgili bir hayvanın saklanmasının mantığını anlamak zor olsa da bu çizgiler bir evrim harikası. Aslında zebranın siyah-beyaz, çimenlerin yeşil ya da sarı olması farketmiyor, çünkü zebranın baş düşmanı aslan renk körüdür. Dolayısıyla bu düşmandan saklanırken önemli olan şablonun rengi değil çizgilerdir. Yani aslan, uzun yeşil bir bitki örtüsünün içinde hareketsiz duran bir zebrayı, gözden kaçırabilir.

tam ortaya bakınız ve şaşı olunuz

tam ortaya bakınız ve şaşı olunuz


Ancak çizgilerin asıl işlevi zebralar sürü halindeyken ortaya çıkmakta: Zebralar toplu halde yaşarlar ve otlamak için gerekirse yine toplu halde 500 km. yol katederler. Sürü halinde duran zebraların çizgili deseni birbirine karışmakta, dolayısıyla renk körü aslan birsürü çizgili zebra değil, yumak halinde çizgili bir yığın görmektedir.

Bunların içinde tek bir zebrayı ayırdedemediği için de bir saldırı planı geliştirmememekte, hatta hangi zebranın ne tarafa hareket ettiğini bile gözlemleyememektedir. Dolayısıyla sürüdeki küçük ve zayıf zebraları ayırdetmesi de güçleşmektedir.

Zebraların aslanları zorlayan bu şablonları, kendi aralarında bir sorun oluşturmaz; her zebranın deseni ayrıdır ama, zebra bildiği desen şablonundan kendi sürüsünü bile ayırdedebilir.

Sigarayı nasıl bırak(ama)dım!

Aması falan yok, bırakdım demek isterdim ama henüz tam beceremedim. Buraya ayrı sayfa açmamın sebebi de, sözümden dönüp kendimi rezil etmemek için herşeyi yazılı hale getirip mecburen bırakırım diye düşünmem. Önce biraz ön bilgi.

Yaş: 45, Boy: 1.80 cm. Kilo: 112 kg. Tiryakilik: Günde 3 paket x 27 yıl.

Bu meretle tam 27 yıldır iyi bir ilişkimiz vardı. İlk defa geçen yıl, boğaz hırıltılarımın artması üzerine prematür bir bırakma denemem olmuştu. Yatmadan niyet edip ancak öğleden sonraya kadar dayanabilmiştim. İçmediğim 7-8 saat sürecinde hayatım bir kabus olmuştu, etrafa boş boş bakıyor, kafam çalışmıyor, sigaradan başka bir şey düşünemiyordum.

Ancak niyeti bozup üstüste 3-4 sigaradan sonra normal hayatıma dönmüş ve bir daha denememeye karar vermiştim. Herneyse geçenlerde, tam olarak 7 Şubat gecesi saat 2′de sigaram bitti ve 3′e kadar sokağa çıkıp açık bakkal aramaya üşenerek dolandım durdum. Bir taraftan da bağımlılığımın dozu ve bu kadar iradesiz olmak da beni çok rahatsız ediyordu. Uzatmayalım ne olduysa birdenbire sigarayı bırakabileceğime kendimi ikna ettim. Bir şekilde beynimi de şartlamışım ki, bırakma kararını verince içimi bir huzur kapladı ve Read the rest of this entry »

Fibonacci sayıları – I

1175 yılında Pisa’da doğan Italyan matematikçi Leonardo Fibonacci aslında hiçbirşeyin mucidi olmamakla beraber, bir tür gizemli sayı serisine ismini vermiştir. Babasının görevi için şimdiki Cezayir’de bulunduğu sırada Araplardan öğrendiği matematik konularını bir kitapta toplayarak, günümüzde kullanılan Hint-Arap sayı sistemini Avrupa’ya tanıtan kimsedir.

Bize şimdi garip gelmesine rağmen 12-13.yüzyıl Avrupasında 0 “sıfır” bilinmiyordu ve Romen rakamları kullanılıyordu. Ondalık sisteme ve 0-9 arası sayıların pratikliğine alışan Fibonacci yazdığı “Hesaplama Kitabı”yla Hintlilerin ve daha sonra Arapların yüzyıllardır kullandığı sistemi Avrupaya ilk tanıtan kişidir. Ayrıca bu sayılarla nasıl muhasebe tutulacağını, temel matematik işlemlerini, ağırlık ve diğer ölçümlerin nasıl hesaplanacağını, faiz hesaplarını, para değiş tokuşu vs örneklerle anlatarak Avrupa’da matematiğin gelişmesinin temellerini atmıştır.

SORU (1200 yılında Fibonacci’nin çözdüğü problem):

1 erkek ve 1 dişi tavşanı bir tarlaya bırakırsak 1 yıl sonra kaç tavşan olur? Read the rest of this entry »

Domatesin çekirdeği kırmızı…

Bugün yokluğunu düşünemiyeceğimiz gıdaların en başta gelenlerinden domatesin tarihi aslında çok yeni, 1850 lerde Sultan Abdülmecid tarafından getirilmiş ama sofralara gelişi 1960 ları bulmuş. 1970’de 2 milyon ton ürettiğimiz domatesi çok sevmiş olmalıyız ki 1985’deki 4 milyon tonluk üretim şimdilerde 10 milyon tona çıkarak, Çin (36 m.t.) ve ABD (13 m.t.) nin ardından dünyanın 3. büyük üreticisi olmuşuz. FAO 2005 verilerine göre, günlük kişi başı tüketimde Yunanistan 1., Mısır 2. ve Türkiye de 3. durumda.

domat.JPG

Meksika ve Peru’da yüzyıllardır bilinen domates Amerika’yı keşfe giden Ispanyollar tarafından dünyaya 16.yy da tanıtılmış. İlk başlarda zehirli sanıldığı için pek dikkate alan olmamış (aslında meyvası hariç bitki zehirlidir). Read the rest of this entry »

Uzayda yaşamın bilinmeyenleri

Herhalde istisnasız herkes uzaya çıkıp şöyle dünyaya bir uzaktan bakmak ister, bir sürü çocuk da büyüyünce astronot olmak ister. Meğer astronotlar neler çekiyormuş da haberimiz yokmuş. İşte bazı ilginç bilgiler:

* Yerçekimi olmayınca tüm vücut sıvıları yukarıya doğru çıkar, surat pofuduk bir hal alır, kemikler kalsiyum kaybeder bu da böbrek taşı oluşumuna neden olur.

* Bağırsaklar çok yavaş çalışır, kabızlık kaçınılmazdır, kalp büzüşür ama en ilginci omurgada azalan basınç sayesinde astronotların boyu 5 cm kadar uzar.

*Dünyada horlayan astronotlar uzayda ses çıkarmadan uyur ama derin uyku bir hayaldir, güneş günde 16 kere doğarsa gelin de Read the rest of this entry »

Katkı maddelerinin olumsuz katkısı

Katkı maddeleri çocukları olumsuz etkiler mi? İngiliz tıp dergisi Lancet’te yayımlanan bir çalışmaya göre evet, etkiler.
Southampton Üniversitesinden bir araştırma ekibi 3 yaşında 153 çocuk ve 8-9 yaşlarında 144 çocuk üzerinde hiperaktivite ölçümleri yapmışlar. Bir gruba 6 hafta boyunca yapay reklendiricili ya da sodyum benzoat koruyuculu meyva suyu verilirken, diğer gruba Read the rest of this entry »